12 Aralık 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kazım GÜLEÇYÜZ

Altın anahtar


A+ | A-

Hayatın akışı içinde insan zaman zaman başkalarından sâdır olan ve canını sıkan üzücü ve nahoş tavırlarla karşılaşabiliyor. Böyle durumlarda nasıl davranılması gerektiğinin ideal ölçülerini ise, diğer birçok önemli konu gibi yine Risale-i Nur’daki izahlarda buluyoruz.

Meselâ On Altıncı Mektup’ta geçen anekdot:

Bir müdür, Üstad için, sebepsiz olarak gıyabında tezyifkârane, hakaretli ve aşağılayıcı sözler söylüyor. Haberdar olunca “Bir saat kadar Eski Said damarıyla müteessir oldum” diyen Üstad, sonra Cenab-ı Hakkın rahmetiyle kalbine gelen bir hakikatle bu halden kurtulup rahatladığını anlatıyor ve o hakikati de şu şekilde izah ediyor:

“Nefsime dedim:

‘Eğer onun tahkiri ve beyan ettiği kusurlar şahsıma ve nefsime ait ise, Allah ondan razı olsun ki, benim nefsimin ayıplarını söyler. Eğer doğru söylüyor ise, beni nefsimin terbiyesine sevk eder ve gururdan beni kurtarmaya yardımdır.

’Eğer yalan söylemiş ise, beni riyadan (gösteriş- ikiyüzlülükten) ve riyanın esası olan şöhret-i kâzibeden (yalancı şöhretten) kurtarmaya yardımdır.

‘Evet, ben nefsim ile musalâha etmemişim (barışmamışım). Çünkü terbiye etmemişim. Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse, ondan darılmak değil, belki (tam tersine) memnun olmak lâzım gelir.

‘Eğer o adamın tahkiratı (hakaretleri) benim imana ve Kur’ân’a hizmetkârlığım sıfatıma ait ise, o bana ait değil. O adamı, beni istihdam eden Sahib-i Kur’ân’a (Kur’ân’ın Sahibi olan Cenab-ı Hakka) havale ediyorum. O Azîz’dir, Hakîm’dir.

‘Eğer sırf beni sövmek, tahkir etmek, çürütmek nev’inden (cinsinden) ise o da bana ait değil. Ben menfî (sürgüne gönderilmiş) ve esir ve garip ve elim bağlı olduğundan, haysiyetimi kendi elimle düzeltmeye çalışmak bana düşmez. Belki misafir olduğum ve bana nezaret eden şu köye, sonra kazaya, sonra vilâyete hükmedenlere aittir.’ ”

Bu “eğer”leri sıraladıktan sonra “Madem hakikat budur, kalbim istirahat etti” diyen Üstad, “Ben işimi Allah’a havale ediyorum, şüphesiz ki Allah kullarını hakkıyla görendir” mealindeki Mü’min Sûresi 44. âyetini okuyor ve o vâkıayı olmamış gibi sayarak unuttuğunu ifade ediyor.

Aynı bahsin devamında ise “Fakat maatteessüf sonra anlaşıldı ki, Kur’ân onu helâl etmemiş” diyerek konuyu noktalıyor (Mektubat, s. 106-7).

Bu izahları tamamlayan ifadeleri de Uhuvvet Risalesi’nde geçen şu satırlarda görmekteyiz:

“Mü’min kardeşinden sana gelen bir fenalığı bütün bütün ona verip onu mahkûm edemezsin.

“Çünkü,

“Evvelâ: Kaderin onda bir hissesi var. Onu çıkarıp, o kader ve kaza hissesine karşı rıza ile mukabele etmek (karşılık vermek) gerektir.

“Saniyen (ikincisi): Nefis ve şeytanın hissesini de ayırıp, o adama adavet (düşmanlık) değil, belki nefsine mağlûp olduğundan acımak ve nedamet edeceğini (pişman olacağını) beklemek.

“Salisen (üçüncüsü): Sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör, bir hisse de ona ver.

“Sonra, bâkî (geriye) kalan küçük bir hisseye karşı, en selâmetli ve en çabuk hasmını mağlûp edecek af ve safh (bağışlama) ile ve uluvv-ü cenaplıkla (gönül zenginliği) ile mukabele etsen, zulümden ve zarardan kurtulursun.” (a.g.e., s. 449)

Tahkikî temele dayanan derin bir imanın bilhassa kader ve tevekkül boyutuyla bu çeşit sıkıntılara karşı tatbik edilmesi noktasında bizlere son derece orijinal açılımlar sunan bu mükemmel izahlar, hepimiz için ferahlatıcı ve dahası, muhtemel veballerden de kurtarıcı bir nitelik taşıyor.

Maruz kaldığımız veya kalabileceğimiz bed muameleleri dahi sıkı ve samimî bir nefis muhasebesine vesile kılma dersi verirken, bunların kendi hatalarımızı daha iyi görüp fark etme ve onlardan arınma fırsatı olabileceğini söylüyor.

Ve aslında imanımızın da sınandığı o tür imtihanları başarmanın altın anahtarını sunuyor...

12.12.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (11.12.2010) - İsrail’i dizginlemek

  (10.12.2010) - İsrail’le “normalleşme”

  (09.12.2010) - Polis ve eylemci

  (08.12.2010) - Uyum paketi ne oldu?

  (07.12.2010) - Seçim süreci

  (05.12.2010) - Sihirbaz diplomatlar

  (04.12.2010) - Eski halden yeni hale

  (03.12.2010) - Üfleyenler ve oynayanlar

  (02.12.2010) - Gizlilik ve açıklık

  (01.12.2010) - Açık diplomasi mi, yoksa...


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  YENİ ASYA NEŞRİYAT

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.