"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nazar, göz değmesi

Ali FERŞADOĞLU
16 Ekim 2021, Cumartesi
Bir okuyucumuz, “Nazar meselesi toplumumuzda istimal edildiği ve tartışıldığına şahit oluyoruz. Bize de soruluyor. Aramızda müzakere etmeye karar verdik. Ne var ki, bazı yönlerinin içinden çıkamadık. İstifhamları cevaplandıracağımız şekilde bilgi verebilir misiniz?” diye sordu.

Göz değmesi denen nazar, hassas bir mevzu. Yanlış, değerlendirme, eksik bilgi nazar gerçeğini örter ve alınması gereken tedbirleri de engeller. Eğer mahiyeti­, kaynağı­, sebepleri, işleyişi öğrenilir ona göre tedbir ve vaziyet alınırsa ne nazar eder, ne de nazardan aşırı etkileniriz.  

Şimdi şu sualleri sorarak başlayalım: Nazar gerçek mi; yoksa bazılarının iddia ettiği gibi bir hurafe mi? Nazar nedir, nasıl meydana gelir? Nazar etmemek ve ondan korunmak için ne yapmalı, nelere dikkat etmeliyiz? İlâahir… 

Bu sualleri cevaplandırabilmemiz için önce insanı ve özeti olduğu kâinatı özetle tanımalıyız: 

Kâinat iki âlem olarak tasnif edilmiştir: “Halk âlemi ve emir âlemi.”  

Halk âlemi; gözle görülen, müşâhade edilen maddî âleme verilen isimdir. Toprak, ateş, su gibi. Âlem-i emir ise, kanunlar, yani, komuta âlemidir. Meselâ, ruh ve duygular, çekim kanunu, ivme kanunu… 

Toprak halk âleminden, yer çekimi kanunu ise, emir âlemindendir. Güneş halk âleminden, cazibesi /çekim gücü ise emir âlemindendir. Beden halk âleminden, ruh ise emir âlemindendir. Halk âlemine ait lâtifeler anâsır-ı erbaa ile (hava, su, toprak, ateş) ve insanın bedeni, biyo-fizyolojik nefistir. Emir âlemine ait lâtifeleri de kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ gibi temel lâtifeler, duygular, yeteneklerdir.  

“İnsanın mahiyet-i câmiasında (Çok vasıfları içinde toplayan mahiyetinde) ve istidad-ı hayatiyesinde (hayatî potansiyel halindeki yeteneklerinde) çok letâif var. (Barla Lâhikası, 270. Mektup, s. 347) 

İnsan, Kur’ânî tabiriyle, “Ahsen-i takvimde yaratıldığı ve ona gayet câmi’ bir istidad verildiği… bir mu’cize-i Kudret ve netice-i hilkat (yaratılışın sonucu, özeti, meyvesi)… (Bediüzzaman Sözler, Enstitüsü/internet, s. 289) 

Ve “Cenâb-ı Hakk’ın antika bir sanatıdır ve en nâzik ve nâzenin bir mu’cize-i kudretidir ki, insanı bütün esmâsının (isimlerinin) cilvesine mazhar ve nakışlarına medâr ve kâinata bir misâl-i musağğar (küçültülmüş örneği, minyatürü) sûretinde yaratmıştır.”  (Sözler, s. 282) 

Okunma Sayısı: 1649
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı