Ecnebiyede terakkiyat-ı medeniyeye yardım edecek noktaları –fünûn ve sanayi gibi– maalmemnuniye alacağız. Amma medeniyetin zünub ve mesâvîsi olarak bazı âdât ve ahlâk-ı seyyie ki, ecnebîlerde mehâsin-i medeniye-i kesîresiyle muhat olduğu için çirkinliğini o kadar göstermiyor. Biz ise aldığımız vakit sû-i tâli’ cihetiyle ve sû-i intihap tarîkıyla müşkilü’t-tahsil mehâsin-i medeniyeti terk edip, çocuk gibi hevâ ve hevese muvafık zünub-u medeniyeti kesbettiğimizden, muhannes gibi, yani kadınlaşmış erkek gibi veya mütereccile gibi, yani erkekleşmiş kadın gibi oluruz. Kadın erkek gibi giyinse maskara olur. Erkek kadın gibi süslense muhannesliktir, yakışmaz. Mert ve âlîhimmet, zîb ü ziverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.
Elhâsıl: Zünub ve mesâvî-i medeniyeti, hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten seyf-i Şeriatla yasak edeceğiz; tâ ki medeniyetimizin gençliği ve şebâbeti, zülâl-i aynü'l-hayat-ı Şeriatla muhafaza olsun. Kesb-i medeniyette Japonlara iktida bize lâzımdır ki, onlar Avrupa’dan mehâsin-i medeniyeti almakla beraber, her kavmin mâye-i bekası olan âdât-ı milliyelerini muhafaza ettiler. Bizim âdât-ı milliyemiz İslâmiyette neşv ü nemâ bulduğu için, iki cihetle sarılmak zarurîdir.
Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 93
LÛGATÇE:
âdât-ı milliye: millî âdetler.
ahlâk-ı seyyie: kötü ahlâk.
ecnebiye: yabancı devletler.
fünûn: fenler, fen bilimleri.
iktida: uyma.
kesbetmek: kazanmak, edinmek.
kesb-i medeniyet: medenîleşme.
mâye-i beka: devamlılığın mayası, özü.
mehâsin-i medeniyet: medeniyetin güzellikleri.
mehâsin-i medeniye-i kesîre: medeniyetin pek çok iyilikleri.
mesâvî: kötülükler, fenâlıklar.
muhat: çevrili, kuşatılmış.
müşkilü’t-tahsil: elde edilmesi zor.
müzahref: dışı süs içi pis.
neşv ü nemâ: büyüme ve yetişme, gelişme.
seyf-i Şeriat: Şeriat kılıcı.
sû-i intihap: kötü tercih.
sû-i tâli’: kötü tâli’, kötü baht; talih.
şebâbet: gençlik, tazelik.
tarîkıyla: yoluyla.
terakkiyat-ı medeniye: medeniyetle ilgili gelişmeler,
ilerlemeler.
zîb ü ziver: süs ve ziynet.
zülâl-i aynü'l-hayat-ı Şeriat: Şeriatın hayat verici suyu.
zünub: günahlar.