"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kadınlar iki işte çalışmalı mı?

Ahmet Cemil Çökren
27 Temmuz 2019, Cumartesi
Geçenlerde sabah işe giderken sokakta yolun ortasında arabanın arka koltuğundan bir kadının çocuğunu çıkarmaya çalıştığına şahit oldum.

Çocuk arabadan çıkmak istemiyor ve aynen şöyle diyor; “Anne ne olur işe gitme, bırakma beni!”. Tabi servise yetişmek için hızlı hızlı yanlarından geçtim ve içimden “Acaba kaç para alıyor ve bakıcıya kaç para veriyor ki bu kadar zahmet çekiyor, çocuğunu kendinden kopartıyor ve ileride beni sevsin diye çok uğraşacak”. Sorsanız her halde size “çocuğumun geleceği için çalışıyorum” diyecek, fakat onun size şimdi ihtiyacı var!

Çalışan kadınlarından bahsetmek istiyorum. Ucuza çalışıp eve ekmek getirmeye çalışan kadınlardan. İşe gittikleri için gece bire kadar ütü yapan kadınlardan. İş yerinde amirlerinden emir alıp, eşini çekemeyen kadınlardan.

Kadınlar annelik gibi kutsanmış bir büyük mesleği (ki dünyanın en zor mesleği) yapmaya çalışırken, bir de kapitalist düzenin (yani bol bol harca çok çalışmak zorunda kal!) esiri olarak dış dünyanın zorlu şartlarında çalışmaktadır. Zarurî çalışanlar ve kadınlara mahsus işler konumuzun haricinde. Genel olarak maaşları erkeklerden düşük. Yoğun tempo içerisinde bir yandan çocuk yetiştirmeye uğraşırken diğer yandan işinde verimli biri olmaya çalışıyor.

İşte şimdi benim geçen sene zorunlu olarak işyerindeki katıldığım “Cinsiyet Eşitliği” seminerinden aldığım izlenimleri aktarmak istiyorum. Seminerde, “kız çocuğu sahibi olacağını anlayan ebeveyn neden pembe kıyafet ve eşya alır ya da erkek çocuğu sahibi olacağını anlayan ebeveyn mavi kıyafet ve eşya alır. Bırak her rengi giysin” diye başlıyordu.  Ve seminer böyle devam ediyor. Kısaca “Hür ol, ne istiyorsa erkek ya da kadın istediğini giysin, toplum olarak sınırlamayın!”

Bir örnek veriliyor; bir erkek yönetici ile bir kadın yöneticinin iş yerinde mesai bitimine yakın sunum yaparkenki düşünceleri dile getiriliyor, erkek yönetici tamamen işe ya da sunuma odaklanmış iken, kadın yönetici yemek yapmayı ve çocuğu nasıl kreş alacağını düşünüyor ve ister istemez performansının düşeceği vurgulanıyor. Neden erkekler, ev işlerinde eşit olarak sorumluluk almıyor da, kadınlara yükleniyor. Tabi bu şekilde seminer devam ediyor.

Seminerden benim aldığım derse gelince;

1. Kapitalist düşüncede, erkek ve kadın diye ayrım olmaz, herkes bana çalışsın ve insanlar robotlaşsın. Çok çalışsın, çok kazansın ki; çok harcayasınız.

2. Bediüzzaman Hazretleri’nin deyimiyle, Zındıka komiteleri Müslümanların aile yuvalarını yıkmak istemekte, bunu da kadını mahrem yuvasından çıkararak yapmaktadır.

3. Toplumu büyük bir sosyal çöküntü haline getirip, saygı, sevgi bağlılık ve hürmet gibi manevî kavramları tahrip etmek.

4. Örf ve âdetleri İslâma yamayıp, kadının aslî iki vazifesini çoğaltıp, İslâm kadına değer vermiyor gibi bir anlam yüklenmektedir. (Kadınlar, erkeklere emanettir bilinci yeterli anlatılamamış)

5. İslâmî olarak kadın, hakkını bilmemekte ve çocuğunu emzirmenin bile dinen zorunlu olmadığının farkında olmadığı anlaşılmaktadır. “Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olan (iyi davranan)dır.” (Müslim, Birr 149)

6. Kadının duygusal yapısı olduğu ve annelik şefkatini kullanarak işyerlerinde kadınlar enerjilerini bitirene kadar çalıştığını gözlemlemekteyim. Çocuğunu büyütmek için yapacağı fedakârlık duygusunu işe verip kendilerini tüketmekte. (öğlen yemek yemeği unutmak gibi)

“Mimsiz (alçak) medeniyet, taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul (ucuz) metaı yapmış. Şer’î İslâm onları Rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayat-ı ailede. Temizlik zînetleri..... “ (Sözler, Lemaat)

Hülâsa; İslâmiyet kadına çok değer vermekte, fakat örf ve adetlerle bu bir nebze unutulmuş. Bu İslâmiyet üzerindeki pası silmediğimiz için kapitalist sistem çok kazan, çok tüket mantığını diziler vasıtasıyla kadını çalıştırıp istediği zengin hayatı elde edince mutlu olacağı zannıyla adet kendini bitirircesine işyerinde çalışmakta, günün sonunda ne mutlu ne huzurlu olmaktadır. (Tekrar ediyorum, zorunlu çalışanlar hariç) Lütfen kadınlarımıza İslâmiyetin koyduğu kurallar çerçevesinde davranalım ve onları mutlu edelim. Aman! Kapitalist düzen ya da dış dünyada huzuru ve mutluluğu aramasın (İnternetin başı dahil).

Son bir mesajda çocuklarımıza ahlâkı biz verelim, bakıcılara bırakmayalım.

 Babamın meşhur bir lâfı vardır: “Kadınlar yuvalarına dönse bir günde işsizlik biter”

 Parayla saadet olmaz atasö- zünü unutmayalım. İmana, Kur’ân’a ve Risale-i Nur’a hadim nesiller yetiştirelim. 

İnşallah.

Eşlerimizin (erkek ve kadın için) kıymetini bilmek dileğiyle.

Okunma Sayısı: 1842
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    27.7.2019 01:04:35

    Çok anlamlı bir başlık seçilmiş. Bu konuda tahşîdata ihtiyaç var. Tebrikler. Kadınlar nafaka için bile olsa çalışmak zorunda kalmasın diye İslam onlara hiçbir şekilde nafaka sorumluluğu yüklememiş. Düşününki bebeğin baş nafakası süt olduğu için annenin ona süt emzirmesi bile "hukuken" mecbur edilmemiş. (Belki "Diyaneten" emzirmesi istenmiş.)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı