"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İmrengi

Adnan NACİR
27 Haziran 2021, Pazar
Anneler günü, Babalar günü gibi özel gün kutlamalarını pek samimî bulmayanlardanım.

Tamam, iyi niyetlerle ortaya çıkmış olabilir bu özel günler, ama o kadar ticarileştirildiler ki, günler, hatta haftalar öncesinden başlayan reklâmlar bizi bunaltmaya yetiyor. Sevginin / saygının tek ifadesi hediye almak değil, her hediye de maddî olmak zorunda değil. Hadi, diyelim çiçek almaya karar verdiniz. Bir gün öncesinde veya sonrasında 10 liraya satın alınabilen bir çiçeğe, o günlerde 50 lira fiyat biçiliyorsa burada istismar yok mudur?

21 Haziranın gündüzünde “en uzun gün indirimi”, gecesinde “en kısa gece kampanyası” gibi SMS, mail ve bildirimlerle bizleri ihtiyaç duymadığımız şeyleri almaya çağıranların yerinde olsam, teyzeler günü ve amcalar günü diye yeni satış günleri icat ederdim. Sonuçta, teyze dediğiniz anne yarısı, amca da baba yarısı... Ramazan’da tam gün oruç tutamayan çocuklar yarım günlük tekne orucu tutar ya, teyze ve amcaların günleri de öyle yarımşardan olabilir zannımca. Akılda kalması için de 21 Mart ve 23 Eylül gibi, gece gündüz sürelerinin eşit olduğu tarihler seçilebilir. 

Anneler günü, okul ders kitaplarında işlenir, şiirler okunur yazılır, resimler yaptırılır çocuklara ödev olarak. Sıkıysa kutlama o günü... Babalar günü öyle mi? Lâf olsun diye ihdas edildiği nasıl da belli... Babalar gününü öyle bir zamana denk getirmişler ki, okullar ekseriya kapanmış olur o tarihte. Kim öğretip hatırlatacak çocuklara? Babalar da çok dert etmez kutlanmadığını, rahat olun.

Kendi adıma, babalar günü diye bir şey olduğunu, üniversite okurken yaz tatillerinde tezgâhtar olarak çalışırken duydum ilk. Tezgâhın sahibi abimiz, müşterilere “babanıza hediye almak ister misiniz?” şeklinde soru sormamız yönünde telkinlerde bulundu. Hakikaten, babalar günü ve önceki gününde bir haftada yaptığımız ciroyu yapmıştık. 

Geçen hafta, babalar günü vesilesiyle, video konferans yoluyla gençlerle buluşma gerçekleştirmiş olan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle dedi: “Biz gençliğimizde yurt dışına gittiğimizde oraları görürdük, ‘Bizim ülkemiz niye böyle değil’ derdik. Gelişmiş ülkeler için diyorum. Ama şimdi onlar buraya geldiğinde diyorlar ki, ‘Bizim ülkemiz niye Türkiye gibi değil?’ Ve bize imreniyorlar.”

Yurt içinde yaşayan bizler belki farkında değiliz, ama dışarıdan gelenler imrenerek bakıyorlar demek ki. “Mavi-yeşil” vatanımızdan “gri” pasaportlarla çıkıp geri gelmeyerek, “kırmızı” bültenle aranma seviyesine gelen kişiler de diyorum, acaba, memlekete yabancı bir gözle bakıp imrenebilmek gibi “pembe” hayaller için mi yapıyorlar bunu? Bünyesinde bu kadar rengi barıdıran imrenmeye “imrengi” diyebiliriz her halde... 

11 ayrı kurumun sultanı, mübarek!

Nasıl imrenilmesin kardeşim? Türkiye’ye girdiğinde cebinde 500 Euro varsa, bir öğretmen maaşından fazla paran var demektir. Avrupa standartlarında maaş alıp burada harcayan yaşadı!

Sonra, on parmağında on bir marifet olan ve marifetleri sayısınca maaşla iltifatlandırılan siyasetçi ve bürokratlarımız var. Gelişmiş diyebileceğimiz herhangi bir ülkede bunun örneği var mı? Birlik ve onluğa-pardon, beraberliğe- en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, iki 1’i yanyana getirip 11 yapan ve “maşallah, 11 ayrı kurumun sultanı, mübarek!” diyebileceğimiz adamlar çıkıyor. Burnu hassas olan kişiler, o haberleri fazla okumasın, zira kesif bir gübre kokusu kendilerini rahatsız edebilir. 

Ticarette ileri seviyeye gelmiş kişiler bakanlık yapabilir, hatta bakanlığa geçtikten sonra da aynı şekilde ticaretine devam edebilir. İsteyen, şirketlerini eşi-çocuğuna devredip ballı bakanlık ihalelerini rahatça o şirketlere verebilir. Avrupa’da bunu yapmak mümkün mü?

Avrupalı çocuklar, üçgenleri sadece geometri dersinde teorik olarak öğreniyor. Bizde ise gazeteci-mafya-siyaset, ticaret-sanat-siyaset gibi üçgenleri bizzat hayatın içinde görmek mümkün. Görerek, dokunarak ve koklayarak “pis”agor bağıntısını bu üçgenlerden öğrenen çocukla, tahtada çizilen iki boyutlu ABC üçgeni üzerinden formülü ezberleyen çocuk, hiç bir olur mu? 

Durmak yok, “imrengirmeye” devam!

Okunma Sayısı: 1930
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halil İbrahim Karahan

    27.6.2021 16:33:52

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı