Bilgilendirme yazısıdır...
Kimilerince AKtroll olarak tarif edilen Furkan Bölükbaşı’nın tutuklanmasından sonra Fatih Altaylı da beş yıl (indirilmiş haliyle dört yıl üç ay) ceza alınca herkes “neymiş bu suç” diye araştırmaya başladı.
Yardımcı olalım.
Şu net: Ceza kanunlarında net olarak tarif edilmiş olmayan fiile suç muamelesi yapılamaz. Bu tarife uymayan fiiller birilerince hoş görülmese de hor görülse de suç değildir. “Yanlış” denebilir, “ahlâksızca” denebilir, “Zarar veriyor” denebilir… ama “suçtur” denemez.
Bir de Kanunlarımızda “hakaret suçu”nun bir alt türü olarak çok tartışmalı bir “cumhurbaşkanına hakaret” suçu da var. Ama bu günlerde konuştuğumuz konu hakaret değil tehdit.
***
Yani Ceza Kanununda ve başka kanunlarımızda açıkça düzenlenmiş olan bir suç tipi olarak “cumhurbaşkanını tehdit” adlı bir suç yok. Ama birileri ekleye çıkara yeni yeni var ediyor. Şöyle:
Türk Ceza Kanununun “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı Beşinci Bölümünde şu ağır cezalık suçlar düzenlenmiş: “Anayasayı ihlâl” (309) ağır bir suç ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak için “cebir ve şiddet kullanmak” gerekir.
“Yasama organına karşı suç” (311) da ağır bir suç ve bunun için de TBMM’nin görevini yapmasını yine cebir ve şiddet kullanarak engellemek gerekir.
“Hükûmete karşı suç” (312) da hakeza yine ancak cebir ve şiddet kullanarak işlenebilir.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan” (313) da aynı şekilde.
İşte bu suçlar arasında ikinci sırada 310. maddede tarif edilen bir suç var ki adı: “Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı”.
Hükmün birinci fıkrası: “Cumhurbaşkanına suikastte bulunan kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiile teşebbüs edilmesi halinde de suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.” Görüldüğü üzere çok ağır bir suç.
İkinci fıkra ise şöyle: “Cumhurbaşkanına karşı diğer fiilî saldırılarda bulunan kimse hakkında, ilgili suça ilişkin ceza yarı oranında arttırılarak hükmolunur. Ancak, bu suretle verilecek ceza beş yıldan az olamaz.”
İkinci fıkra demiş oluyor ki:
Cumhurbaşkanına suikast yapmayan, ama “suikast” dışında “diğer bir tür fiilî saldırı”da bulunan kişi de o suçu neyse onun cezasını alır, ama yarı oranında arttırılmış olarak alır. Bu arttırılmış ceza da beş yıldan az olamaz.
İşte cumhurbaşkanını tehdit de bu ikinci fıkra kapsamında “fiilî saldırı” suçu olarak görülüp gösteriliyor. Oysa herkes bilir ki tehdit “fiilî saldırı” değildir, “Saldırı tehdidi”dir.
Tehdit suçu da Kanunun “Hürriyete Karşı Suçlar” başlıklı Yedinci Bölümünde 106. maddede, “şantaj” (107) ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” (109) ile birlikte ve şu şekilde düzenlenmiş:
“Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
İki hükmü birleştirince çıkan sonuç şu:
“Cumhurbaşkanını, … hayatına … yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi de suçludur ve cezası beş yıldan az olamaz.”
Şimdi bu bilgilere göre Altaylı’nın ya da Bölükbaşı’nın suç sayılan sözlerini (söz fiil değildir!) herkes kendisi okusun ve hakikaten bir saldırı tehdidi (suç) var mı, yok mu herkes kendisi çözsün…