"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Günün doğusu ve doğrusu

Ahmet BATTAL
20 Eylül 2020, Pazar
Not: Bu yazı 365 günlük takvimin ne olduğunu bilmeyen 40 yaş altı için uygun değildir!

Gündoğumu mahalli her gün biraz değişir, ama kıyamet yaklaşmadıkça tamamen değişmez. 

Günün sözü takvimden takvime, günden güne değişir. Zenginliktir. Bazısı bundan ders alır, bazısı bundan ibret alır… 

Günün yemeği takvimden takvime, keseden keseye değişir. Hepsi keyfe uygundur. Bazısı onun keyfine bazısı bunun damağına…

“Bugün doğana ne isim verelim” sorusunun cevabı da takvimden takvime, günden güne değişir. Ama hepsi kendisine göre güzeldir. Beğenene lâf edilmez.

Günün doğrusuna gelince;

Bazı doğrular kişilere göre değişebilir. Bu doğru.

Zira insan değişir. Hem tekâmül etmek güzeldir. 

Bazı doğrular zamana göre değişebilir. Bu da doğru. 

Zira, evet, bakış açıları değişir. Ufuk açmak zenginliktir. 

Ama dünkü doğru aynı kafada bugün yanlış oluyorsa, dünkü yanlış bugün doğru sayılıyorsa… durup düşünmek lâzım, değil mi?

Akşam yatarken herhangi bir konuda “doğru budur” diyenin, sabah kalkınca “yok bu doğru değil, şimdi bu doğru” demesi ne kadar doğrudur? 

Bu doğrucuya ne kadar itibar edilebilir?

Rüyalar ve rüya gibi hayaller ve hayal kadar hakikî gerçekler ne kadar gerçektir ki, onlara güvenerek doğru ve doğrultu belirlenebilsin!

Böyle yapanın doğruluğuna ve doğruculuğuna ne kadar itimat edilebilir?

Hele başkalarının doğrusunu kendi doğrusu sayan ve sanan ve bu sebeple günlük olarak doğrultu değiştiren doğrucuların doğruluğundan kim ne kadar emin olabilir?

Doğrunun zıddı nedir? Yanlış mı, yamuk mu, eğri mi?..

Bir doğru uzayda nereye giderse ve ne kadar giderse doğru gidebilir?

Doğrucusu sık değişenin doğrusuna güvenilmez.

Düşmanı sık değişenin dostluğuna güvenilmeyeceği gibi.

Ama…

Doğru eğer hakikate dayanıyorsa ve Hakk’a gidiyorsa eğrilme ihtimali yoktur. 

Prensibi hakikatten ibaret olanın doğruları değişmez. 

Pusulası sağlam olan, yönün doğrusunu bilir. 

Hele kuzey kutbunda duranın, güneyi parmağıyla gösterebilmek için, bırakın pusulayı, göze bile ihtiyacı yoktur. Yeter ki bastığı/durduğu yerin kıymetini bilsin!

Okunma Sayısı: 1729
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    20.9.2020 19:03:30

    2) Söylenen şey gerçekten doğru ise;kanıtlanmışsa onda sorun yoktur.Ama sadece doğru biliniyor veya öyle varsayılıyor ise;orada türlü arızalar meydana gelebilir,ki geliyor da.Allah'tan gerçek mânâda korkan kişi;doğruyu ve hakikati her daim kalbinde ve ruhunda sağlam şekilde tutan kişidir.Ve bu onun pusulası,her yerde,ona yön gösteren bir navigasyondur.İhlâsı kuvvetli ise;doğrusu çoktur o hakikatli şahsın.Evvel Allah,Kaf dağında olsa bile;pusulasını yahut yönünü şaşırmaz ve daim doğru noktada durur.Ama yalan,o insanın yaşam tarzı olmuşsa eğer;düz yolda bile olsa,bir şekilde uçurumdan yuvarlanmaya mahkûm olur.Bir şey doğru ile başlarsa,gerisi de hakikate kapı açar.Bu olay bu kadar nettir...

  • Abdulkadir

    20.9.2020 19:03:23

    1) Olaya mantıksal olarak bakarsak eğer;doğru ve doğrucu var,bir terazide.Doğru söyleyen kişi;doğru biridir ki doğru söylüyordur,doğrucu ise sanki,doğruyu her daim her yerde olduğu gibi,hiçbir yalpa yapmadan savunan ve ifade eden kişidir.Bazen yalanın içinde de türlü doğrular; veya doğrunun içinde de,çeşitli yalanlar olabilir.Burası imtihan dünyası sonuçta.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı