12 Aralık 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Süleyman KÖSMENE

Bitmeyen gündemimiz: Şükür


A+ | A-

Yasemin Hanım: “Hamd etmek ve şükretmek lâfızları arasında nasıl bir fark vardır? Hamd ile şükrün, derinliğine izahını yapar mısınız? Hangisinin daha geniş, hangisinin daha hususî kaldığının açılımını yapmanız mümkün mü?”

Hamd sözlükte kadir ve kıymet bilmek, takdir etmek, tebrik etmek, sena etmek ve övmek; şükür ise teşekkür etmek, iyiliklere karşı memnuniyet göstermek, memnun olduğunu bildirmek ve hissettirmek, iyiliği iyilikle karşılamak, bir şeyin karşılığını vermek mânâlarında kullanılmıştır. Istılâhta ise; kulun, Allah’ın ihsan ve iyiliklerini takdir etmesi, memnuniyet göstermesi, Allah’ın kadir ve kıymetini bilmesi, Allah’a iyiliklerinden dolayı dili ile kalbi ile ve beden azaları ile teşekkür etmesi, Allah’ın iyilikleri karşısında Allah’a minnet duyması demektir. Kâinata dikkat edilse, kâinatın teşkilâtının şükrü netice verecek tarzda tanzim edildiğinin görüleceğini bildiren Bedîüzzaman Hazretleri (ra), kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsının şükür olduğunu, yani kâinatta zerrelerden kürelere kadar her ne varsa, her bir şeyin şükre baktığını, şükre dönük olduğunu kaydediyor.1

Cenâb-ı Allah Kur’ân’da bizi şükre dâvet ediyor. İşte örnek âyetler:

“Ölü arzda bir âyet vardır: Biz onu diriltiriz ve oradan onların yiyecekleri taneler çıkarırız. Oraları hurma ve üzüm bahçeleri ile donatırız ve aralarından birçok pınarlar fışkırtırız. Elleriyle yaptıkları da dâhil olmak üzere, meyvelerinden yesinler diye! Hâlâ şükretmezler mi?” 2

“Şükredenleri mükâfatlandıracağız.” 3

“Rabb’iniz: ‘Şükrederseniz, muhakkak arttıracağım! Nankörlük ederseniz, muhakkak azabım çetindir’ diye bildirdi.” 4

“Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol!” 5

Cenâb-ı Hak, Kendi Yüce Zatını da “Şekûr” ve “Şâkir” isimleriyle isimlendirmiştir.

Bu güzel isimlerle anlıyoruz ki Cenâb-ı Hak, kulunun zerre miktar da olsa 6 yaptığı hayrı, hasenâtı ve iyilikleri asla yok saymıyor, asla görmezden gelmiyor, asla küçümsemiyor, asla hafife almıyor; mutlaka değerlendirmeye tâbi tutuyor ve eksiksiz mizana koyuyor, kuluna teşekkür ediyor.

Öyleyse kendimize bir kere soralım: Cenâb-ı Hakk’ın; sırf kulunun lehine ve çıkarlarına sonsuz imkânlar, iyilikler, ihsanlar, nimetler, rızıklar, güzellikler yaratması ve hepsini kuluna tahsis buyurması; varlıkları ve kâinatı yaz-kış âdeta bir nimetler ve güzellikler armonisi halinde sunması karşısında kulu ne yapmalı? Nasıl karşılık vermeli? Bu nimetlerin ve nimetler içindeki İlâhî iltifatın kadir ve kıymetini bildiğini nasıl göstermeli? Allah’a nasıl şükretmeli?

Bütün kâinatı ve mahlûkatı senin imdadına ve ihtiyaçlarına tahsis eden Cenâb-ı Hakk’ın hiç seni bilmemesi, tanımaması ve görmemesi mümkün mü, tarzında yönelttiği soruyla insanı düşünmeye sevk eden Bedîüzzaman Hazretleri (ra), devamla; “Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor; sen de O’nu bil, hürmetle bildiğini bildir.” 7 diyerek şükrün de, hamdin de aslında temelde Allah’ı bilmekle başladığını hatırlatıyor.

Yarın, inşallah devam edelim.

DUÂ

Ey dünyanın ve âhiretin Rabbi! Ey Cennetin ve Cehennemin Rabbi! Ey Peygamberlerin ve hayırlıların Rabbi! Ey sıddîkların ve iyilerin Rabbi! Ey küçüklerin ve büyüklerin Rabbi! Ey dânelerin ve meyvelerin Rabbi! Ey nehirlerin ve ağaçların Rabbi! Ey sahrâların ve çöllerin Rabbi! Ey kölelerin ve hürlerin Rabbi! Ey açığa vurulanların ve gizlenenlerin Rabbi! Ey gecelerin ve gündüzlerin Rabbi!

Sen bütün kusurlardan, aczden, şerikten ve noksan sıfatlardan münezzehsin. Senden başka ilâh yoktur ki, bize imdât etsin. Bize eman ver. Senden eman diliyoruz. Bizi Cehennem azabından kurtar!

Âmîn...

Dipnotlar:

1- Mektûbât, S. 348.

2- Yâsîn Sûresi, 36/33-35.

3- Âl-i İmrân Sûresi, 3/145.

4- İbrâhîm Sûresi, 14/7.

5- Zümer Sûresi, 39/66.

6- Zilzal Sûresi, 99/7.

7- Lem’alar, S. 100.

12.12.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (12.12.2010) - Bitmeyen gündemimiz: Şükür

  (10.12.2010) - Ben’i geçmek ve biz’e ulaşmak

  (09.12.2010) - Ve şimdi yıl 1432

  (08.12.2010) - İnnâ ileyhi râciûn

  (03.12.2010) - Süleyman Kösmene yazılarına ara vermiştir

  (02.12.2010) - İman ilmini öğrenmenin âdâbı

  (01.12.2010) - Kader kaleminin cızırtısı

  (30.11.2010) - Cuma’da saat-i icâbe

  (29.11.2010) - Kabir ve mahşer

  (28.11.2010) - Erken nikâhın mahzurları


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  YENİ ASYA NEŞRİYAT

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.