"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihad-ı İslam ve Avrupa Birliği

Ahmet Said Aydil
11 Temmuz 2023, Salı
(Geçen haftadaki yazımıza devam niteliğinde)

Günümüzde İslâm coğrafyası tarihte hiç görülmediği kadar birbirinden kopuk bir durumda.

Bahsettiğimiz kopukluğun varlığından şüphe edenlere veya kopukluğun ciddiyetini abarttığımızı düşünenlere birkaç misal verirsek belki bize hak verirler:

* Bugün dünyanın en kalabalık 2. Müslüman nüfusunu barındıran Pakistan devleti Doğu Türkistan’da zulüm olmadığını kabul ediyor ve bu konularda Çin’in söylediklerini kabul etme politikası güdüyor.

* Filistin’de Müslümanlara sistematik bir şekilde zulmeden ve uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak Filistin topraklarını işgal eden İsrail’in en yakın müttefiklerinin başında bugün Birleşik Arap Emirlikleri, Fas ve Mısır yer alıyor. Bu konuda en büyük tepki ise Batılı önemli Sivil Toplum Örgütlerinden geliyor. (Önemli bir çalışma: https://www.hrw.org/report/2021/04/27/threshold-crossed/israeli-authorities-and-crimes-apartheid-and-persecution )

* Aynı şekilde maalesef Türkiye de günümüzde Müslüman çoğunluklu ülkelerle kötü diplomatik ilişkiler içinde ve bahsettiğimiz sistematik zulümlere karşı sözlü tepkiler vermekten öteye gidemiyor.

Saydığımız ülkelerin kendi içlerinde yaşadıkları hukuksuzluklardan bahsetmiyoruz bile.

Bu anlattıklarımızın Avrupa Birliği ile ne alâkası var?

Şöyle ki, bugün birinci Avrupa’nın temel değerlerinin, yani hürriyet, demokrasi ve insan haklarının İslâm diniyle uyumlu ve hatta dinen de gereklilik olduğu birçok Müslüman tarafından kabul edilmekte.

Bu değerleri benimseyerek yoluna devam edecek bir Türkiye’nin hem ekonomik hem de politik olarak gelişip kalkınması çok kolay olacaktır.

Geçen hafta belirttiğimiz gibi tesir kuvveti ve örneklik rolü yüksek olan bir Türkiye, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olduğu ve tarihî olarak da İslâm coğrafyasında önemli yeri olduğu için, diğer İslâm ülkelerindeki istibdada ve zulme karşı hareketleri de destekleyecektir.

Neden Avrupa Birliği ile bir ittifak?

Yukarıda bahsettiğimiz değerleri günümüzde “hâlen yetersiz olmakla birlikte” en iyi şekilde temsil eden yapı Avrupa Birliği. Hem coğrafî, hem kültürel, hem de siyasî bağlarımız münasebetiyle de asırlardır komşumuz olan Avrupa’nın bugünkü Birliği, istibdada evrilmeye uygun devletler arası güç dengelerinden ziyade müzakere kültürü ile yürüyen ve “çok taraflılık” ilkesini geliştirerek sürdüren bir yapı durumunda. AB ülkeleri kendi bünyesinde yaşayan 20 milyon Müslüman’a karşı adaletli tavrı ile de bugün Müslümanların en çok yaşamayı tercih ettiği ülkeler arasında başı çekiyor (Üstelik bu sayı göç vb. etmenler dolayısıyla hızlı bir şekilde artıyor).

İttihadı İslâm ne olacak o zaman?

Müslüman devletlerin şu anki politikaları ve yapıları zaten İslam coğrafyasındaki birliği ve barışı engelliyor. Hem Müslümanların ittifak etmesi ve hem de İslâm dininin doğru anlaşılması ve gönüllü yayılması için samimiyete kapı açan hürriyete ve müzakere kültürüne sahip ve zulüm ve istibdat siyasetinden uzaklaşmış şeffaf toplumlara ihtiyaç var. Bu gayelerimizin ve dolayısıyla İttihad-ı İslâm’ın gerçekleşmesi için de Avrupa Birliği’ne ve Birinci Avrupa’nın savunduğu özgürlük, insan hakları, hukuk üstünlüğü ve barış ilkelerine şiddetle ihtiyacımız var.

Okunma Sayısı: 1392
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    11.07.2023 09:21:43

    ..."Madem haber vermiş, haktır; madem Kàdir-i Külli Şey' va'detmiş, elbette yapacaktır."... Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat - 57

  • S.topuz

    11.07.2023 09:20:47

    ..."İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılab edecektir. Ve Kur'ana iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı manevîsi tâbi' ve İslâmiyet metbu' makamında kalacak; din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevîlik ve İslâmiyet ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken; âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir."... Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat - 57

  • S.topuz

    11.07.2023 09:01:49

    ..." Irkçılık, bütün bütün bir tehlike-i azîmdir. Sizin bu defaki Irak ve Pakistan'la pek kıymetdar ittifakınız, inşâallah bu tehlikeli ırkçılığın zararını def'edecek ve dört-beş milyon ırkçıların yerine, dörtyüz milyon kardeş Müslümanları ve sekizyüz milyon sulh ve müsalemet-i umumiyeye şiddetle muhtaç Hristiyan ve sair dinler sahiblerinin dostluklarını bu vatan milletine kazandırmaya tam bir vesile olacağına, ruhuma kanaat geldiğinden size beyan ediyorum." Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ-2 - 222

  • S.topuz

    11.07.2023 09:01:00

    "Sâniyen: Irkçılık fikri, Emevîler zamanında büyük bir tehlike verdiği ve hürriyetin başında "kulüpler" suretinde büyük zararı görülmesi ve birinci harb-i umumîde yine ırkçılığın istimali ile mübarek kardeş Arabların mücahid Türklere karşı zararı görüldüğü gibi, şimdi de uhuvvet-i İslâmiyeye karşı istimal edilebilir ve istirahat-i umumiye düşmanları gizli dinsizler, yine o ırkçılıkla büyük zarar vermeğe çalıştıklarına emareler görünüyor. Halbuki menfî hareketle başkasının zararıyla beslenmek, ırkçılığın seciye-i fıtrîsi olduğu halde; evvelâ başta Türk milleti dünyanın her tarafında müslüman olduğundan onların ırkçılıkları İslâmiyetle mezcolmuş, kabil-i tefrik değil. Türk, Müslüman demektir. Hattâ Müslüman olmayan kısmı, Türklükten de çıkmışlar. Türk gibi Arablarda da Arablık ve Arab milliyeti İslâmiyetle mezcolmuş ve olmak lâzımdır. Hakikî milliyetleri İslâmiyettir. O kâfidir. " Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ-2 - 222

  • Oğuz Yiğiter

    11.07.2023 03:34:31

    Bütün mesele; bu inceliği kavrayacak, yani Üstadın işaret ettiği, birinci Avrupa ve ikinci Avrupa farkını anlayacak temyiz kabiliyetli müslümanların keyfiyeten ve kemiyeten artmasını sağlamak. Zor ama, hem ülkemiz hem de İslâm coğrafyası için tek çıkış yolu bu. Hürriyet, hak hukuk zemininde istişare ve müzâkere kültürünü yerleştirip, istibdadın her türlüsüne geçit vermemek. Bakalım bir erken kıyametten önce başarabilecek miyiz..!?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı