"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eyvah demeden önce

Ali Rıza AYDIN
04 Nisan 2019, Perşembe
Ömür, dakika ve saniyelerden ibarettir.

Adına ömür dediğimiz zaman dilimi, doğumdan ölüme kadar geçen ve bir nabız gibi atan “anların” arka arkaya dizilmesi gibi bir şey. Veya saat ve takvim cinsi materyallerle ölçmeye çalıştığımız sermayemiz.  

Her ne manaya gelirse gelsin, sonu olan bir yol; sonsuz âleme doğru yol alan bir hayat yolculuğudur, ömür.

Ömrün bereketi ise zamanla değil, nasıl geçirildiği ile ilgilidir.

Dünyamızda zaman farklı bir hızla işlerken, uzayda farklı bir hızla işlemektedir. Dünyamızın bir yılı güneşin bir anına denk gelebilmektedir. Ayrıca bizim bir günümüz bazı mahlûklar için bir ömür demektir.

Mayıs Sinekleri’nde olduğu gibi:

Ephemeroptera familyasına dâhil böceklerden biri olan Mayıs Sineği, yarım saat ile yirmi dört saat arasında değişen hayatıyla, dünyanın en kısa ömürlü canlısıdır.

Ömürleri o kadar kısadır ki, beslenmeyi hiç düşünmezler. 

Adeta tek bir gayeleri vardır: Emr-i İlâhi gereğince, üremek.

Akan temiz ve berrak bir suya hızla dalarak barındırdıkları yaklaşık sekiz bin yumurtayı suyun dibindeki taşlara veya bitkilere yapıştırdıktan sonra önce görevleri, hemen ardından da ömürleri sona erer Mayıs Sinekleri’nin.

Yani kısa bir ömürde, önemli bir vazife ifa ederler.

Küçük bir sinek böyleyken, insan, ömrünün ne kadarını nerede ve ne şekilde; zararlı mı, yararlı mı kullanıyor acaba?

Oturup, düşünmeye değmez mi?

Bediüzzaman, “Hakikî ömrünü bulunduğun gün bil”1 diyor. Böyle olunca, garantisi olmayan insan ömrünün de miâdı mübhem!

Bazen, Mayıs Sineği kadar yaşayıp gidiyor; bazen de, ihsan edilen yıllarca ömrünü, bâdı hevâ bitiriyor.

Yarattığı kulunun karakter yapısını bilen Cenab-ı Hak, “Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir”2 buyuruyor.

İşte, bunun içindir ki, “Dünya seni terk etmeden evvel sen dünyayı terk et”3 ikazında bulunuyor Bediüzzaman.

Yunus’un, “Geçti ömrüm ah ile / İçi dolu eyvah ile” dediği gibi; ömrü ah vah ile geçirip ziyan etmek, iş değil!

Çünkü hayat ve hayata takdir edilen ömür, bir göreve matuftur.

Mahlûkata sultan olan şu insan, görevini ifada, sinek kadar yok mudur?

İyisi mi, ömrümüzce, hayra doğru koşalım; güzel şeyler önündeki engelleri aşalım.

Her ne kadar, “Çaresi olsaydı ömür alırdım” diye feveran edilse de feveran eden de biliyor, herkes de biliyor ki: 

Giden gelmiyor, ömür alınmıyor.

 “Nâzenin bu ömrümüz bir göz yumup açmış gibi

Geldi geçti duymadık bir kuş konup uçmuş gibi” 4 diyor, şair.

Ne dersiniz, dostlarım?

Bir şeyler yapmak gerekmez mi, “Eyvah” demeden önce?

Dipnotlar:

1- Said Nursî, Sözler, 246. 2- Asr Sûresi, 1. 3- Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, 113. 4- Âşık Paşa, Türk Dili Özel Sayı, 2: Divan Şiiri, 198. 

Okunma Sayısı: 1054
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı