"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB doğru anlaşılmazsa…

Şükrü BULUT
27 Nisan 2026, Pazartesi
Her ne kadar globalistlerin icraatlarına dikkatleri çeksek de, dünyamızın bir köye dönüştüğünü inkâr edemiyoruz.

Bediüzzaman’ın satranca benzettiği dünya siyasetini, mevcut çatışmaları ve perde önündeki kamplaşmaları doğru tahlil etmemiz, hadiselerin mahiyetlerine nüfuzla mütenasiptir. Bu ise önce Kur’ânî paradigmaları, sonra da doğrulanmış bilgileri gerektiriyor.

Bediüzzamanın Âhirzaman’ı tahlil eden Beşinci Şua eserinde, Hz. Mesih ile alâkalı bahislerinde ve ilgili mektuplarında ortaya koyduğu çerçeve veya harita esas alınmadan, zamanın olaylarını doğru analiz edemeyeceğimizi mütemadiyen söylüyoruz. Eski halin muhaliyeti, Birinci Dünya Savaşı öncesindeki klasik prensipler, gelişmekte olan teknolojiye şerirlerin insaniyetperverlerden önce erişebilmeleri, materyalist felsefenin mahsulü zehirlerle perişan olmuş dünyamızın sosyal hayatı ve yine Marksist ihtilâlcilerin çıkardıkları savaşların esas sebepleri; Doğu’nun veya Batı’nın klasik bilgileriyle anlaşılamıyor.

Bir hakikat daha var… Dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun, hadiseler iç içe geçiyor. Sahnelerde her ne kadar millî devletlerin bayrakları görünse de; hepimiz biliyoruz ki esas aktörler globalce savaşıyorlar… Dünya ikiye bölünmüş durumda… Kuvvetli veya zayıf irtibatlarla bütün milletler bu iki kategori içinde yer alıyor… Bu hakikati; “demokrasiler cephesi” ile “global marksistler cephesi” olarak da tavsif edebiliriz. Bazen çok haklı bir cephede, karşı tarafın gizli müdahalesiyle öyle cinayetler işleniyor ki, bütün cepheyi mağlubiyete düşürecek kadar dehşetli oluyor.

İki yanlıştan bir doğru çıkmayacağını yeniden öğrenmemiz lâzım. Zalime veya haksız bulduğumuza itiraz ettiğimizde, onların kendilerini müdafaalarına kulaklarını ve gözlerini kapatanlar da doğruyu zor bulabilirler. Çoğu kez, cinayetlerini, başkalarına yükledikleri cinayetlerle gizleyenlerle karşılaşıyoruz. İlim ve teknoloji ilerledikçe, insanların nefislerinden ve enaniyetlerinden çıkan şerler inceleşip derinlik kazanıyor.

Avrupa Birliği’nin dinî temellere oturtulmuş bir barış ve demokrasi projesi olduğunu bildiğimiz halde; hürriyeti ve demokrasiyi istismar eden Neoliberalleri İsevîlerden ve hakiki demokratlardan ayıramayanlar, genellikle ciğeri kediye emanet ediyorlar. AB’nin kuruluşunu, tarihçesini ve bilhassa son kırk-elli senesini öğrenmeden belli hadiseler ve şahıslar üzerinden genel değerlendirmelere gitmenin vahametini, daha önce de yazmıştık. Bunca iğfaller ve manipülasyonlar zamanında; partilerin, grupların veya şahısların bize gösterdikleri kimliklere inanacak mıyız? “Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, kişinin görünür rütbe-i aklı eserinde” fehvasınca, tahkik ehli olmamız gerekiyor.

Willy Brandt’tan Mitterrand’a, Kohl’e, Sarkozy’ye, Merkel ve von der Leyen’e uzanan siyasî çizginin mütemadiyen Türkiye’yi AB’den uzak tutmalarının sırlarını; onların bağlı bulundukları küresel çetelerle irtibatlandıramayanların, AB’nin günümüz için ne denli önemli olduğunu bilmesi mümkün değildir. Türkiye’mizde milliyetçilere ve siyasetçi dindarlara demokrasimizi idam eden 12 Eylül İhtilâli’ni milletimize dayatanlar, AB’ye Sosyal Marksizm’i ve ahlâksızlığı neden yaptırmasınlar ki… Ukrayna’da Yahudî asıllı aktörlere, dedelerinin katilleri olarak bildikleri (sözüm onlara Nazileri) bölgenin Hıristiyanlarını savaş bahanesiyle öldürtmenin hakikati de, Ortodoks halklarınca öğrenilecek…

Avrupa Birliği’nin en münâfık düşmanı olan Neoliberallerin (ağırlıklı Almanya Yeşilleri) hakikatleri gizlediği örtüleri, zamanın rüzgârları bir kere uçurdu. Bundan böyle anayasa ile AB halklarına dayattıkları LGBTI+’den tutunuz, Davos şartnamelerine kadar… Artık ne İngiltere’nin dessas politikaları, ne Macron, von der Leyen, Merz ve Tusk’un patronları ne de Neoconların İran seferi bu sukutu durduramayacaktır.

Önemli olan, zamanın doğru paradigmalarını esas almak olmalı. Hz. Mesih olmadan Marksistlerin küresel tahribatlarını ne AB’yi isteyen İsevîler, ne de demokrasi peşindeki Müslümanlar durdurabileceklerdir. Küreselleşmeyi doğru anlayamayan Hıristiyan ve Müslüman topluluklarına, elbette ihtilâlci Marksistler çıkardıkları felâketlerle ve çatışmalarla idrak ettireceklerdir.

İnşaallah devam edelim…

Okunma Sayısı: 971
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halim Selim

    27.04.2026 23:49:02

    Kontra atak yapmak lazım. Madem siyasi olarak müslümanlar pek bir şeyi değiştiremiyor. Değiştirebileceği kadarına odaklansınlar. Halk bazında gidip barışçıl İsevilerle tanışıp kendi medeniyetlerini ispat etsinler. Diğer türlü batının saf toplumlarına İslam'ı terörizm diye yediriyorlar. İslam'a meyledilmesin diye uğraşıyorlar. Daha yeni İtalya'dan bir barış filosu Gazzeye kalkmış. Yani Haçlılar barış için müslümanlara gemi filosu kaldırıyor. Ne günler görüyoruz. Müslüman Türk insanı değişimleri okuyup daha aktif hareket etmesi lazım. Adamlar bize barış filolarıyla geliyor. Biz de onlara gidelim. İnsanca gidelim. Müslümanlarla yüz yüze tanışmalarına fırsat verelim. Görelim mevla neyler....

  • Enes

    27.04.2026 18:10:10

    Yolsuzluğa bulaşmış doğu bloğu ülkeleri birliğe girerken kriter yok. Ama Bosna vr Türkiye birliğe girerken kriterler dayatılıyor. Ege ve Kıbrıs'tan vazgeçmemiz, Karadeniz'deki ve boğazlardaki hakimiyetimiz Rusya ya karşı sopa olarak kullanılsın istiyorlar. Türkiye'nin adalet ve demokrasi ile yönetilip yönetilmemesi avrupa için sorun mu? Elbette değil.

  • Mustafa Said Kara

    27.04.2026 16:29:26

    Avrupa gözümüzün önünde. Kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmezler. Dünyaya verdikleri zarar ortada. Hala Avrupanın peşinde koşmak akıllı işi değildir. İslamiyetin şeriatı bize yetmiyor mu ki demokrasiyi tek kurtuluş yolu olarak icat ediyorsunuz? Böyle bir şeyin ne nurlarda ne de kadim islam geleneğinde bir dayanağı olmadığını bilmelisiniz. Cumhuru ulemanın kabulüne vabeste olmayan söylemler en başta bizim hizmet çizgimize uymaz ve zarar verir. Daha mutedil ve islami çözümler bekliyoruz.

  • Mustafa Said Kara

    27.04.2026 16:25:46

    Ey kardeş bil ki! Kâfirler, hususan Avrupalılar ve bilhassa İngilteredeki şeytanlar ve Frenk iblisleri, müslümanlara ve ehl-i Kur'ana ebedî can düşmanı ve daimî muannid hasımlardır. Çünkü Kur'an-ı Hakîm; Kur'an'ı ve İslâmı inkâr eden kâfirleri ve onların abâ ve ecdadlarını idam-ı ebedî ile mahkum ediyor. Evet o Kur'anın kat'î nusûsuyla o kâfirler ebedî bir surette idama mahkum ve Cehennem'de sermedî mahbusturlar. İşte ey ehl-i Kur'an! Size ebedî düşman olan ve hiç bir surette size muhabbet ve meyletmelerine imkânı olmayan kimselere nasıl meyl ve muhabbet ediyorsunuz? (Mesnevî-i Nuriye)

  • HASAN DOĞAN

    27.04.2026 14:04:03

    Avrupalı neoliberallerin Türkiye2nin AB'ne alınmasına engel olunması durumu taraflı değerlendirilmemeli kanaatimce.Varsın onlar almak istemesin bizi,lakin biz bize düşen işleri yapmadan nasıl AB'ne ki üstad'a göte 2.Avrupa Birliğine nasıl gi,receğiz.Hak hukuk adalet yerlde sürünüp zulüm diz boyu iken ve paçalarına kaday yolsuzluğa batmış bir ülke nasıl girecek AB'ye ağabey.

  • Abdullah

    27.04.2026 12:05:58

    Abi çok geniş etraflıca anlatmışsınız, Ancak biz bu kadar geniş dört başı mamur makalelerinizi ideal anlamda anladığımızı kendi payıma söyleyemem. Allah sıhhat-ı nazar ve istikamet-i fikirden ayırmasın.

  • Bülent Bektaş

    27.04.2026 08:39:18

    Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık Sağlıklı ve bereketli haftalar

  • Enes

    27.04.2026 06:20:40

    Üstadımızın GARB HUSUMETİ baki kalmalı tavsiyesini göz ardı etmeyin. Avrupaya meftun bir milletin cesareti törpülenmiş, ehlilelştirilmiş demektir. Hayır gelmez. Geçmiş olsun.

  • Ahmet

    27.04.2026 06:00:16

    AKP nin AB ye karşı çeyrek asırdır şiddetle mücadelesini bilmemiz de gereklidir, değil mi?

  • Alaaddin

    27.04.2026 05:49:37

    Globalleşme içinde milli kimlik mümkün mü? Veya Milli kimlikleri AB içinde korumak mümkün mü? Hocam bu sorulara da cevap yazarsanız memnun oluruz.

  • Cemal Özkaya

    27.04.2026 00:40:38

    Herifler hiç yorulma osanma bilmeden şerde ihlâslı bir şekilde asırlardır çalışıyor. İhlâs şerde de olsa netice veriyor. Zalimler için yaşasın cehennem

  • Hüseyin T

    27.04.2026 00:23:37

    Küreselleşen dünyada iki cepheli satrancı görmek, hadiselerin içyüzüne nüfuz etmek için şart. Demokrasi cephesi ile global marksistler cephesi arasında sıkışan milletler, çoğu zaman kendi safında işlenen cinayetler yüzünden bütün davayı kaybediyor. AB’nin kuruluşundaki Hıristiyan temelli barış projesi, neoliberal istismarcılar yüzünden çarpıtıldı; Türkiye’nin 12 Eylül’ünü dayatanların şimdi AB üzerinden ahlâksızlığı meşrulaştırması tesadüf değil. İlim ilerledikçe şerler inceleşiyor, kimliklere değil icraatlara bakmak zorundayız. Ne var ki, bu tahribatı ne demokrasi ne de insan hakları söylemi durdurabilir; işaret edilen hakikat şu: Hz. Mesih beklentisi olmadan, Müslüman ve Hıristiyan toplulukların Marksist ihtilâlciliğin küresel ağı karşısında saf tutması mümkün görünmüyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı