"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân kursları

Yasir Özer
12 Ocak 2022, Çarşamba
ANAP-DSP-MHP koalisyonu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri hakkında hazırladıkları kanun tasarısını bir yaz günü meclise sundu.

Tasarıya göre; Kur’ân eğitimi almak artık beşinci sınıfı bitirmekle (on iki yaş), hafızlık eğitimi ise asgarî on beş yaşında mümkün olacaktı. Aynı şart Yaz Kur’ân kurslarını da kapsıyordu.

O günler için on iki yaş altındaki öğrenci sayısının altı-yedi milyon olduğu düşünülürse, tasarının kabulü halinde devlet, yedi milyon çocuğa Kur’ân eğitimi alamazsınız diyecekti. Halihazırdaki kurslarda eğitim gören çocukların da yüzde seksen beşi on iki yaş altında idi. Yasa çıkması halinde onlarında eğitim hakkı elinden alınmış olacaktı.

Önergeyi ANAP, MHP ve DSP’nin grup başkanvekilleri getirmiş, önerge altında imzası bulunanlardan sadece ANAP grup başkanvekilinin ismi okununca kendisi buna itiraz etmiş bunun da tutanaklara geçmesini istemişti.

Sanki girilen vebalin farkındaydı ve tarih önünde bütün mesuliyetin kendi üzerine kalmasını istemiyordu..

Meclis görüşmelerinde söz alan bütün milletvekilleri verecekleri kararın öneminin farkındaydılar. Tasarıyı getiren partilerin vekilleri ya nadiren söz alıyor ya da tasarıyı şiddetle savunmak yerine ‘bizden önce de vardı’ deyip topu taca atıyorlardı. Muhalefet sık sık; on iki yaşından küçük çocukların; dil, müzik, bale, opera kursuna giderken, neden Kur’ân kursuna gidemediği sorusunu yöneltiyordu.

Tasarı bu haliyle halkı, günah ve suçtan birini tercih etmeye zorluyordu.

Din eğitimini temin eden Anayasa’nın 24. maddesine karşı Danıştay kararları, yönetmelikler, genelgeler gösteriliyor, normlar hiyerarşisi alt üst ediliyordu.

Halbuki bu tartışmalar Avrupa için çoktan geride kalmış durumdaydı. Meselâ Belçika’da beş yaşındaki çocuğunu anaokuluna kaydettiren ebeveynine, görevliler; “Çocuğunuza Katolik mi yoksa Evanjelist eğitimi mi verelim?” diye soruyorlardı.

Ebeveyni, ‘İslâmiyet’ dediği takdirde programlarında böyle bir bölümün bulunmadığını ifade edip, yardımcı olamadıkları için özür diliyorlar ve arzu ederlerse ‘moral eğitimi’ verebileceklerini söylüyorlardı.

Medeni dünyanın çoktan hallettiği bu meselede, biz kaplumbağa adımlarıyla mesafe alıyorduk.

Netice itibariyle memleketin maneviyat cephesine darbe vuran bu tasarı yasalaştı 28 Şubat’ın laiklik paranoyası, medyanın irtica yaygarası gölgesinde alınan bir karardı bu. 2012 yılına kadar da bu yasak devam etti.

Kur’ân kursu haberlerinin sekiz sütuna manşet olduğu o günlerden hâlâ çok uzakta değiliz. Ama mazinin bu vahşetinin, artık siyasetin gündeminden çıkma eğilimine girdiğini düşünüyorduk. Ta ki bir vekilin tevhid-i tedrisat üzerinden getirdiği konuşmasını ‘ortaçağ zihniyeti’ne bağlayana dek.

Milletvekilinin konuşması, ‘gördünüz mü?’ başlıklarıyla servis edildi. Yorumlar partinin, ‘mâlûm damarı’nın yine nüksettiği’ şeklindeydi.

Yaklaşık kırk beş dakikalık konuşmanın küçük bir bölümünü oluşturan ifadeler, iktidar blokunda elden ele dolaştırıldı. Çünkü yapılan konuşma tek parti zihniyetinin hizasına düşüyordu.

Cumhur İttifakı da bu fırsatı kaçırmadı ve kendisine siyaset yapacağı geniş bir alan sağlanmış oldu.

Gelinen noktada hesap her zaman ki gibi CHP genel başkanına fatura edilmeye çalışılıyor, çalışılacak. Hatta seçim sathına girildiğinde iktidar bloku, elinde kuvvetli bir argüman olarak bunu sık sık kullanacak.

Bu durumun Kılıçdaroğlu için yeni bir bariyer oluşturduğu muhakkak. Gittiği yerlerde muhtemelen kendisine bu açıklamalar sorulacak. Umuyoruz kendisi de parti sözcüsüyle aynı kanaatte değildir. Tek parti döneminden alınan ilhamla üretilen fikirlerin, bu ülkenin genleriyle uyumlu olmadığı artık tabiat kanunu kesinliğinde.

Öbür taraftan CHP artık sadece kendinden ibaret bir parti değil. Müstakil yapıları ile beraber bir ittifakın da mensubu konumundalar.

Dolayısıyla her sorumsuz açıklama, partiyi aşıp ittifakı da yaralama eğilimi taşıyor. Millet İttifakı’nın önemli oranda maya tuttuğu, millet nezdinde kıymet kazandığı bir vetirede ittifak paydaşları ve sözcüleri açıklamalarını artık daha ince elemeli daha sık dokumalı. Bu memleketi zamanında enerjisinin büyük kısmını yitirdiği sahalara tekrar sürüklememelidir.

Not: Bu cümlelerle yazıyı bitirmiştik ki CHP liderinin parti sözcüsünü eleştirdiği, kanaatlerine katılmadığı haberi önümüze düştü. Bu açıklamanın genel başkan nezdinde de bir karşılığının olmaması ve bunu zamanında ifade etmesi, ileri ki süreçte partinin ve ittifakın elini rahatlatacak bir gelişme olması açısından kıymetli.

Okunma Sayısı: 1346
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı