Ihlâs Risalesinde, ihlâsı bozmak sebebiyle en yukarıdan en aşağıya düşülen ve ortasına tutulacak bir yeri bulunmayan bir kuleden bahseder. Bu kule hılletin gayet yüksek kulesidir.
Hıllet; en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmayı gerektirir. Bu hılletin en temel esası ve şartı ise samimî ihlâstır.
İşte düğüm ve sır buradadır. Samimî ihlâs sizi hıllet kulesinin en yükseğinde tutan kopmaz bir iptir. Samimî ihlâs sayesinde ancak burada tutunabilir ve bu en yüksek noktada başınız dönmeden durabilirsiniz. Sizi yüksekte tutan sır, ne tecrübeniz, ne bilginiz ve ne de ilminizdir. Siz eğer en yüksekte duruyorsanız bu samimî ihlâsın bir muhafazasıdır. Yoksa sizi düşürmek için ortaya çıkan fırtınalara, taun ve tufanlara karşı bir an bile dayanmanız mümkün değildir. Bunlara karşı koyabileceğiniz bir teçhizatınız ve savunmanızda yoktur. Ne zamanki yanılıp veya aldanıp samimî ihlâs olmadan da kendi çalışmam ve gayretimle bu kulenin başında kalabilirim düşüncesine kapıldınız o zaman sert bir düşüşle karşılaşırsınız.
Bu düşüş ise ortada bir yerlerden tutunup kurtulma şansı olan düşmelerden değildir. Çünkü bu kule sadece en yukarısı ve en aşağısı olan bir kuledir. Bu kule için ortada bir yer tasarlanmamıştır. Çünkü yapılış amacı ortada birilerinin kalmasını sağlamak için değildir. Yani en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmanın ortası yoktur. Ya samimî ihlâs ile buna sahip olursunuz ya da olamazsınız. Kısacası bizim işimizde, bizim hizmetimizde, bizim mesleğimizde hıllet kulesinde kalmanın tek çaresi samimî ihlâstır. Bundan başka orta bir yol yoktur.