"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ümidin ya da aşkın kadarsın

Ali HAKKOYMAZ
01 Ağustos 2026, Cumartesi
CİMRİLİK

Önemli hastalıklarımızdan biri de cimrilik. Selâm cimriliğimizden sofra cimriliğine uzanır bu liste.

Cimrilik ve korkaklık; cömertlik ve cesaret beraber gezermiş; bu da hatırda dura! Aman kimseler görmeden geçip gideyim şuradan! Şunu tek başıma yiyeyim yalnızlığına, hırsızlama tavırlara atıyoruz kendi kendimizi.

Bu bizim dünyaya yapışıp kalmışlığımız, dünyayı ebedî sanışımız hayra alâmet değil.. 

Parasını pulunu yiyemeden, evini oturamadan, çulunu giyemeden bırakıp gidenler de pek ibret olmuyor demek ki! 

O, her şeyi veriyor; buradan bize bir yol gösteriyor; biz saklıyoruz, biriktiriyoruz. 

Dünyanın yarısı aç. Yoksulluk, açlık sınırında milyonlar var. Herkese yetecek, artacak yiyecek, içecek var da bu cimriler, bu israf, bu ben kazandım kibri var ya... 

Bilenlerin de bu cimriliği, israfı -hele ve öncelikle devletteki dev israf- anlatacak cesaretleri mi yok, onlar da ilim cimrisi midir nedir!  Ama olmaz ki... Hakikati saklamakta çok cömertiz, ha!

*

AŞK

Aşk; değil sadece gözden; gönülden de taşan şeye derler. 

Aşkı (gönlünde) büyüt şimdi. Ki insanlığın nefesinin daraldığı demlerde yolu açacak, çölü geçecek, dağı delecek aşıklardır. 

Dünya, aşkını kaybetti. Aşkı “makam” sandı. “Şöhret” sandı. “Mecazî cezbeler”den ne varsa “aşk” sandı. Hakikî aşk olmadan da yandı, bitti, kül oldu; o sanılanlar. “O aşk”ta yansa gül olacaktı. 

*

ÜMİT

Şimdi çığlık çığlığa çöldeyiz. Şimdi dağlar gerildi önümüze. Cimriliğimizin cenderesinde sıkıştık kaldık. Bu cenderelerden ufka, maviliklere, dalgaları aşıp ötelere, sonsuzluğun derin, sade, sakin iklimlerine taşınmak için bir şeye ihtiyacımız var: Ümide... 

Doktorun hastasıyla, öğretmenin öğrencileriyle, idarecilerin halkıyla konuşurken ses tonları, jest ve mimikleri de şefkatin, ümidin kapılarını aralamalı. Sürekli savaş hâlinde gibi hâllerden azâdelik gerek...

Yüreğimizde ümit kıpırtıları kalmamışsa değil ağır yükleri; tüyü bile kaldıramayız. Şimdi neyleyiz?

Aşkla, ümitle yapılmayan ekmeklerde, aşlarda, ilaçlarda şifa olur mu?!

Kendinden geçilmeden verilen hutbelerin, anlatılan derslerin tesiri ne kadar ki?!

Halkın dertlerinin ahı; koltuğa “kurulmuşların” kulağından kalbine inmiyorsa acılar nasıl dinecek?!

Çok konuşup çok az kitap okunduğunda -ve çok zaman okunmadığında- aşksızlık, ümitsizlik, cimrilik caddeleri dolanır. 

Hayat gibi tazelenmek ister her şey. Bu da aşk ister, cömertlik ister ve baş köşeye ümit...

Gidiyorsun şunu da heybene koy: Ümidin ya da aşkın kadarsın...

Okunma Sayısı: 170
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı