"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hacı Mirza Demir Ağabeyle

Misbah ERATİLLA
24 Mayıs 2026, Pazar
1974 yılında, Mersin Öğretmen Lisesi birinci sınıfının ikinci döneminin sonlarına doğru, bir çay sohbeti sırasında Risale-i Nurlarla tanışmıştım.

Yaz tatilinde Batman’a döndüğümde sora sora Risale-i Nur medresesini bulmuş, sonraki günlerde vaktimin büyük kısmını orada geçirmeye başlamıştım. Ancak annem bendeki değişikliği fark edince endişelendi. Babama da yeni yaşantımdan kaygı duyduğunu söyleyerek medreseye gitmeme engel oldular. O yıllarda gazetelerin manşetlerinde sürekli “Said Nursî irtica” ve “Nurcular tutuklandı” gibi haberler yer alıyordu. Çevreden duydukları söylentiler de ailemi korkutmuştu. Özellikle kadınların kendi aralarında söyledikleri “Dinî kitapları çok okuyanlar deliriyor” sözleri annemin kaygısını daha da artırmıştı.

Üzerimde kurdukları baskı her geçen gün artıyordu. Adeta sürekli kontrol altındaydım. Onları üzmemek için bir müddet medreseye gitmedim; fakat evde Risale okumaya devam ettim. Yaz tatili yarılanmıştı. Ne gündüz ne de gece sohbetlerine katılabiliyordum. Bu arada medresedeki ağabeyler beni merak etmişler. Evimi bilmedikleri için hakkımda bir bilgi de alamamışlardı.

Bir öğle sonrası, gittiğim bir kitapçıda sohbetlerde tanıştığım Hacı Mirza Demir ağabeyle karşılaştım. Uzun zamandır ortalarda görünmediğimi söyleyerek beni merak ettiğini ifade etti. Ben de babamın sohbetlere gitmeme izin vermediğini, zarar göreceğimden korktuğunu anlattım. Bunun üzerine Hacı Mirza ağabey şöyle dedi:

“Madem ailen bizi yanlış anlamış, biz de gelip kendimizi doğru anlatmak isteriz. Okuduğumuz kitapları, sohbetlerde neler konuştuğumuzu paylaşırız. Ayrıca ailene hak veriyorum. Anne babalar çocuklarının kimlerle görüştüğünü bilmek ister. Toplumda dinin kötü amaçlarla kullanıldığına dair söylentiler var. Bunları konuşursak üzerimizdeki şüpheleri giderebiliriz.”

Bir süre sonra Hacı Mirza Demir ve Hacı Mehmet Uçar ağabeyler, babamın hasta olduğunu duyunca geçmiş olsun ziyaretine geldiler. Elektriklerin kesik olduğu sıcak bir yaz gecesinde kendilerini tanıttılar; okudukları kitaplardan ve sohbetlerinde konuştukları meselelerden bahsettiler. Hacı Mirza ağabey, çantasından küçük bir risale çıkarıp kısa bir ders yaptı. Sohbet birkaç saat sürdü.

Gecenin sonunda şöyle dedi: “Biz, annesine babasına ve topluma zarar verecek bir gençlik yetiştirmiyoruz. Bizim de çocuklarımız var. Gayemiz, ailesine saygılı nesiller yetiştirmektir. Önce kendi nefsimizi ıslah etmeye çalışıyoruz. İnsanların gönüllerine hitap ediyor ve Risale-i Nurları bu amaçla okuyoruz.”

O gece babamla ağabeyler arasında çok samimi bir sohbet geçmişti. Babam onları sevmiş, üzerimdeki ambargoyu kaldırmıştı. Artık gece gündüz sohbetlere katılmama izin verilmişti.

Hacı Mirza Demir ağabeyle tanışıklığımız elli yılı aşkın bir zamana dayanıyor. Çevrede tanınan bir aşiret ağasının oğlu olmasına rağmen son derece mütevazı ve medenî bir cesarete sahipti. En zor meseleleri bile sade ve anlaşılır bir şekilde anlatabilirdi. Yıllar sonra farklı düşündüğümüz dönemlerde dahi gönlümü kıracak tek bir söz söylemedi. Her karşılaşmamızda güzel hatıraları anlatarak ayrılıklarımızı da güzelleştirdi. Güçlü hitabeti ve cesur üslubuyla, kim olursa olsun Risale-i Nur’dan ezberlediği cümleleri büyük bir samimiyetle aktarırdı. İlk günden itibaren bana örnek olmuş bir insandı. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun.

Okunma Sayısı: 3481
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Fikret Aşkın

    24.05.2026 16:58:54

    Allah rahmeti ve mağfireti ile muamale etsin. Mekanı cennet olsun inşallah.

  • Hasan Tileği

    24.05.2026 15:45:18

    Mekanı cennet olsun kaleminize sağlık

  • Serkan

    24.05.2026 12:44:18

    Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah. Bu güzel insanlar hayatlarımıza bahşedilmiş deniz fenerleri gibidir. Kaleminize sağlık...

  • İhsan Pilatin

    24.05.2026 11:34:14

    Allah razı olsun, Misbah hocam. Yine maziyi zihinlerimizde canlandırdınız :).

  • Kasım seçkin

    24.05.2026 11:21:45

    Rabbim Mirza abimizin makamı Ali eylesin sizlerden de razı olsun Çok zor zamanda güzel işler başarmışlar

  • HÇeşitcioğlu

    24.05.2026 10:35:47

    - 1983 sonbaharda Bursa Gümüşçeken Caddesi’ ndeki dersanede tanışmıştım. O sıra merhum N Fazıl’ ın Çöle İnen Nur’unu yeni bitirmiş, bir vesileyle çok etkileyici olduğunu anlattınca; orda bulunan merhum H Mirza Abi “ kardeşim 19. Mektup gibi Peygamberimizi anlatan eser yoktur” dedi. 19. Mektub’u okumuştum okuyordum amma yine de çarpıcı gelmişti, Yıllar sonra bakınca 19. Söz üstüne eser olmadığı kanaatım iyice pekişti. Makamı Cennet olsun..

  • Sedat

    24.05.2026 10:17:56

    Allah rahmet eylesin... Kabri Nur olsun...

  • Mehmet Said Bayraklılar

    24.05.2026 08:14:10

    Çünkü insan nefsi, farklı düşünen kişiyi zamanla “yanlış düşünen insan” olmaktan çıkarıp “değersiz insan” gibi görmeye meyledebiliyor. Özellikle aynı yoldan yürümüş insanlar ayrıştığında, kırgınlık daha sert olabiliyor. Böyle zamanlarda insanın dili karakterini ele verir. Belki de gerçek olgunluk; aynı safta duranlarla iyi geçinmek değil, ayrı düştüğü insanın hukukunu da koruyabilmektir. Bu yüzden yazıda anlatılan Hacı Mirza ağabeyin tavrı sadece bir hatıra değil; bugün çok ihtiyaç duyduğumuz bir usûl dersi gibi duruyor. Çünkü bazen insanlar aynı hakikati savunduklarını söylerken bile birbirlerinin gönlünü kırabiliyorlar. Oysa bir insan, yıllar sonra farklı düşündüğü birini hâlâ güzel hatıralarla anlatabiliyorsa, orada sadece fikir değil, ahlâk da vardır.

  • Mehmet Said Bayraklılar

    24.05.2026 08:14:03

    Bence yazının en güçlü cümlelerinden biri gerçekten şu: “Yıllar sonra farklı düşündüğümüz dönemlerde dahi gönlümü kıracak tek bir söz söylemedi.” Çünkü bu cümle sadece bir nezaket anlatmıyor; ciddi bir ahlâk, seviye ve şahsiyet dersi veriyor. İnsanlar aynı düşünürken yumuşak olmak kolaydır. Asıl ölçü, ayrılık ortaya çıktığında belli olur. Özellikle fikir, hizmet, cemaat veya dava meselelerinde insanlar çoğu zaman hakikati müdafaa ettiğini düşünürken kalp kırabiliyor, itham edebiliyor, geçmiş bütün hukukları silebiliyor. Hâlbuki burada anlatılan tavır çok farklı: Fikir ayrılığı olmuş ama muhabbet dili kaybolmamış. Ayrılık olmuş ama hürmet bitmemiş. Mesafe oluşmuş ama incitme başlamamış. Bu çok zor bir seviye.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı