"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kesb-i medeniyette Japonlara iktida lâzım

Risale-i Nur'dan
01 Ağustos 2026, Cumartesi
(Dünden devam)

Ecnebiyede terakkiyat-ı medeniyeye yardım edecek noktaları –fünûn ve sanayi gibi– maalmemnuniye alacağız. Amma medeniyetin zünub ve mesâvîsi olarak bazı âdât ve ahlâk-ı seyyie ki, ecnebîlerde mehâsin-i medeniye-i kesîresiyle muhat olduğu için çirkinliğini o kadar göstermiyor. Biz ise aldığımız vakit sû-i tâli’ cihetiyle ve sû-i intihap tarîkıyla müşkilü’t-tahsil mehâsin-i medeniyeti terk edip, çocuk gibi hevâ ve hevese muvafık zünub-u medeniyeti kesbettiğimizden, muhannes gibi, yani kadınlaşmış erkek gibi veya mütereccile gibi, yani erkekleşmiş kadın gibi oluruz. Kadın erkek gibi giyinse maskara olur. Erkek kadın gibi süslense muhannesliktir, yakışmaz. Mert ve âlîhimmet, zîb ü ziverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.

Elhâsıl: Zünub ve mesâvî-i medeniyeti, hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten seyf-i Şeriatla yasak edeceğiz; tâ ki medeniyetimizin gençliği ve şebâbeti, zülâl-i aynü'l-hayat-ı Şeriatla muhafaza olsun. Kesb-i medeniyette Japonlara iktida bize lâzımdır ki, onlar Avrupa’dan mehâsin-i medeniyeti almakla beraber, her kavmin mâye-i bekası olan âdât-ı milliyelerini muhafaza ettiler. Bizim âdât-ı milliyemiz İslâmiyette neşv ü nemâ bulduğu için, iki cihetle sarılmak zarurîdir.

Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 93

LÛGATÇE:

âdât-ı milliye: millî âdetler.

ahlâk-ı seyyie: kötü ahlâk.

ecnebiye: yabancı devletler.

fünûn: fenler, fen bilimleri.

iktida: uyma.

kesbetmek: kazanmak, edinmek.

kesb-i medeniyet: medenîleşme.

mâye-i beka: devamlılığın mayası, özü.

mehâsin-i medeniyet: medeniyetin güzellikleri.

mehâsin-i medeniye-i kesîre: medeniyetin pek çok iyilikleri.

mesâvî: kötülükler, fenâlıklar.

muhat: çevrili, kuşatılmış.

müşkilü’t-tahsil: elde edilmesi zor.

müzahref: dışı süs içi pis.

neşv ü nemâ: büyüme ve yetişme, gelişme.

seyf-i Şeriat: Şeriat kılıcı.

sû-i intihap: kötü tercih.

sû-i tâli’: kötü tâli’, kötü baht; talih.

şebâbet: gençlik, tazelik.

tarîkıyla: yoluyla.

terakkiyat-ı medeniye: medeniyetle ilgili gelişmeler, 

ilerlemeler.

zîb ü ziver: süs ve ziynet.

zülâl-i aynü'l-hayat-ı Şeriat: Şeriatın hayat verici suyu.

zünub: günahlar.

Okunma Sayısı: 205
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı