"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manay-ı ismiyle bakış ne demektir?

Ali FERŞADOĞLU
07 Ekim 2019, Pazartesi
Manay-ı ismiyle bakış; isme dair manadır. Yani, bir şeyin sadece kendisini bilip tanımak, eşya ve hadiselere maddî cephelerinden, sathî, üstünkörü, kendi hesabına, tek yönlü bakmaktır. Diğer bir ifadeyle varlığı, maddî, dünyevî boyutuyla algılamak, nefsî çıkarlar açısından görmektir.

Meselâ, bir kitabın enine, boyuna, sayfa sayısına, kalınlığına, rengine bakmakla elde edilecek haz ile yazılanlara, muhtevaya ve müellifine bakmakla elde edilecek bediî zevk ve haz aynı şey değildir. 

Kâinata, yıldızlara, unsurlara, galaksilere ismî bakanlar, bir otomobilin, uçağın, trenin veya geminin kaptansız olduğunu, kendi kendine, tesadüfen hareket ettiğini kabul etmek zorundadır. Bu ise müthiş evham, korku, heyecan, kaygı ve stres sebebi değil midir? 

Ayrıca, eşyaya, varlığa felsefenin bakış açısı mana-yı ismiyle bakılırsa, o zaman eşyanın değeri maddesi, kütlesi kadar olur. 

Meselâ, Picasso’nun milyarlarca lira değerindeki bir eseri, ona nispet edilmeden değerlendirilirse, kıymeti çok düşük olur. 

 İşte kâinata, âlemlere, sebepler, vasıtalar adına, mana-yı ismiyle bakılırsa cehalet olur. Fen ilimlerinde bir profesör bile olsa, ismî bakıştan öteye geçmeyen câhildir. Çünkü bir kitabın, eni, boyu, sayfa adedi, paragraf sayısı, yazı karakteri gibi maddî ve şekli yönünü bilmek ilim değildir, feyizsiz, kuru ve ruhsuz bir bilgidir. Her bilgi sahibi ilim ehli değildir. 

Dolayısıyla, kâinat kitabının maddî boyutlarını ele alıp, yaratılış gaye, hikmet ve sebeplerini araştırmamak, iç yüzünü okuyamamak, hikmet dilini çözememek, sentez yapamamak bir cehalettir. 

Bu hakikati, 20. yüzyılın büyük âlimi, fizikçisi ve filozofu Albert Einstein (1879-1955), şöyle ifade eder: 

Duyabileceğimiz en güzel ve en derin heyecan mistik heyecandır. Bütün hakikî ilim bundan çıkar. Gönülden gelen manevî heyecanı tanımayan, yaratılmış tabiat karşısında hayrete düşmeyen ve bu mükemmelliği muazzamlığı, muhteşemliği yaratan Allah’ın huzurunda huşu ile eğilmeyen kimsenin ölüden farkı yoktur. 

Bizim sınırlı aklımızla anlayamadığımız, gözlerimizle görme kudretinden mahrum bulunduğumuz şeyin gerçekten var olduğunu, parlak bir güzellik halinde kendini gösterdiğini bilmek, işte hakikî dindarlığın temelinde bu bilgi ve bu duygu vardır. 1

Dipnot:

1- Saliha Şahan, Büyük Hayatlar, s. 84-85.

Okunma Sayısı: 906
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı