"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Niçin Hür Adam?

Abdülbakî ÇİMİÇ
17 Ocak 2011, Pazartesi
Çünkü Bediüzzaman; “Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” 1 diyerek hayatı ve fiiliyâtı ile bu sözünü ispat etmiş bir İslâm âlimi ve mücâhid-i Kur’ân’dır. Çünkü Bediüzzaman; “En evvel benim meşrû dairedeki hürriyetime dokunmasınlar” 2 diye haykırmış bir kahramandır.

Çünkü Bediüzzaman; “hür adamların, hür memleketinin ilâhî kuruluş felsefesini, akıllara ve gönüllere nakşeden din adamıdır.” 3
Çünkü Bediüzzaman; hür fikirli, vakârlı, İslâm’ın ve Kur’ân’ın şecâatını bizzat yaşayan bir fedaîdir.
Çünkü Bediüzzaman; “İnsanlar hür oldular, ama yine abdullahtırlar. Herşey hür oldu; şerîat da hürdür, meşrûtiyet de. Mesâil-i şerîatı rüşvet vermeyeceğiz. Başkasının kusûru insanın kusûruna senet ve özür olamaz.” 4 diyebilmiş bir müfessirdir.
Çünkü Bediüzzaman; “Biz hür söylediğimizden dolayı ma’rûz kalacağımız bu mahkûmiyeti iftihârla karşılayacağız. Ve sadece ‘Allah bize yeter; O ne güzel vekildir’ 5 nidâsıyla dergâh-ı Kàdiyü’l-Hâcâta el açacağız” 6 diyebilen talebelere sahiptir.
Çünkü Bediüzzaman; hürriyette “insan her ne sefâhet ve rezâlet işlerse, başkasına zarar vermemek şartıyla birşey denilmez” 7 anlayışını kabûl etmediğini söylemiştir.
Çünkü Bediüzzaman; “Zirâ’, nâzenin hürriyet, âdâb-ı şerîatla müteeddibe ve mütezeyyine olmak lâzımdır. Yoksa, sefâhet ve rezâletteki hürriyet, hürriyet değildir. Belki hayvanlıktır, şeytanın istibdâdıdır. Nefs-i emmâreye esir olmaktır” 8 tesbitlerini yapmıştır.
Çünkü Bediüzzaman; “Hürriyet-i umûmî, efrâdın zerrât-ı hürriyâtının muhassalıdır. Hürriyetin şe’nî odur ki, ne nefsine, ne gayrıya zararı dokunmasın” 9 diye mükemmel bir hürriyet ta’rîfi yapmıştır.
Çünkü Bediüzzaman; ”Belki hürriyet budur ki: Kànûn-u adalet ve te’dîbten başka, hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukûku mahfûz kalsın, herkes harekât-ı meşrûasında şâhâne serbest olsun ‘Allah’ı bırakıp da birbirimizi rab edinmeyelim’ 10 nehyinin sırrına mazhar olsun” 11 hakîkatini haykırmıştır.
Çünkü Bediüzzaman; “Hürriyetin kemâli, firavunluk taslamamak ve başkasının hürriyetini hafîfe almamaktır” 12 diyerek mükemmel bir ta’rîf dahâ yapmıştır.
Çünkü Bediüzzaman; “Şehâmet ve şefkat-i îmâniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer’iyedir ki, o hürriyet-i şer’iye, âdâb-ı şer’iye ile süslenip garp medeniyet-i sefîhanesindeki seyyiatı atmaktır” 13 demektedir.
Çünkü Bediüzzaman; “İmandan gelen hürriyet-i şer’iye iki esası emreder” der. Bunlar:
1- Yanî, îmân bunu iktiza ediyor ki, tahakküm ve istibdâd ile başkasını tenzîl etmemek ve zillete düşürmemek ve zâlimlere tezellül etmemek... ‘Allah’a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.’
2- Birbirinizi, Allah’tan başka kendinize Rab yapmayınız. Yani, Allah’ı tanımayan, herşeye, herkese nispetine göre bir rubûbiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.” 14 “Evet, hürriyet-i şer’iye Cenâb-ı Hakkın Rahmân, Rahîm tecellîsiyle bir ihsânıdır ve îmânın bir hassasıdır” 15 îzâhlarını yapmaktadır.
Çünkü Bediüzzaman; “Asıl mü’min hakkıyla hürdür. Sâni-i Âleme abd ve hizmetkâr olan, halka tezellüle tenezzül etmemek gerektir. Demek, ne kadar îmâna kuvvet verilse, hürriyet de o kadar kuvvet bulur” 16 diye hürriyetin îmân ile kuvvet kazanacağına işaret etmiştir.
Çünkü Bediüzzaman; “İnsandaki şehâmet-i îmâniye şefkatle cihazlanmıştır. Şefkat ise bütün mahlûkata acımak ve onların hak ve hukûklarını korumayı gerektirir. ‘Ya’nî tezellül etmemek, haksızlara, zâlimlere zillet göstermemek, mazlûmları da zelil etmemek. Ya’nî, hürriyet-i şer’iyenin esâsları olan müstebitlere dalkavukluk etmemek ve bîçarelere tahakküm ve tekebbür etmemektir” 17 demektedir.
Çünkü Bediüzzaman; “Nasıl hürriyet îmânın hassasıdır?” diye soranlara cevâben; “Zirâ, râbıta-i îmân ile Sultan-ı Kâinata hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdâdı altına girmeye o adamın izzet ve şehâmet-i îmâniyesi bırakmadığı gibi; başkasının hürriyet ve hukûkuna tecavüz etmeyi dahi, o adamın şefkat-i îmâniyesi bırakmaz. Evet, bir padişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanın tahakkümüne tezellül etmez. Bir bîçareye tahakküme dahi o hizmetkâr tenezzül etmez. Demek îmân ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saâdet” 18 hakîkatlerini haykıran Hür Adamdır.
İşte Bediüzzaman’ın dilinden Hür Adam!

Dipnotlar:
1- Emirdağ Lâhikası,2006,s:51; 2- Emirdağ Lâhikası, 2006, s: 51; 3- Tarihçe-i Hayat, 2006,s: 976; 4- Divan-ı Harb-i Örfî.1995,s: 65; 5- Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.; 6- Şuâlar, 2005, s: 883; 7- Münâzarât, 2007, s: 133; 8- Münâzarât. 2007, s: 134; 9- Münâzarât. 2007, s: 134; 10- Âl-i İmrân Sûresi, 3:64.; 11- Münâzarât. 2007, s: 138, 39; 12- Münâzarât, dipnot; 13- Hutbe-i Şâmiye, 1996, s: 66; 14- Hutbe-i Şâmiye, 1996, s: 66; 15- Hutbe-i Şâmiye, 1996, s: 67; 16- Hutbe-i Şâmiye, 1996, s: 103; 17- Hutbe-i Şâmiye, 1996, s: 41; 18- Münâzarât. 2007, s: 145.

Okunma Sayısı: 1786
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı