"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bilvasıta müteharrik yönetimler ve İslâm dünyası

Yusuf ÇAĞLAYAN
05 Aralık 2014, Cuma
Ortadoğu sistemini oluşturan bütün devletlerin kuruluşunda, o devletlerin kurucuları “müteharrik-i bizzat değil, bilvasıta müteharriktir.” (Sünûhat, Rüyada Bir Hitabe)

Müteharrik-i bizzat ve bilvasıta müteharrik kavramını bir misalle açıklayacak olursak, tren örneğini verebiliriz. Trenin lokomotifi müteharrik-i bizzattır. Hareketini kendinden alır. Ancak vagonlar, bilvasıta müteharriktir. Hareketini lokomotiften alırlar. Vagonların, harekette, hareketlerinin yönünde ve hızında bir iradeleri yoktur. Özetle, bütün hareketleri, lokomotif hesabına geçer. 
Ortadoğu’daki devletlerin müteharrik-i bizzat değil, bilvasıta müteharrik oldukları aşikârdır. Bu devletlerin İslâm’ı temsil kabiliyetinden nasıl yalıtıldığını, tekrar bu kabiliyeti kazanmalarının önünü kapatacak ideolojik mekanizmalarla nasıl kuşatıldığını ve İslâm ülkelerindeki rejimlerin bilvasıta müteharrik karakterini anlayabilmek için, tarihten iki tipik örnek vermek istiyorum.
Tarih 11 Temmuz 1882. İngiltere Mısır’ı işgal ediyor. Bu işgal, Şubat 1922 tarihine kadar sürüyor. Arada geçen süre, sadece askerî boyutta bir müdahale ile sınırlı kalmıyor. Sosyolojik bir müdahale ile Mısır’da İslâm’ı temsil kabiliyeti bastırılıyor ve yerine etnik kimlik bağlamında bir ideolojik yapı inşa ediliyor. İleride İngilizlere karşı bağımsızlık savaşına öncülük edecekler de işte bu yapı elitleri oluyor. İngilizler, askerî ve fiilî işgal yerine, bizatihi Mısırlı elitler eliyle zihniyet boyutunda dolaylı bir işgali esas alıyor. Ancak, bu ikinci tür işgali devreye sokabilmek için, klâsik hâkimiyet ve bağımsızlık teorisini de kullanıyor. Mısır halkının klâsik hâkimiyet ve bağımsızlık idealinin gerçekleşeceği bir süreç bizzat İngiliz politikasının açılımı olarak cereyan ediyor. İngilizler Mısır’da, ne yapıp edip, Mısır’ın kendilerinden kurtarılmasında, kendi yetiştirdikleri Nasyonalistleri kendi karşılarına çıkarıyor. Bizzat İngilizlerin mayaladığı bu elitler, İngilizlere karşı dini duyguları da kullanarak halkı harekete geçiriyor ve bağımsızlık hislerini yükselterek, bu doğrultuda gerçekleşen çatışmalara öncülük ediyor. Sonuç malûm, İngilizler Mısır’ın bağımsızlığını bu Nasyonalistlerle masaya oturarak tanıyor. İngiltere Mısır’da kendi politikalarına aracılık edecek yerli, Batılı eğitimden geçmiş, İslâm’ı temsil etmeyen bir elit kesime Mısır’ı teslim ederek çekiliyor. 
İkinci tipik örneğimiz ise, Cezayir’dir. Aynı dönemde Cezayir de Fransızların işgali altındadır. Ancak, Cezayir’in bağımsızlık mücadelesi, Mısır gibi olmuyor. Çünkü Fransızlar modası geçmiş bir hâkimiyet (fiilî işgal) teorisinden vazgeçmemekte ısrar ediyor. Ta ki, İngiltere’nin Mısır’da uyguladığı stratejiyi Fransa’ya tavsiye etmesine kadar. Uzun yıllar sonra, Fransa İngiltere’nin stratejisini izleyerek, Cezayir’in bağımsızlığını tanıyor. Cezayir’in Müslüman halkı yüzyılın en şanlı ve uzun direniş savaşlarından birini gerçekleştiriyor. Ancak, Fransa çekilirken, yönetimi, gerçekte kendilerinin öne çıkardığı, Cezayir kökenli olmaktan başka fazla bir özelliği bulunmayan, sözde Fransa’ya karşı bağımsızlık savaşına öncülük eden, İslâm’ı temsil etmekten uzak bir elit kesime bırakıyor. 
İngiltere’nin Mısır’da uyguladığı ve Cezayir’de Fransızlara tavsiye ettiği Ortadoğu siyasetinin temel ilkesi, Lozan’da İngiliz Murahhas Heyeti Reisi Lord Gürzon’un “Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz” (Emirdağ Lâhikası-2, s. 31-33 ) sözlerinde ifadesini buluyor. Malûm, Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanıyor. Müteakiben İngilizler, 06 Ekim 1923 tarihinde işgal ettiği İstanbul’dan çekiliyor. Bu tarihten itibaren, Türkiye’de İslâm’ı temsil rolünü sonlandıran bir dizi reformlar gerçekleştiriliyor. 
İşgal ettiği ülkelerden çekilmeden önce İslâm’ı temsil rolünü terk etmeyi garanti etme İngiltere’nin genel stratejisidir. Çünkü İslâm toplumlarının iç ve bölgesel dayanışma bağlamı İslâm’dır. İslâm toplumlarının bu bağlamda bir İslâm temsilinin önlenmesi stratejik bir öneme sahiptir. Günümüzde Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasında bu önleyici strateji izleniyor. Arap Baharı ile gelen seçimde tecelli eden Mısır halkının demokratik iradesinin nasıl bastırıldığı ve yönetimin nasıl el değiştirdiği hepimizin malûmu… Cezayir halen Fransız uydusu bir yönetimin kontrolünde bulunuyor. Tunus, Libya ve Irak aynı strateji ile yeniden yapılandırılıyor. Suriye, İslâm’ı temsil etmeyen yerli işbirlikçi bir aday ortaya çıkıncaya kadar kendi kendini tüketmeye terk edilmiş bulunuyor. Türkiye, temsil ettiği Kemalist ideolojiden beslenen bir etnik kimlik çatışmasının pençesinde bütünlüğünü kurtarma mücadelesi veriyor. 
İngilizlerin işgal edip sonra çekildiği ülkelerde, yönetimler neden yerli halkın ortak kimliğini temsil etmiyor? Meselâ, Mısır, neden kendi halkının İslâmî kimliğine karşı yapılanmış bir rejimi temsil ediyor? Neden Mısır ordusu, Mısır’da İslâm’a karşı örgütlenmiş bir rejimin bekçiliğini yapıyor? Kendi kimliğini ve iradesini temsil etmeyen bir Mısır devletinin arkasında Mısır halkının sosyolojik gücü olabilir mi? Kendi toplumu ile ve toplumun temel kimlik değerleri ile barışık olmayan Mısır rejiminin arkasında hangi irade olabilir? Mısır’da, doğru bir “İslâm temsilini” önleme misyonuna ayarlanmış bir rejim ve bu rejimin koruyucu ve kollayıcı misyonunu üstlenmiş bir ordu, Mısır’ın hâkimiyet ve bağımsızlığını temsil ediyor olabilir mi? Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. Sadece Mısır değil, bütün İslâm ülkeleri bilvasıta müteharrik yönetimlerin pençesinde kıvranmaktadır.

Okunma Sayısı: 1607
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı