12 Aralık 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Hüseyin GÜLTEKİN

Yemek yeme âdâbı


A+ | A-

Hoş olmayan âdet ve alışkanlıklar, tıpkı sârî hastalıklar gibi insandan insana bulaşmaya hız kazanarak devam ediyor toplumda. Cemiyetteki yozlaşmanın bir sonucu olarak, hemen bütün insanları etkilemekte olan, dinde yeri olmayan bu âdet ve alışkanlıkları önemsemeyen insanlar bir tarafa, dîni hassasiyetleri bulunan bir çok insanın dahi, çoğu zaman—belki de farkına varmadan—bu hoş olmayan alışkanlıklara alıştıklarını ve serbestçe yaptıklarını esefle görüyoruz. Belli duyarlılıkları, haklı hassasiyetleri bulunan ve oldukça dindar bazı insanların da günlük yaşantılarında çoğu zaman farkına varmadan en azından sünnet-i seniyyede yeri olmayan bazı hâl ve hareketler içinde olmaları câlib-i dikkat bir hâl olsa gerek.

Meselâ toplumda çoğu insanın dikkate almakta gerekli duyarlılığı gösteremediği örneklerden birisi de sofra âdâbı... Bilindiği gibi, sofra âdâbını, yemek yeme şekil ve biçimini de Peygamber Efendimiz (asm) tarif ve tavsiye etmiştir ki, buna da sünnet-i seniyye diyoruz. Ehl-i din bu güzel âdetlere riâyet ederek, âdetini ibadete çevirmiş olur. Riâyet etmeyen de, böyle bir sevaptan mahrum olmuş olur.

Acı bir gerçektir ki, ehl-i dinin küçümsenmeyecek bir kesimi ya yemek yeme âdâbını bilmiyor veya en azından hafife alıp önemsemiyor. İstisnaları olmakla beraber çoğu insan, yemek yeme âdetinin aynı zamanda Mün’im-i Hakiki’yi (Gerçek nimeti vereni) hatıra getirmeyi gerektirdiğini, yemek yemenin keyfî bir işin ötesinde bir kaide ve âdâbının bulunduğunu; bu kaide ve âdâbı da Efendimizin (asm) en güzel şekilde tarif ve tavsiye ettiğini; bunlara riâyet edildiğinde, yemek yeme işinin beraberinde bir ibadeti, bir sevabı netice verdiğini bilmiyor, bilenler de bu işi ciddiye almıyor maalesef.

Buradan hareketle, yemek yeme âdâbının bazı kurallarını hatırlamaya çalışalım:

* Yemekten önce ve sonra elleri yıkamalı ve unutanlara da hatırlatma niyetiyle yemeğe sesli bir şekilde besmele ile başlamalı.

* “Yemeğin bereketi ortasındadır” hadisinin işaretini göz önünde bulundurarak, yemeğin bereketinin devamı için, yemeğe önümüzden başlayıp devam etmeli.

* “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz” emr-i İlâhîsini göz önünde bulundurarak, ihtiyaçtan fazla yemekten kaçınıp, yemeğin zayi olmamasına dikkat etmeli ve “tıka-basa” yemekten kaçınılmalı.

* Sağ el ile yemeli, sol el ile yemekten kaçınmalı. Ekmeği bir bütün hâlinde tutup ısırmamalı, yemekten sonra ekmek ile ağız silinmemeli.

* Yemek esnasında sofrada tiksindirici söz, hâl ve tavırlardan kaçınmalı.

* Yemeği çok acele yememeli, ağızda iyice çiğnemeli, başkalarının yeme şekline bakmamalı.

* Suyu bir nefeste değil; emerek, üç nefeste içmeli.

* Yemeği yerken, bu nimetleri bize veren Mün’im-i Hakiki’yi tefekkür etmeli, yemekten sonra yemek duâsı yapılmalı.

Böyle yaparsak hem mide ihtiyacımızı görmüş olur; hem de bir nev'î ibadet yapmış oluruz. Yani yemek yeme âdetimizi ibadete çevirmiş oluruz.

Görüldüğü gibi sofra âdâbını yerine getirmek öyle zor bir iş de değil. Bize basit ve önemsiz gibi görünen, çoğu zaman da ülfetle ciddiye almadığımız, fakat aslında her ehl-i din için kayda değer bir iş olan sofra âdâbına gereken önemi vermekte fayda var. Çünkü bu âdâbı yaşamakla, Efendimizi (asm) taklit etmiş oluyoruz; ve bunun sonucunda da âdetlerimizi ibadete tebdil etmiş oluyoruz.

Bu konuyu nazarlara sunmaya beni sevk eden sebep; maalesef ehl-i dinin büyük bir kesiminde müşahede ettiğim, bu meseleyi kayda değer görmeyip, hafife almaları oldu. Dinî hassasiyetlerini bildiğim bazı insanların dahi farkında olmadan sofra âdâbında gösterdikleri ihmalkârlık veya boşvermişlik vesilesiyle bu konuyu derhatır etmeyi uygun buldum.

12.12.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.12.2010) - Hata ve kusurlara sebep olan, onu işleyen gibidir

  (28.11.2010) - Nur Talebelerinin sorumlulukları

  (21.11.2010) - Bediüzzaman şimdi olsaydı?

  (15.11.2010) - Makam-mevkilerin riskleri

  (07.11.2010) - Dinî cemaatlerin vazife ve sorumlulukları

  (31.10.2010) - Bu yasaklar eskiden nasıl çözülüyordu?

  (24.10.2010) - Hak ve hürriyetlerde geri mi gidiyoruz?

  (17.10.2010) - Başörtüsü zulmü artık son bulmalı

  (11.10.2010) - Giyim kuşam önemlidir

  (03.10.2010) - Amelini güzel görüp gurura düşmektense...


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  YENİ ASYA NEŞRİYAT

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.