"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zâhir ve bâtında gidenler

Abdülbakî ÇİMİÇ
29 Aralık 2025, Pazartesi
Her şeyin biri zâhir, biri de bâtın; ya da biri dış, biri de iç olmak üzere iki ciheti var.

Daire-i ism-i Bâtın ile dâire-i ism-i Zâhir, içice ve karşı karşıyadırlar. “Zâhir ile bâtın arasında müşâbehet [benzerlik] varsa da, hakikate bakılırsa aralarında büyük uzaklık vardır.”1 Beşerin kısm-ı küllîsi, zâhirde gidiyor. Zâhire meftûn ve kışırda kalıyor. Meselâ; kestanenin zâhiri onun kabuğudur. Mesleklerin, meşreplerin ve hakikatin dahi zâhiri var.

“Lüb, kışrın zararına kuvvetleşir.”2 Yani “Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikati tanımayan, hayalâta sapar. Sırat-ı müstakîmi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.”3

Her şeyin bir de bâtını var. Bâtın hakikattir, özdür. Bâtında gidenler ekáldir. Herkes hakikate muttali olamaz. Hakikate nüfûz edemez.  Zâhir kabuk ise, bâtın lübtür, özdür. Kabuk parçalanır, lüb bâkî ve sağlam kalır. Lüb, kışrın zararına kuvvetleşir. Kışır ve sûret eskilenir, incelenir, parçalanır. Daha güzel olarak tazelenir. İman, kabuğunun içerisindeki lübbü gösterir. Küfür ise, lüb ile kabuğu tefrik etmez. Demek hakikatin özü bâtındadır. Hakikatin kabuk ve kışrı zâhirdedir. Zâhir, hakikatin kabuğudur, hakikatin kendisi değildir. Kestanenin kıvamı, lezzeti altındadır, içindedir, özündedir. Kestanenin tadını almak, lezzetinden istifade etmek, mahiyetine ârif olmak için kabuğunu kırmak şarttır. Kabuğu çıkarmayan kestanenin içindeki o tada nüfûz edemez. Kestanenin lezzetine kavuşamaz.

Her şeyin zâhiri ve kabuğu olduğu gibi; Risale-i Nur hizmetinde de kabuğa iltifat etmemek lâzım. Çünkü kabukta kalan lübbü içemez. Risale-i Nur hizmeti sen zannediyor musun ki kıl-u káldır? Risale-i Nur dersleri hakikate mülâki olmaktır. Evimizde okuduk, oldu-bitti. Olmaz! Hakikate meftûn olmak, hakikate mülâki olmak uhuvvet dairesinde Risale-i Nur sohbetleriyle mümkündür. Çünkü sohbette insibağ ve in’ikâs var. Hakikat kapıları Risale-i Nur’un şahs-ı manevî havuzunda açılır. Fenafi’l ihvân uhuvvet ve muhabbetin rabıtasıdır.

Risale-i Nur sohbetleri hayattır. Hakikatleri idrâkimize emdirmemiz elzemdir. Hakikatleri kalbimize iz’an ile nakşetmemiz gerekiyor. Hakikatleri ruh âyinemizde temessül ettireceğiz ki, o hakikat şerbetlerini içmiş olalım. İçtiğimiz hakikat berrak olarak etvarımızda, ef’ailimizde ve simamızda temessül etmelidir. Öyleyse Nur Talebeleri de okudukları hakikatleri ekvâl, etvâr ve ahvâlleri ile göstermelidir.

Avâm-ı nâs, denizin azametine delil olarak kıyıdaki dalgaları gösterir. Hâlbuki dalga, denizin azametinin bir ince kabuğudur. Büyük okyanusun azametini anlamak istiyorsa o okyanusa dalmak gerekiyor. Gavvâs ol, dal! Çünkü mücevherler okyanusun dibindedir. Risale-i Nur’un kelimâtı da o dalgalar gibidir. Her kelimenin altında ummanlar var. Mana deryaları var. O manalara dalıp envâr ve esrâr hazinelerini çıkarmak lâzımdır. Demek Risale-i Nuru anlamak demek, kelimelerin arkasındaki mana derinliklerine dalmak demektir. Risale-i Nurun hakikatlerine muhabbetten, marifetten ihlâs, ihlâstan da sıddıkıyet çıkıyor.  Asfiyalar lafızların arkasındaki manaya kuvvet vermişler. Bu yol, velâyet-i kübrânın yoludur.

Taallüm başka, anlamak başkadır. Anladığını bütün azalarına masetmek başkadır. Azalarına sirayet eden hakikatleri hayatına aksettirmek başkadır. Hayatına aksettirdiğin hakikatleri mizâc hâline getirmek başkadır. Mizâc hâline getirdiğin hakikatleri sürekli inkişâf ettirmek ise daha başkadır. Öyleyse zâhirden hakikate, kışırdan lübbe geçmek gerekir.

Dipnotlar:

1- Mesnevî-i Nuriye, s. 335.

2- Sözler, s. 864.

3- Muhakemat, s. 74.

Okunma Sayısı: 2642
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said haktan

    29.12.2025 11:09:55

    Maşallah,barekallah ne güzel bir yazı.Allah CC her anımızı bu hakikatlere sarf etmek nasip etsin.

  • Mehmet Kurt

    29.12.2025 10:05:34

    Selâmlar ve sevgilerimle.

  • Fikret

    29.12.2025 02:45:29

    " Avâm-ı nâs, denizin azametine delil olarak kıyıdaki dalgaları gösterir. Hâlbuki dalga, denizin azametinin bir ince kabuğudur. Büyük okyanusun azametini anlamak istiyorsa o okyanusa dalmak gerekiyor. Gavvâs ol, dal! Çünkü mücevherler okyanusun dibindedir. Risale-i Nur’un kelimâtı da o dalgalar gibidir. Her kelimenin altında ummanlar var. Mana deryaları var. O manalara dalıp envâr ve esrâr hazinelerini çıkarmak lâzımdır. Demek Risale-i Nuru anlamak demek, kelimelerin arkasındaki mana derinliklerine dalmak demektir." Hocam , Avâm-ı nâs gurubu olarak okyanus kıyısında gezsek olmaz mı? " Gavvâs " kısmı için yeterli malzememiz yok. Boynumuzu aşmayan yerde yüzsek olmaz mı? Aşama aşama bizi derinlere çekiyorsun . Millet asgari ücretle idare etmeye çalışırken ,derinlerden çıkarılan mücevherleri satacak adamı nereden bulacağız? İmanımızı kurtaracak emekli ve asgari ücretliye gidecek sahil türü gezisini de milletten esirgemeyin vesselam... Güzel yazınız için teşekkürler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı

En Çok Okunanlar