"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençleri imana davet kapısı

Ahmet BATTAL
12 Mayıs 2026, Salı
İman ve imanın dayanıklılığı meseleleri kendisini üç halkada ya da üç basamakta gösterir:

-Ölüm öldürülemiyor. Allah’a ve ahirete ve diğer iman esaslarına iman, herkes için neredeyse bir mecburiyettir. İman edene itiraz eden olmaz. (Kendisi inanmasa da inanana itiraz eden ahmaktır.).

-İmanın hayata gönüllü şekilde yansıması demek olan ahlâka ve ibadetlere de nefsimizin ve nefislerin itirazından başka pek itiraz gelmez. 

-İmanın topluma (toplumsal ilişkilere) yansımasına yani devlete ve hukuka dair boyutuna sıra geldiğinde iş değişir. İtiraz edenler çoğalır. Gerici-ilerici gerilimleri başlar. Damgalanma ve imaj riskleri gündeme gelir.

İşte bu üçüncü aşamadaki gerilimlerdir ki bilhassa arayış içinde olan ve sorgulamayı sürdüren gençleri imanda geriletir. Tâ birinci aşamaya kadar düşürtür ve şeytan ona “Benim imanımda da mı zayıflık var?” dedirtir.

Hep var olan bu gerilimler bazı toplumlarda zaman zaman artar. 

Meselâ 28 Şubat 1997 sonrası dönemde devlet eliyle gerilim arttırıldı ve insanlar dinden uzaklaştırılmaya çalışıldı. (Ama ters tepti ve hem görünen dindarlık arttı, hem de siyasette karşımıza AKP olarak çıktı. Bu ikinci sonuç için “bilinçli bir proje idi” diyenler belki de haklılar!)

Son on yılın gerilimi de buna benziyor. Dindar ailelerin çocukları dahi, dinden –ama aslında şeriatından- uzaklaşıyor (İnanıyoruz ki bu uzaklaşma geçicidir.). 

Yani aslında bu uzaklaşma yukarıdaki üç kademenin tümünden uzaklaşma değil. Birincide fazlaca bir problem yok. İkinci kademenin ahlâk boyutunda da yine fazla bir mesele yok. 

Ama üçüncü kademe konusunda ciddi sıkıntılar var. Zira iktidardakiler “Biz dini siyasete alet etmeyeceğiz” diyerek gelmiş olsalar dahi sonrasında yaşayıp yaşattıkları ortada. Dini kendi siyasî tekellerine alan anlayışları ve zulümleri sebebiyle dinin siyasî ve hukukî boyutunda temsil problemi ortaya çıktı. (Meselâ “düşman hukuku” ve “sivil ölüm” mühim bir kavramsallaştırma).

2013’ten itibaren dindarlar arasından başlayan ayrışma ve gerilimin de etkisiyle, ama asıl, AKP’nin dini kendi siyasetinin tekeline almasının sonucu olarak, bilhassa gençlerde, imanın üçüncü kademesinde gerilim ve gerileme var. 

İşte bu netice, toplumda, gençlerin dinden uzaklaşması olarak görünüyor. 

Çare nedir? 

Ailesi sohbet ehli bir öğrencimiz ile sohbetimizde mevzu her nasılsa buralara geldi. “Şeriat”a düşman değil, ama hayli şüpheli bakmaya başlamış. 

Nuri Mannas’ın Yeni Asya’daki şu yazısını (06.08.2024) beraber okuduk: 

https://www.yeniasya.com.tr/nuri-mannas/bildigimiz-bilmedigimiz-seriat-3_599747

Okuyup anladıkça samimi mutlandığını ve umutlandığını gördük. Dinini yeniden anlamaya başlamış ve imanı da kuvvetlenmeye başlamış gibiydi. 

O yazının özeti şu: 

Şeriat dediğimiz şey; donuk, zamanın gerisinde, zamana uymayan meseleler değil. 

Aksine, şeriatın içerdiği hükümler iki türlü: Kur’ân’ın getirdiği değişmez hükümler ve zamanın şeriata yüklediği ve dolayısıyla zaman içinde değişebilir durumda olan hükümler. 

Birileri bize hayret ve şüpheyle karışık “Şeriat köleliği kabul ediyor” ya da “Bir erkeğin dört kadınla evliliğine izin veriyor” dediğinde vereceğimiz cevap işte o yazıda var. 

Özeti: Herkes bilir, köleliği ya da dörde kadar çok eşliliği Kur’ân getirmedi. Bunlar eskiden kalma. Kur’ân’ın şeriatı bunları sınırlandırdı, makulleştirdi. Daha makul hale getirme vazifesini de fıkıhçılara verdi. 

Meraklıları o yazıya da bakabilir, baktırabilir. 

Okunma Sayısı: 1236
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S. Pelin Kurukahveci

    13.05.2026 11:36:00

    Ahmet hocam beni gayet iyi anlıyor. Ve eleştirilerime saygı duyuyor. Yeri geliyor cevap da veriyor. O anlamda her zaman Ahmet hocama teşekkür ediyorum. Burası fikirlerin serdedildiği bir meydandır. Beni fikri olarak yanlışlayabilirseniz ben yanlışımı kabul ederim. Nezaket sınırlarını korurum. Kimseye saygısızlık ve hakaret etmem. Maalesef bazıları kendi görüşlerinin sorgulanmasına tahammül edemiyor. Üstelik sorgusuz papağan gibi tekrar etmemizi bekliyor. Tabi öyle bir şey mümkün değil. Hasılı Nuri bey siz dert etmeyin.

  • Nuri

    12.05.2026 22:27:53

    Ahmet hocam bu Pelin Hanımın sizin yazdıklarınızı tam anladığına emin misiniz. Benim şüphelerim var da. AKPye eleştiri getirdiğiniz her yazınıza o da eleştiri getiriyor. Ama ne dediğini anlayamıyorum.

  • Hüseyin İlhan

    12.05.2026 22:23:53

    Seçim için KARADENİZDE GAZ BULDUK diyerek rüşvet olarak iki ay fatura tahsilatı yapmamak hangi adalet ölçülerinde var ENES efendi.Ben toplam 241 liralık milli gelirden (gaz geliri)pay alırken camını açarak bedava gaz diye 20 000 liradan fazla gaz parasını ödetmemek hangi adalete göre caiz.Ne islam dinini ne beşer adaletine göre bu olamaz ve ancak EŞKİYA HUKUKUNDA vardır. Evet haramilerin,hırsız,soyguncu,entrikacıları koruyan ve kollayan kim olursa olsun cevabını alır ve esas hesap gününde o cevabı yüce rabbimize nasıl vereceksiniz bre eblehler.

  • Mehmet Çaloğlu

    12.05.2026 20:21:49

    Değerli hocam ne zaman Akp ye dokundurarak bir yazı kaleme alsanız, s. Pelin kahveci gibi bazı takipçiler hemen tepki veriyorlar. Acaba yeni asya misyonunun demokrat bir çizgide bulunduğundan haberlerimi yok, yoksa gönüllerinde ki siyasal fikre gazetemizin gelmesi için sabırla görevlerini icramı ediyorlar.

  • Enes

    12.05.2026 16:50:18

    Yorumlarda, İmam hatipler için "iğfal" kelimesinin kullanılmasını teessüfle karşılıyorum. İmam hatipler hatasıyla sevabıyla bir boşluğu dolduruyor. Zaten ihtiyaç olmasa millet çocuğunu göndermez. Müslümanlara karşı bu şekilde bir yaklaşımı reva görenler, soru çalanlara karşı nasıl hoşgörü hoşgörü talep ediyor gerçekten anlamak zor.

  • Hüseyin İlhan

    12.05.2026 11:32:52

    Hocam bugün dindar görünümlü tam siyonist emelelrine hizmet eden YAHUDİ CESARET ÖDÜLÜ namlı,BOP Eşbaşkanı yapılan görevlinin din,iman,dinin ahkamını tahrip ve tahribatı var. Zira bu ülkede çeyrek asır değil 10 sene samimi hak,hukuk,adalet ve hürriyet diyen bir idare olsa idi bugün tablo yüzde yüz farklı olurdu. Eğer bizler hala inancımızı yaşıyor isek bunu aziz üstadımızın bizleri tahkiki iman ateşi ile yakması,iman ve kur'an hizmetine engel,perde olacak olanları ikaz,ihtarı iledir. Amma cami imamı olarak cemaat ve mezhepleri ret edenlerin sayısı hayli artmış durumda.Neden. Birilerinin arka bahçe yaptıkları o okulları ve okuyanları iğfalinden değil mi.

  • S. Pelin Kurukahveci

    12.05.2026 07:31:03

    Hocam Kemalist zihniyetten, laik-seküler düzenden bağımsız böyle bir değerlendirme yerli yerine oturmuyor. Bu ideoloji saydığınız 3 maddenin üçüne de baştan karşı durmuyorlar mı? Üstadımızın ömrünü hapis ve sürgünlerde geçirmesinin sebebi sadece devlet-toplum düzlemindeki çatışma mıydı? Bence meselenin kaçırdığınız yanı şu, tarihsel sürecinin etkisini arındırıyorsunuz. O genci bu hale getiren hastalık son 10 yılın eseri değil. O gence anasınıfından itibaren islam öğretilseydi aklı, kalbi, ruhu böyle yaralı olmazdı.

  • Bülent Bektaş

    12.05.2026 06:40:45

    Güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı