"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gıybet olursa düşüncesi ile yanlışa yanlış demeyecek miyiz?

Yasemin YAŞAR
01 Ağustos 2026, Cumartesi
Daha çok müstebit zeminlerde kurulmuş bir sistemin içerisinde farklı düşünce ifade etmek çok cesaret isteyen bir durumdur.

Risale-i Nur satırlarında ise fikren ve fiilen inkişafın ancak hürriyet zemininde olacağı dersi verilmiştir. Bu yüzden de, fikir hürriyeti, “düşünme”nin ayrılmaz bir parçasıdır.  Fakat müstebit yapılanmalara bakıldığında “en doğru”nun zaten birisi veya birileri tarafından ifade edildiği söylenir. O yüzden sizin bir fikir üretmeniz ve hatta eleştirmeniz hoş karşılanmaz ve size sistemin çarklarını bozan vida muamelesi yapılır. Çünkü sistem her farklı düşünceyi çatlak bir ses yani dişlilerin içerinde yuvasından fırlamış bir vida gibi görür ve sistemin selameti adına sizi hemen yerine takıp bir daha çatlak ses çıkarma diye biat ettirmek derdine düşer ya da çıkarılıp atılması gereken tehlikeli biri olarak görür. Bunların hepsi sistemi muhafaza içindir(!)

Bu çerçeveden bakıldığında dinî geleneğin hâkim olduğu ortamlarda, işleyen sisteme dair getirilen en ufak farklı bir ses veya eleştiri hemen “gıybet” etme diyerek susturulur. Bu ise yanlışa daha çok zemin hazırlamak demektir.

Burada hemen şu soru akla gelir. Kişinin kalbini itham etmeden, şahsını zedelemeden, yanlışına seyirci olmamak için konuşmak gıybet midir? 

Gıybet, insanın kişiliğine bir saldırıdır. Gıybet gizli olanı aşikâr etmeye yöneliktir. Oysa, nefsine uyup yanlış yapan veya düşünen bir mü’min, bu halde dahi mü’mindir; ve bu yanlışından dolayı, onu bir bütün olarak zemmedemeyiz, kalbini itham edemeyiz, şahsını rencide edemeyiz. Fakat kalbini itham etmeyelim, şahsını rencide etmeyelim derken, sergilediği uygulama veya düşünce yanlışına seyirci de olamayız.

Risale-i Nur’da gıybet mevzusu gıybetin ne olduğu, tafsilli bir şekilde Uhuvvet Risalesi sonunda anlatılmıştır. Bundan başka Risale-i Nur’da iki yerde gıybet meselesi farklı bağlamlarda geçer. Bu farklı derslerden acaba eleştiri ile gıybet arasındaki ince çizgiyi yakalamak mümkün müdür?

Bu bahislerin geçtiği ilk derste yüz hakikat dersini alan ama buna rağmen bir münafığa kapılarak saf değiştiren birinin durumundan bahsedilir. Bediüzzaman bu durumu gıybet ettiğini sonrasında ise bu adamın durumunun dehşetli bir sükût olmadığını, his ve nefsin birleşip kalbi ve aklı susturduğunu izah eder. Kişinin “aleyhinde olan bir kimseye karşı düşünce ve duygularını nasıl dengeleyebilir” konusunun anlatıldığı bu ders başka bir yazının konusudur.

Gıybet mevzusunun geçtiği ikinci bir yer ise Münazarat’tadır. “Hatta benim sözümü de ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz [...] mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalpte saklayınız; bakır çıktı ise, çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz, gönderiniz.”1 şeklinde çok ince bir ayarın verildiği derstir. Bediüzzaman gıybet gibi menfur bir işi kendi sözleri bakır çıktığında “gıybeti de bedduayı da takıp gönderin” demesi ilginçtir.

Hasılı; hiç kimse tartışılmaz değildir. Kimden sadır olursa olsun sözleri ve fiilleri mihenge vurulabilir ve vurulmalıdır.  Mü’min bir kimse değiştirilmesi gereken bir yanlış fiil veya yanlış düşünce sunuyor olabilir. Ve bu noktada, şahsını değil, fiilini veya düşüncesini mihenge vurup çok gıybeti o fiil veya düşüncenin üstüne takmaya yani eleştirmeye kesinlikle hak vardır. Mihenge vurulan şey burada fikirdir, fiildir. Kimsenin şahsiyeti değildir.

Dipnot:

1- Said Nursî, ESDE, Münazarat, s. 173.

Okunma Sayısı: 2717
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Müjdat Bayar

    1.08.2026 19:45:40

    Çok hassas ve zor bir mevzu. Sınırları ihlal etmemek kolay değil. Mezkûr meselenin üzerinde sonraki yazılarda da durulmalı ve misallerle iyice açıklanmalı.

  • Mehmet Çaloğlu

    1.08.2026 15:00:51

    Eskiden şahıslar istibdadında tenkit yasak, takdir serbest, şimdide sistemler istibdadında aynı devam ediyor. Yanlış ve eksiklikler görüldüğünde düzeltilmesi için ifade edilen fikir sahipleri, yanlış bir anlayışın ürünü olan tedbir kılıfına sarılarak, ya gıybet yapıyorsun veya hainlik yapıyorsun damgasını yer. Üstad zaten bu konuda ki ölçüleri vermiş. Sizde bazılarını yazmışsınız. Bizim eksikliğimiz her meseleyi kendi bakış açımızdan değerlendirmek ten veya birilerinin tesiri altında kalmaktan kaynaklanıyor. Cesaret isteyen bir meseleyi işlediğinizden dolayı tebriklerimi iletiyorum. Selamlar dualar.

  • İsmail Atak Cebecili

    1.08.2026 14:05:16

    Yasemin Hanımı binlerce tebrik ediyorum. 2011 yılından beri, son yıllarda ise seyrek olarak yazıp gelmekte. GIYBET gibi tartışmalı, önemli, herkesin kendine, anlayışına, bilgisine göre yorumladığı bir konuyu, kimseyi rahatsız etmeden, sergileyebilmiş, yorumlayabilmiş. Konuları tartmaya, anlamaya çalışırken RN’un bütününü dikkate almakta fayda var. Burada Gayr-i Münteşir Mektuplar bile çok önemli. Güzel detaylandırabilmek, teşhis ve teşhir edebilmek için İHTİYAR HOCA bahislerini-Mektuplarını çok dikkat edip, okumakta fayda var. Konunun devamı mahiyetinde yeni yazıları beklemek hakkımız.

  • İskender S.

    1.08.2026 13:20:15

    Yasemin Abla'nın yazıları her zaman içimizi aydınlattı, bize umut verdi; kendi ilmi ve şiirsel üslubuyla okuyunca içimizi serinleten, bize yol gösteren ve kılavuzluk eden yazılardı. Bizler bu camianın her bir ferdine canımızı verecek kadar bağlıyız, hepsini yürekten seviyoruz. Fakat ortada gözle görülen ve mutlaka konuşulması gereken hakikatler var. Tam da böyle bir zamanda susmak mı yoksa konuşmak mı gerekir, bunun derin muhasebesini yapıyoruz. Yaşananlar istibdattan mı, ahlaktan mı yoksa müspet hareket anlayışından mı kaynaklanıyor, bilemiyoruz. Yine de ne olursa olsun, şahıslara kırılmadan ve kardeşlik hukukuna zarar vermeden hakikatin yanında durma gayretimizi; öğrenerek, muhasebesini yapmaya gayret ederek sürdürmeye devam edeceğiz.

  • İskender S.

    1.08.2026 13:13:20

    Son birkaç gündür "Acaba ifrata mı kaçıyoruz?" diye nefis muhasebesi yapıp kararsızlık içindeyken, bugün gazetemizde çıkan iki yazı sanki gece feneri gibi kılavuzluk etti. Çünkü bir süredir izlenen metot; zihinleri menfi bir siyasete hapseden, Risale-i Nur'un şefkatli dili yerine bütün sistemi tek bir gündeme mahkûm eden bir stratejiye dönüşmüştü. Uygulamada test edilen bu yaklaşım; hepimizi dar bir alana sıkıştırmış, kendi insanımızı dahi yormuş ve fikren "bakır" çıktığı tescillenmiştir. Bütün bunların neticesinde; içimizi yakan bu meseleleri dile getirdiğimizde ise "çatlak ses çıkarma, yayını sorgulama, yoksa zalimden yana olursun" ithamlarıyla karşılaşmak bizi derinden sarsmıştı. Bizi Üstad’ın yolundan sapmakla, cemaate ihanetle suçluyor; kendi koydukları çizgileri adeta kutsallık zırhına büründürüyorlardı.

  • HÇeşitcioğlu

    1.08.2026 09:29:18

    Son 25 yılda Nur talebeleri; 3 büyük musibet geçirdi, doğru yer zaman ve konumda kritik/ eleştiri yapsalardı muhtemel ki; bu musibetlerin önü alınır veya zararı azaltılırdı. - Eleştiri kritik; ya samimi yakınsak yüzyüze veya çoğu kere kamu önünde yazı konuşma şeklinde olmalı. - İçe dönükse; hz Peygamber gibi; insanlara ne oluyor ki; şu kötü işi yapabiliyor veya şu güzel işi savsaklıyor denmeli; kritiğin özü doğruysa üslup hatalarına takılmamalı, zaten üslupçular bu eleştiriyi çoğunlukla yapmaz yapamaz. - Dışa dönükse; yasa ve saygı çerçevesinde; açık adresli yapılmalı, açık yaraya kurt düşmez. Misal; YZ üzerinden RNur ve Üstad tahrifatlarını nurcuyum diyenler yapıyor, üstadın biyometrisi tarihçesi yazdıkları dikkate alınmadan, acayip anormal çizimler yapyor. - YZ kaosu artarken bunu eleştiren, kural üreten dert edinen kimler var?!

  • Cemal Özkaya

    1.08.2026 09:19:26

    Çok enteresan ve cesurca bir bakış tarzı. Bunu zaten yapıyoruz ama bir yandanda korkuyoruz tabi. Üstad dan verilen örnek iyi bir yol ama sınırı ayarlamak çok zor.

  • Güler Aslan

    1.08.2026 06:15:16

    Sistemi muhafaza adına tüm sistemi kilitleyen katı istibdat…En geniş siyasi dairelerden hizmet dairelerine hemen her yerde istimal edilen yanlış bir muhafaza tedbiri...Nazarı dikkate şayan ehemmiyetli bir konu…Kaleminize sağlık . Allah razı olsun ♥️💐

  • Necati

    1.08.2026 01:14:52

    İlginç ve hassas bir konuyu işlemisiniz. Gıybet kesinlikle yasaklamış çirkin bir iştir. Fakat bir müminin ki, bu asırda maalesef bazı müslümanlar çok büyük hastalara yanlışlara düşüyorlar. Muslumanlarin gıybetini yapmadan o yanlışlarını söylemek, onu haftadan vazgeçirmeye çalışmak, o hatalarından diğer insanların zarar görmesine engel olmaya çalışmak nasıl olmalı? Gerçekten ince ve çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Daha detaylı yazılara ihtiyaç var sanki.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı