"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Devr-i sabık zaten olur da…

Ahmet BATTAL
22 Ekim 2021, Cuma
Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkışından sonra siyasette yeniden bir devr-i sabık muhabbeti dönüyor.

Bazıları maalesef “yaratma” kelimesini de kullanarak “yok şöyle yapacağız, yok böyle etmeyeceğiz” deyip duruyor.

Yaratan ve yaratacak olan Allah’tır. Ve o imhâl etse de ihmal etmez. 

Yani mehil verir, tövbeye dâvet eder, ama günahında ısrar edenin defterini bu dünyada da O dürecek ve asıl hesabını da öbür dünyada yine O görecektir. 

İnsana düşen ise adaletle hükmetmektir. 

İktidar değiştiğinde, önceki iktidar döneminde kudretine dayanarak konusu suç olan emri vermiş olan da o emre uyarak suç işlemiş olan da yargılanır ve yargılanmalıdır. 

Hukuk devletinde bağımsız yargı hukuka aykırı kuvvet kullananı iktidar değişikliğini beklemeden yargılar. 

Bizim gibi ancak guguk devleti olanlarda ise ancak iktidar güç kaybettikten sonra ve bir devr-i sabık defteri açılarak hesap görülür. O da yarım yamalak olur. Zira gecikmiş adalet çoğu zaman adalet değildir. 

Bu yargılamalarda da elbette sadece suçlulara ve sadece suçunun cezası neyse o ceza verilmelidir. Bunun adı “devr-i sabıkın defterlerini açmak”sa açmaktır. 

Önceki dönemin defterlerini devletin adaletine ebediyen kapatacak tek şey zamanaşımıdır. Ancak bilindiği üzere bazı suçlar zamanaşımına uğramaz. İşkence ve soykırım bunlardan biridir.  

Geçen haftalarda Almanya’da eski bir SS subayının Auschwitz toplama kampı sebebiyle ve üstelik yüz yaşında iken soykırım suçundan yargılanışını medyadan izledik. Hem üzüldük ve hem de sevindik. 

Üzüldük, zira bir suçluyu dünyada yargılama işini ölüm döşeğine kadar geciktirmek nasıl bir adalettir. 

Sevindik, zira bir suçlunun yüz yaşında da olsa dünya yargısından paçasını kurtaramamış olması muhteşem bir adalettir. 

Ama şuna eminiz, bu dünyada cezasız kalan çok suçlar var ki Cehennemi şimdiden öfkesinden köpürtüyor. 

Yani Allah zaten bütün defterleri zamanaşımı filan olmaksızın açacak ve mizanın hazırlanmasından sonra kapatıp hesabını-mahsubunu görecek. 

Biz bu dünyada ne yapacağız? 

Eskiye sünger çekmeyeceğiz. Görmezden gelmeyeceğiz. 

Elbette toplumsal barış için bazı fedakârlıklar yapılabilir ve yapılmalıdır da. 

Ama adalet duygusunu sarsmamaya çalışarak. “Ne yaparsak yapalım, nasılsa yanımıza kâr kalıyor” dedirmeden. 

Okunma Sayısı: 1686
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    22.10.2021 16:47:21

    Evet, gecikmiş adalet çoğu zaman adalet değildir.

  • H.ibrahim Karahan

    22.10.2021 05:49:43

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı