"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Unutulan yaşamak

Ali HAKKOYMAZ
05 Aralık 2020, Cumartesi
Dünyayı kim karıştırıyor?

 

Cevap vereyim: Yaşamayı bilmeyenler...

*

Dünya... gele gele buralara geldi.

Binalar dövdü şehirleri.

Sinan, İstanbul'a İstanbul katardı; biz İstanbul'u azalttık!

Fitne, uykuya yatırılırdı; mümkün mertebe;

Şimdi bir tuhaf ale-niyet oldu.

Zalime haddi bildirilirdi.

Kör kuruşun hesabı sorulurdu.

İnsanı insan etmek için yollara düşerdik; önce kendimizi...

Kapital dünya ile pek işimiz yoktu.

Sakindik; özel zamanlar dışında; birden bağırır çağırır olduk.

Aklımızı bir yerlere, kalbimizi kendi haline bıraktık.

Dünyanın değiştiğini anlayamadık.

Kirli, kanlı, israflı, yalanı bol bir ç-ağa düştük.

Gök katlı evlere çıktık da... kendimize çıkamadık.

Çocuklardan beter oyunlara daldık; onların ki masum; bizimkiler bütün çizgileri çiğneyen çok tehlikeli oyunlar...

Anlı şanlı adamlardık biz; dünyaya yön verirdik; tozlandık.

Bir ara şehre bir adam geldi; yüzlerce yıllık tozlarımızı aldı.

Risale-i Nur dedi kitaplarına.

Işıklı, son şık kelimeler...

Anlayamadık galiba; bir elin parmakları dışında.

*

Asr-ı saadet; niye asr-ı saadetti? Şimdi niye asr-ı sefalet ve felâket ve helâketteyiz? Araştırmaya değmez mi! Üniversiteler ne güne lazım?!...

*

İmtihan sorularının çok zoruyla bir kere daha karşı karşıyayız. 

Kolayından, ortalama, yuvarlak, herkesin bildiği tarzda cevaplarla geçiştirilecek gibi değil. 

Adaletten ayrılmayacaksın, bile bile karıncayı ezmeyeceksin.

Bir de sorularım var: "Kaç kitap okudun? Kaç kelimen var? Tarih bilir misin? Kendini ne kadar tanıyorsun? Her duyduğuna hemen inanıyorsan; seninle nasıl konuşacağız?" 

Her zaman insan kalmak diye birinci özelliğimiz hep taze kalacak bu arada! Yani tezekkür, tefekkür, teşekkür hallerimiz ne durumda; en azından "geçer" not alır mı!

*

UNUTULAN YAŞAMAK

Dünya be; yordun bizi!

Ki güzelliklerle doluydu hayat.

Güneşin gözlerimde parlayışı...

Işıldayışı suyun sürahide...

Papatyalar, gelincikler mevsimi gelince...

Bir şarkı gibi alnımda rüzgâr...

Dünya be; ne yaptın böyle!

Bir dilim ekmek, bir yudum su...

Meyvelerin o dayanılmaz kokusu...

Misafirdim; bir iki insanlık işim vardı.

Olmadık gürültüler çıkardınız.

Keyfini kaçırdınız sükûnetin.

Hayatı elinize yüzünüze bulaştırdınız.

Bir çocuğun gözlerinde kaybolmadınız.

Kocaman binalar yükseldi; alçacık huzur yok.

Yok, yok; dünya be, durul biraz!

Hayatı  koklamak istiyorum;

Lehül esma ül hüsna...

Hasbünallah...

La havle velâ kuvvete illa billah...

Okunma Sayısı: 1939
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı