"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Anayasa olsun mu?

Faruk ÇAKIR
05 Mayıs 2026, Salı
Hem yeni adalet bakanı, hem de giden adalet bakanı hatta bakanları Türkiye’ye, ülkemize “yeni bir anayasa lâzım” dedi ve demeye de devam ettiler. Gerçekten ülkemize yeni bir anayasa mı lâzım yoksa “yeni bir anlayış” mı lâzım, bunu iyi tartışmak faydalı olur.

En başta ifade etmekte fayda var ki yapılacak olan her “iyi”liğe taraftar olmak icap eder ve taraftarız. Dolayısı ile 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra hazırlanan ve 1982 yılında “serbest görünümlü bir dayatma ile” millete kabul ettirilen “1982 Anayasası”nın değişmesinde mutlaka fayda vardır. Ancak yine her defasında ifade edildiği üzere yeni değişiklikler “daha iyiye doğru” olursa kabul görür ve bir anlam ifade eder. Yani “gelen yeni anayasa, gidecek olan eski anayasayı aratacaksa, daha “kötü” olacaksa, niçin istensin ve kabul görsün?

Peki, böyle bir ihtimal var mı? İlk bakışta “yok” gibi görünse de şimdiki idarecilerin anlayış ve uygulamalarını görünce bu ihtimal akla gelir. Muhtemeldir ki “Daha iyi bir anayasa yapacağız” diye yola çıkanlar; 12 Eylül darbecilerinin anayasasını dahi arattıracak bir anayasayı milletin önüne koyabilirler.

Bu kanaate nereden gelindiğini merak edenlere şunu söylemek mümkün: Anayasa ile ulaşılması umulan “Birinin hatasıyla başkası mesul olmaz” kaidesini uygulamak şimdiki anayasa ve kanunlarla mümkün olamaz mı? Niçin bu en temel insanî kural uygulanmıyor? “Suç ve cezaların şahsîliği ilkesi, ceza hukukunun temel taşı olup, bir suçtan yalnızca o fiili işleyen kişinin sorumlu tutulabileceğini ve cezalandırılabileceğini öngörür”se bunu uygulamak için yeni bir anayasa ihtiyaç var mı? 

Var olan kanunları uygulamayan, mevcut anayasanın “iyi” maddelerini dahi yok farz eden bir siyasî iradenin yeni anayasa yapmak istemesi çelişki değil mi? Gerek Anayasa Mahkemesi ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi”nin verdiği “adil karar”ları dahi görmezden gelen bir anlayışın yeni anayasa yaparak ulaşmak istediği zemin neresi olabilir?

Elbette her türlü mahkemenin kararına itiraz edenler olabilir. Mahkemelerin yanlı kararlar alması da zaten mümkündür ve binlerce misali vardır. Fakat ihsan hakları lehinde olan ve umumî olarak kabul gören “doğru” kararların dahi uygulanmaması nasıl ve ne ile izah edilecek? Onlarca değil belki binlerce keyfi uygulama yapan siyasetçilerin neredeyse her gün ya da her hafta “yeni anayasa yapalım” demesi inandırıcı olabilir mi?

Her şeye rağmen biz yine de prensiplerimizi hatırlayalım ve hatırlatalım: Eskiyi aratmayacak ve daha iyi olacak her türlü adıma yolu verilsin. Ne var ki mevcut halde “iyi kanun maddelerini” uygulamayan, “hak, hukuk, adalet” kavramlarının hatırlatılmasından dahi memnun olmayanların “daha iyi” yönde adım atma ihtimalleri inandırıcı gelmiyor. 

Hukuk sistemindeki bunca sıkıntıya rağmen “En iyi sistem bizde” diyenlerin daha iyi kanunlar yapma ihtimali pek de mümkün görünmüyor. Önce, var olan “iyi kanun”lar ve iyi kararlar uygulansın hele...

Okunma Sayısı: 182
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı