"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aile ve toplumu çökerten sözleşme

Ali FERŞADOĞLU
21 Temmuz 2020, Salı 12:11
Aile çatırdıyor. Toplum hızlı bir çöküşe gidiyor. Bunu hızlandıran iki sebep de var. Birisi “Zina yasası” olarak bilinen ‘evlilik dışı’ ilişkilerin suç olmaktan çıkarılması. (12.10.2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlatarak yürürlüğe konmuş.)

İkincisi, İstanbul Sözleşmesi.

Aklı başında her feraset sahibinin görüşü şudur: “Zinayı suç olmaktan çıkaran kanun ve İstanbul Sözleşmesi derhal iptal edilmelidir.”

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve 6284 sayılı sözde Aileyi Koruma Kanunu gibi maddeleri içerisinde barındıran “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dayalı Avrupa Konseyi Sözleşmesi” senelerce önce kabul edilmişti.

Halbuki, Macaristan’ın toplum yapısına uymadığı gerekçesiyle parlamentoda reddettiği, Rusya ve Ermenistan gibi ülkelerin bazı maddelere şerh koyarak imzaladığı İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde Türkiye hükümeti tarafından şerhsiz olarak kabul edilmişti. Böylece, “Bu sözleşmeye maalesef ilk imza atan ve ilk olarak kabul eden ülke olduk!”

İktidarı destekleyen muhafazakâr çevrelerin bile tenkit ettiği bu sözleşmenin dehşetli sonuçları şöyle dile getiriliyor:

- Kadın cinayetlerinde patlama yaşanıyor.

- Bu sözleşmeye dayandırılarak çıkarılan ve kadının beyanını esas sayan 6248 sayılı kanunla binlerce erkek evden uzaklaştırıldı.

- Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında ise cinsiyetsiz bir toplum inşa edilmeye çalışılıyor.

- Sözleşme, kadını ve aileyi korumadığı gibi aile yapısını bozdu, bozmaya devam ediyor.

- Aile reisi olarak bilinen babanın rolünün hiçe sayılmasına sebep oldu.

- Gençler artık evlenmek istemiyor, evlenme yaşı çok yükseldi. 

- “İstanbul Sözleşmesi, aile yapımızı bertaraf etmek için çıkarılmıştır.

- Bu sözleşme ile maalesef birçok değişiklikler oldu. İstanbul Sözleşmesi din, aile ve ahlâk düşmanı bir sözleşmedir. 

- Sözleşmeden sonra kadına şiddet daha da arttı. Aile yuvalarının kurulmasını zorlaştırdı.

- Bu kanunda şiddetin tanımı belli değildir. Burada muğlak bir şiddet ifadesi var. Bir kadın eşinden para istese ve erkek müsait olmadığını, yanında para olmadığını söylese bu bile ekonomik şiddet olarak geçiyor. Ya da erkek ters bir lâf etse hemen psikolojik şiddet olarak geçiyor. 

Okunma Sayısı: 897
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    21.7.2020 19:18:18

    Bu iki vahim hatanın da,derhâl düzeltilmesi gerekir."Zina yasası ve İstanbul sözleşmesi" gibi garabet örnekleri(hatta vahşet örnekleri denir buna)ülkemize ancak ve sadece zarar verir.Ki veriyor da,bunun tipik örneklerini günümüzde görüyoruz.Dolayısıyla;bu yanlıştan bir an önce dönülmeli ve özellikle ve hatta gerekirse 'zina' kelimesinin adı dahi ülkemizde anılmamalı.Aksi takdirde,büyük felaketlerin gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

  • barış

    21.7.2020 15:14:21

    bu yasaların kalkması yeni bir evreye girişin göstergesi olabilir. 10 yıllık süreler önemli. belli bir sistemin yerleştitilmesi ve sindirilmesi yetişen nesiller. bir kadın milletvekilinin dediği (akp den once kadının adı yoktu) gibi akp den önce Türkiye daha muhafazakar bir yapıdaydı

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı