"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ehl-i hakikat ve Hû lafzı…

Abdülbakî ÇİMİÇ
12 Ocak 2026, Pazartesi
Bediüzzaman Hüve Nüktesi’nde ‘Hû’ lafzında azîm bir sikke-i tevhid var olduğunu ispat ediyor.

Kâinattaki her zerre söylediğimiz ‘Hû’ ile beraber ‘Hû’ diyor. Hava zerrelerinde ‘Hû’ zikr-i halkası teşekkül ediyor. Kâinatı ‘Hû’ sikke-i tevhidi kuşatıyor. Onun için “Lâ ilâhe illallâh” kelime-i kudsiyesini çok tekrar etmek lâzım. Hüve Nüktesi bu bakımdan dikkatle okunmalı ve mütalâa edilmelidir. Çünkü serapa ilim ve tefekkür hazinesidir.

Ey insan! Bil ki, sen mevcûdâtın sultanı ve halifesisin. Kâinat benim için halk edilmiş diyebilirsin. Çünkü sen kâinatta yaratılan mevcûdâtın serzâkiri olabilirsin. Bütün mevcûdât halka-i zikir vaziyetini almış, o halka-i zikrin serzâkiri bil ki sen kendini tahayyül edebilirsin. Onun için sen çok kıymetlisin. Çünkü kâinatın eşref-i mahlûkusun.  Ağzından ‘Hû’ lafzı çıktığı vakit kâinattaki bütün zerreler seninle beraber ‘Hû’ diyor, bunu bilmelisin. Böylece bütün zerreler o halka-i zikir vaziyetinde seninle beraber zikir çekiyor. Yani âlem-i şehadetteki bütün zerreler senin zikrinle zikirlenir, senin tefekkürünle sıbgalanır, senin ‘Hû’ lafzınla tegaddi eder. O andaki ‘Hû’ zikrinle senin anın nurlanır belki bütün zerreler sana eşlik eder vaziyet alır. Âlem senin tefekkür hakikatinle nurlanır. 

Bir insan manen terakkî ederse kâmil olur. Kemâlât ruhûn terakkî ve tekâmülü ile lezzet-i ruhaniye neticesinde tahakkuk ediyor. Fakat her kâmil mükemmil olamıyor. Mükemmil, tamamlayan, tekmil eden, kemale erdiren manalarını ifade eder. Asıl mükemmil Cenâb-ı Hak’tır. Allah mükemmildir. Her şeyi kemâle erdiren O’dur (cc). 

Ehl-i hakikat zâhirde mütevâzıdır. Hakikatte ise idrâk ufku geniş olur. İlim cihetiyle okyanuslara amîkâne dalarlar. Ehl-i zâhir suyun görünen yüzene bakmasına mukábil, ehl-i hakikat okyanusun en derin noktalarına ulaşabilir. O âlemi temâşâ eder ve gizli cevherleri ortaya çıkarabilir. Bu noktadan bakılacak olursa hakîkî âlim, hadiseler ve vak’alar daha ortaya çıkmadan meseleleri idrak edip anlayandır. Ehl-i zâhir ise ancak vak’aları gözü ile görünce anlar. Mevcûdat ve mahlûkatın zâhirine taalluk eden ilimler hakikat çarşısında pek muteber kabul edilmez. Antika bir san’at kaba demirciler çarşısında beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir. Ancak “Antikacıların çarşısına gidilse, hârika-pîşe ve pek eski, hünerver san’atkârına nisbet ederek, o san’atkârı yad etmekle ve o san’atla teşhir edilse, bir milyon fiyatla satılır.”(1) 

Ehl-i hakikat, hikmet ve hakikat derslerini topraktan almışlar. Nefislerini toprağa atıyorlar. Görmüşler ki, toprak kesafetiyle beraber bütün masnuat-ı ilâhiyeye menşe olmuş. Ehl-i hakikat de bakmışlar ki, hangi çekirdek kuvvedeki istidadını fiile çıkarmak istiyorsa kendisini toprağa atıyor. Onlar da nefislerini toprağa gömerek hakikate menşe ve memer olma yolunda nefsen çürümüşler. Bundan dolayı hakikat onların âleminden telemmu etmiş. Hâdiselere ism-i Hakîm’le bakmışlar ki bulandırmadan hakikati berrak olarak göstermişler. İsm-i Hakîm, pusula-yı mânevî gibi onlara yön ve istikamet vermiş. İsm-i Hakîm ile, en mübhem, en mudil, en müşkil meseleleri halletmişler. Bediüzzaman da Risale-i Nur’un Esmâ-i Hüsnâ içinde ism-i Rahîm ve ism-i Hakîm’e mazhar olduğunu söyler. Demek ehl-i hakikat, hakikate müştak ve müşteri olmuşlar. Onların asıl gıdası tefekkür-ü hakikat olmuş.

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 374.

Okunma Sayısı: 212
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı