"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ayasofya’ya aynadır

Ali ATAÇ
16 Temmuz 2020, Perşembe 00:21
Ayasofya’nın camiden müzeye çevrilmiş olduğu 24 Kasım 1934 tarihinden bugüne; tepkiler hiç durmadı.

Bu tepkiler artarak günümüze kadar gelmiştir. Ayasofya Camii hem içeride hem de dışarıda kamuoyu gündeminden hiç düşmedi.

Nihayet Danıştay 10. Dairesi’nin 10 Temmuz 2020’de verdiği karar ile 24 Kasım 1934 günkü Bakanlar Kurulu’na ait Kararname iptal edilmiş ve Ayasofya Camii müzelik statüsünden kurtularak yeniden aslî hüviyetine kavuşturulması için tarihî bir karar alınmış oldu.

Evet Bediüzzaman Said Nursî’nin, Münâzarât’ta geçen tesbitiyle; Risale-i Nur bizleri aydınlatmakta ve ders vermektedir: 

“Her bir zamanın bir hükmü vardır. Şu zaman, bazı ihtiyarlanmış âdâtın mevtine ve neshine hükmediyor. Mazarratlarının, menfaatlerine olan tereccühü, idamına fetva veriyor.’’ 1

Hıristiyan dünyası ise, bu olayda da içinde bulunduğu çelişkili halden henüz kendini kurtarabilmiş değildir. Dün olduğu gibi bugün de, kendi değer yargılarıyla ters düşüyor. Bediüzzaman Said Nursî’nin Muhakemat’ta işaret etmiş olduğu gibi ve her devir ve her asırda ve her zaman “Din-î mübin-i İslâm; sair heva ve heves içinde muallâk ve medetsiz, bazen ışık veren ve bazen zulmet veren ve çabuk tagayyüre yüz tutan dinlerden mümtaz ve serfirazdır.’’ 2

Evet, Ayasofya artık cansız (ruhsuz) cismî ile müze halinden kurtularak; mahiyeti ve manevî makamıyla canlı ve hayatı ile mescit yani cami halini almıştır.

Evet yine Bediüzzaman Said Nursî, ‘Yirmi Dokuzuncu Söz’ün Birinci Maksat ve Birinci Esas’ında bu gerçeğe şöyle işaret edip ispat etmektedir:

“Bak, hayatsız bir cisim, büyük dağ dahi olsa yetimdir, garibdir, yalnızdır. Münasebeti yalnız oturduğu mekân ile ve ona karışan şey ile vardır. Başka kâinatta ne varsa, o dağa nisbeten mâdumdur. Çünki: Ne hayatı var ki, hayat ile alâkadar olsun; ne şuuru var ki, taallûk etsin.’’ 3

İşte işin gerçek yüzü bu. Risale-i Nur’dan da bildiğimiz halde; öylesine asılsız safsatalarla bugün bile bazı insanlar yanlışlarla avunuyorlar ve bizleri de avutmak istiyorlar. Ayasofya gibi aslî hüviyeti manevî, canlı ve hayatlı şahs-ı manevisi olan bir mabede erişilemeyeceğini akıllarınca iddia ederek başkalarını da inandırmaya çalışıyorlar.

Evet, Ayasofya Camii yıllar sonra da olsa diğer kardeş camiler gibi; bütün ihtişamıyla minarelerinden göklere yükselen Ezan-ı Muhammedi’nin (asm) sesleriyle aslî haline kavuştu ve makamı ve maneviyatıyla da yeniden ferşten arşa erişti. Ya Rabb bu ne saadet!

Ayasofya Camii gerçek hüviyetiyle herkes için hem serbestçe namaz kılmak hem diğer inanç sahipleri için de bir mabettir. Dinimiz, din ve vicdan hürriyeti ile herkesle barış ve kardeşlik içinde yaşadığı gibi camilerimiz ve diğer mabet ve ibadet yerleri ise, herkesin her zaman erişebildiği birer ecdat yadigârları olarak varlıklarını daima muhafaza etmektedirler.

Dipnotlar:

 1- Münâzarât s, 228 (cep boy). 2- Muhakemat Mukaddeme (Birinci Makale Birinci Mukaddeme). 3– Sözler Yirmi Dokuzuncu Söz Birinci Maksat Birinci Esas

Okunma Sayısı: 836
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı