İlhama mazhar olan kişilerin en tehlikeli hallerden birisi de, kalblerine gelen mânâları, ilhamları, kelamullah zannetmeleri veya öyle tâbir etmeleridir. Oysa, “âyet” Allah’ın kelâmına verilen özel bir isimdir. İlhamlara o ismi vermek, mutlak hatâdır.
Meselâ, elimizdeki aynada; güneşin küçük, sönük, perdeli ışığı akseder. Aynadaki yansımalarla, gökyüzündeki güneş arasında ne nisbet varsa, ilhamla âyeti karıştırmaya yeltenenlerin kalbindeki ilham dahi, kelâm-ı İlâhî olan Kur’ân güneşinin âyetlerine nisbeti aynıdır.1
*Vecd (trans) ile “istiğrak, sekir ve şatahat” (mânevî sarhoşluk, kendinden geçme) hâlleri görülen ve cezbeye kapılmış meczuplar; dinin zâhirine ters, gerçeklere aykırı sözler sarf edip, uygunsuz tavırlar sergileyebilirler. “İstiğrak, sekir ve şatahat”larına kapılarak yoldan çıkmakları kuvvetle muhtemeldir.
Fatih Sultan Mehmed zamanında yaşanan meşhur ve mânidar hikayede Cibali Baba’nın “Gavurcuklarıma dokunmayın!” diyerek top güllelerini etkisiz hale getirmek suretiyle fethin gecikmesine sebep olduğu gibi, bir kısım veliler, dıştan bakıldığında muhâkemeli/âkıllı görünürken, aslında meczupturlar. Bir bölümü, bazen uyanık ve akıl dâiresinde görünür. Bazen aklın ve muhakemenin haricinde bir halete girer. Şu kısımdan bir sınıfı, gelen ilham ve mânâları biri birinden ayıramıyor. Bu hâl, “sekir”dir. Yâni kendinden geçmiştir. Ve gördüğü bir meseleyi uyanık hâline tatbik eder, hatâ eder. Hata ettiğini de bilmez. Çünkü farkında değildir. Zîrâ, duygu boyutlarının derinliklerindedir. Zaten uyanıkken görüntü farklı, aslı farklıdır. Sekirde bütün bütün değişir...
Meczupların bir kısmı ise, Allah katında korunmuştur; dalâlet yoluna sapmaz. Diğer bir kısmı ise mahfuz değiller; bid’at ve dalâlet fırkalarında bulunabilirler. Hattâ, kâfirler içinde bulunabileceği ihtimali bile verilmiş.
Dipnotlar:
1-Mektûbât, s. 448