"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

20. asrın başından bugünkü İran’a bakış dersleri (2)

Ali Demir
22 Nisan 2026, Çarşamba
Seyyahımızın muhatabı olan İranlı Şiî Müslüman biraz daha serbest konuşmak istediğini, içindeki çıkmaz bir durum olan konuyu açmak ve derdini aktarmak istediğini hissettirerek şöyle devam etmiş:

“Cenab-ı Hakkın 'Selâm Hüdâya tâbi olanların üzerinedir' diyerek umumîleştirmiş olduğu selâmı siz Hz. Ali (ra) için çok görürsünüz. Biz de karşılık olarak Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz. Ömer'e (ra) laneti ibadet olarak görürsek, tabiîdir ki ne siz ittihada gelirsiniz ne de biz. Bizim Şiîler umûmen denilecek derecede bu ümmetin müfritleridir. Ve sizin Sünnîler de fukaha-yı süfehanız elinde, yıkayıcı elindeki ölü gibidir. Şu iki hal bu ümmeti mezara sürüklüyor, haberimiz yok. Hâlâ ulema esaretinden siz, müçtehidler esaretinden biz kurtulamadık. İşte bunun çaresi biraz ağırdır” diye cevapladıktan sonra mezhebî farklılıkların zannedildiği kadar ayrıştırıcı olmadığını ifade manasında özetle; “Zannederim, Sünnîler kendi taraflarından pek çok müsamahakâr muameleye razı olurlar. Âl-i Muhammedîye (asm) olan sevgide ihtilâfımız yok. Biz kendi tarafımızdan her mukaveleye hazırız” şeklinde ortak bir noktada buluşmanın mümkün olduğunu söyledikten sonra, sözlerinin bir kısmının ağır olduğunu ve Ehl-i Sünnetin kabul etmesinin zor olduğunu da bildirerek sözlerini şöyle tamamlamış: “...Hele şimdi siz de biz de adam kıtlığı asrında bulunuyoruz.”

Meşhur Osmanlı seyyahı aralarında buna benzer çok konuşmalar geçtiğini, kendini bir derece hür ve serbest zannettiğinden bahseder ve neticede yoldaşı Namazi Bey’in kendisine her cihetten galebe ettiği hakikatini de kaydeder. Ve “Bununla beraber, Namazi biraderimiz çok dindar ve dinî salâbet sahibi muvahhid bir mü'min olduğu dâima görülmekte idi” diye takdirini de ifade etmiştir. 1

Seyahatnamedeki karakterler arasına geçen bu konuşmalardaki hakikatlerin günümüzde yaşanan ve konuşulanlardan pek farkı yok. Biz sadece tarihî hadiselerin tekerrürünü değil, duygularının da tekrarını yaşayan bir milletiz ve ümmetiz. Günümüzden 117 sene önce bir vapur yolculuğunda geçen bu muvahareden çıkartılması gereken derslere gelince, İslam âlemine yapılan fiilî bir saldırı ve katliam devam ettiği halde, mezhebî tarafgirlikle hadiseleri değerlendirenlerin, yaşanmış bunca zulüm ve katliamdan ders almadıkları gibi, Abdürreşid İbrahim’in “mâlûmatlı, memleket görmüş” bir adam diye vasıflandırdığı İranlı Şiî Müslüman tüccar Muhammed Hasan Namazi kadar da ön görüye sahip olmadıkları ve basiret mahrumu oldukları anlaşılmaktadır.

Çare olarak helâket ve felâket asrının adamı, asrın değil asırların adamı Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin, zındıka, dinsizlik, deccaliyet komitelerinin tuzaklarını hatırlattığı ve hangi fitnekâr oyunlarla bizi birbirimize düşüreceklerini, sırayla bizleri mağlup edebileceklerini ve buna karşı uyanık olunması gerektiği hususundaki aşağıdaki ikazına günümüz İslam âlemi olarak, Şiî-Sünnî ayırımı yapmadan kulak vermeliyiz:

“Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat! Ve ey Âl-i Beyt’in muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler (Şiîler)! Çabuk bu manasız ve hakikatsiz, haksız, zararlı olan nizâı aranızdan kaldırınız. Yoksa, şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde alet edip, ezmesinde istimal edecek. Bunu mağlûp ettikten sonra, o aleti de kıracak. Siz ehl-i tevhid olduğunuzdan, uhuvveti ve ittihadı emreden yüzer esaslı rabıta-i kudsiye mabeyninizde varken, iftirakı iktiza eden cüz’î meseleleri bırakmak elzemdir.” 2

— SON—

Dipnotlar:

1- 20. Asrın Başlarında İslam Dünyası, Yeni Asya Yayınları, 1987 baskı, 2. Cilt, s. 168-170 

2- Lem’alar, Dördüncü Lem’a, s. 44.

Okunma Sayısı: 2546
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    22.04.2026 18:18:42

    "Meselâ: Her ikinizin Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Mabudunuz bir, Râzıkınız bir.. bir bir, bine kadar bir bir.Hem Peygamberi niz bir, dininiz bir, kıbleniz bir.. bir bir, yüze kadar bir bir. Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir.. ona kadar bir bir. Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak manevî zincirler bulundukları halde; şikak ve nifaka, kin ve adavete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü'mine karşı hakikî adavet etmek ve kin bağlamak; ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münasebat-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i'tisaf olduğunu; kalbin ölmemiş ise, aklın sönmemiş ise anlarsın!" Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Mektubat - 264

  • S.topuz

    22.04.2026 18:16:14

    بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ (Şu Mektub, iki mebhastır. Birinci Mebhas, ehl-i imanı uhuvvete ve muhabbete davet eder.) Birinci Mebhas بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ ٭ اِدْفَعْ بِالَّت۪ى هِىَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِىٌّ حَم۪يمٌ ٭ وَالْكَاظِم۪ينَ الْغَيْظَ وَالْعَاف۪ينَ عَنِ النَّاسِ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ Mü'minlerde nifak ve şikak, kin ve adavete sebebiyet veren tarafgirlik ve inad ve hased; hakikatça ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Mektubat - 262

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı