"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Din hürriyeti ve kılpayı barış -2

Ahmet BATTAL
04 Ağustos 2022, Perşembe 00:01
Anayasa Mahkemesi’nin mecburi din dersi ile ilgili verdiği hürriyetçi kararı ve azınlık oyu sahiplerinin muhalefet şerhini önceki gün değerlendirdik.

Özetle AYM, içeriği itibariyle ve fiilen İslam dinini “telkin” eden bir ders biçiminde yürüyen bu dersin -adı ne olursa olsun- din öğretimi değil din eğitimi anlamına geleceğini ve böyle bir eğitimin de ancak velinin rızası ve aktif talebiyle yapılabileceğini bildirdi. 

AYM konuya hürriyetler yönünden baktı. Biz dinin özü olan ihlas ve samimiyet yönünden baktığımızda da aynı sonuca ulaşıyoruz.  

Kadir Akbaş başta olmak üzere bazı okuyucularımız konuyla ilgili ek bilgi ve açıklama talep ettiler.

İlk ve orta öğretimdeki “mecburî din dersi”, dinlerin ve bu arada İslam’ın bütün yorumlarının objektif biçimde “öğretimi” şeklinde mi olmalı yoksa dine temayül ettirmek ve dindarlığa hazırlamak amacıyla ve “din eğitimi” biçiminde mi olmalı?

Bizim cevabımız şöyle: 

Bütün dinî inançların birer zenginlik olarak görüldüğü ve gösterildiği bir din öğretimi ancak mukayeseli dinler ve kültürler tarihi olarak ele alınabilir. Bu ihtiyacın tarih derslerinde ve tarih uzmanı öğretmenlerce karşılanması mümkündür. 

Sadece yaşayan dinlerin mukayeseli ve objektif biçimde “öğretildiği” bir ders de ancak Sosyal Bilgiler ya da Felsefe gibi bir ders olabilir. 

İlahiyat Fakültesi ve benzeri fakülte ve bölümlerden mezun olan “din dersi hocaları”nın vereceği “din dersi” ise, teorik bir ders olarak kalsa ve tamamen sınıf ortamında verilse dahi -biz adına ne dersek diyelim, AYM’nin de tesbit ettiği üzere-, tatbikatında, dinî telkin de içerecektir.   

Bu dersin veliler açısından mecburi din eğitimi biçiminde olmaması bizce samimiyete, günün şartlarına ve eğitim alanındaki gelişmelere daha uygun olacaktır. Biz önceki günkü yazımızda AYM kararını bu sebeple hürriyetçi bir karar olarak aktardık. 

Dileyen her veli -üstelik bir gerekçe de beyan etmek zorunda olmaksızın- çocuğunun bu türden bir din dersinden muaf olmasını “talep” edebilmeli ve talebi halinde mecburiyet derhal kaldırılmalıdır. 

Öncelikle böyle bir mecburiyetin din eğitiminden beklenen amacı karşılamayacağı açıktır. 

Dinî konuları, dindar olduğu varsayılan bir hocadan, üstelik ana-babasının zıt yöndeki telkinine rağmen zoraki “öğrenen” bir çocuğun ya da gencin yerine kendimizi koyalım. Bu kişinin bu bilgilerden olumlu bir telkin alacağını ümit ya da hayal etmek din adına ve dindeki samimiyet açısından fazla iyimser bir bakış açısı olur. 

İkinci olarak, bizce asıl mesele, dindarların çoğunun gündeminde yer almayan ve hatta kavram dünyasında dahi bulunmayan şeairin yani Allah’ı ve ahireti hatırlatan toplumsal dinî motiflerin muhafazasıdır. 

Nitekim Bediüzzaman da yüz sene önce o günün karamsarlığıyla “eyvah dinimiz sönecek galiba” diyerek korku ve endişe bildiren hamiyetli ama ümitsiz bir zata verdiği ümit ve gayret dersinde, şeairi “asıl din dersi hocası” ve hatta Hoca-yı Dânâ olarak adlandırıyor. Minare, ezan, mezar taşı gibi şeair; din dersini ve dinî telkini, ihlasa tam mutabık bir biçimde ve dolaylı usulle veren yan tesirsiz din dersi hocasıdır. Demek asıl mesele devletin ve siyaset kurumunun şeairi doğrudan ya da dolaylı olarak tahrip etmesinin önüne geçmektir. 

Doğrudan tahribi, tek parti CHP’si döneminde, partileşen devlet ya da devletleşen parti yaptı. 

“Tek adam”cı “tek parti”leşip CHP’leşen AKMHP döneminde ise derin devlet dini ve şeairi dolaylı olarak tahrip etmeye çalışıyor. 

Bu durum hamiyetlileri ürkütüyor ve AKP’den soğutuyor. Diğerleri ise leylim ley havasında. 

Din derslerinin öğrenciler üzerindeki etkisi konusuna yarın bakalım. 

Okunma Sayısı: 1136
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ferhat ardıç

    5.8.2022 00:20:17

    Musibet soldan gelirse çok güzel sonuçlar verir ama sağdan gelirse çok tahribat yapar herkesi gevşekliğe sürükler ne olduğunu anlayana kadar çok zarar verir.

  • A. AYDIN

    5.8.2022 00:03:31

    Üstad olsaydı bu konuda ne derdi, diye düşününce aklıma, onun Medresetüzzehra için öngördüğü ders programı ile "devletin R. Nurları okullarda ders kitabı olarak okutmaya mecbur kalacağı" ihbar ve ihtarları geliyor.

  • Neva Alpdağ

    4.8.2022 10:40:21

    4 Ağustos 2022 yazınıza yorum; Benim kanaatime göre okuldaki dini eğitim ya da din kültürü ve ahlak dersi, ailesinde hiçbir şekilde Allah'ı ve peygamberi (sav) tanımayan çocuklar için cılız da olsa küçük bir tohum niteliğinde olmaz mı? Ayrıca ne dünyalarına ne ahiretlerine ne de sosyal ve iş hayatlarına hiçbir faydası olmayan dersler için de keşke seçmeli seçeneği konulsa, ama o dersler orta okuldan başlayıp üniversite derslerini de kapsayıp eğitim hayatını neredeyse tamamında mecburi ders olarak veriliyor, şu anda kendimde üniversiteye bu yıl başlayacak olan bir öğrenci olarak bölüm derslerimi araştırırken karşılaştım bu derslerle, o yüzden bence din kültürü ve ahlak dersi okullarda kesinlikle okutulmalı ve mecburi ders olmalı, ne zaman ki bahsettiğim diğer dersler ki anlamışsınızdır eminim hangi dersler olduğunu! Seçmeli ders olursa din kültürü ve ahlak bilgisi dersi de o zaman seçmeli olmalıdır ,hürriyetse herkes için her düşünce için geçerli olmalıdır, (meşru olmak şartıyla)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı