"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dellal-ı Kur'an

Ayşe Hümeyra Erkoç
26 Temmuz 2022, Salı
İnsan pek çok esmaya mazhardır. Tenevvü-ü esma, insanın şahsiyetinin dahi tenevvüüne sebep olmuştur.

Şahsiyette ise ayrı ayrı ahlâk tezahür eder. Misal; “Ulü’l-emr, makamında olursa ciddiyeti, vakardır; mahviyeti, zillettir. Hanesinde bulunsa mahviyeti tevazu, ciddiyeti kibirdir.”1

Kur’an’ın ‘salihat’ kelimesini müphem bırakması da bu sırdandır. Şahsiyet değiştikçe salih amelin mahiyeti de başkalaşır. Muhatap, onda istediğini bulur ve haline münasip meyveyi koparır.

Cevşenü’l-Kebir münâcatında bin bir isim ile dua etme nedenlerinden biri de muhtelif şahsiyetlerde üzerimize yüklenen vazifeleri tahmil içindir. Nurlardaki ifade şöyle: ”(...) çok esmaya mazhar ve çok vazifelerle mükellef ve çok düşmanlara müptela olan insan; münâcatında, istiazesinde çok isimleri zikreder.”2

Bir zat hem hoca hem baba hem çocuk hem öğrenci vs. muhtelif şahsiyetlere sahip olduğu gibi bizim de birbirinden çok uzak hem de pek çok uzak 3 şahsiyetimiz bulunur.

Birincisi; Pest ahlâkın göründüğü şahsiyetimiz.

İkincisi; Ubudiyet vaktindeki ahvalimiz

Üçüncüsü; Hizmet-i Kur’an’iyede dellalık yönümüz

Omzumuza ihsan-ı İlahi tarafından konulan Kur’an hizmetindeki şahsiyetimizin hususiyetlerini ele alalım.

Evvelen: Bu şahsiyet muvakkattir ve yalnız Kur’an’a aittir.

“Dellâllığın iktiza ettiği pek yüksek ahlâk var ki o ahlâk benim değil, ben sahip değilim... o makamındır.”3

Hizmetimizde ne kadar güzellik ve tesir bulunsa bize ait değildir. Kusurlar bizden, kemal ve güzellikler, Risale-i Nur eserlerine aittir. Dine yaptığımız hizmette gururlanmamak için ise kendimizi recul-i facir bilmeliyiz.

Saniyen: Sudur eden kemalat vasıtaya verilirse zararlı düşer

“Ne vakit dellâl ve vekil gölge etse yani onlara teveccüh edilse o me’hazdeki kudsiyetin tesiri kaybolur.”4

Bize aynalar vasıtasıyla gelen ziyayı güneşten bilmeyip ayineye müştak olmak hem güneşi perdeler hem de aynanın gururunu okşayacağından şirk-i hafiye düşme ihtimali kavidir.

Bu azim tehlikeden kurtulmanın çaresi ise; “Allah namına ver, Allah namın al“ emrine uymaktır. “Mün’im-i Hakiki’yi hatıra getirmeyen ve onun namıyla verilmeyen nimeti yemeyiniz!” ayetini hizmette düstur haline getirmeliyiz.

Manevi rızık sayılan Risale-i Nur’un hizmetinde nazarları şahsımıza değil hakikatlere tevcih etmeliyiz.

Zira sadakanın kabul şartlarında da Allah namına vermek vardır. Bakara suresi 3.ayette “Mal benimdir, benim namımla vermelisiniz” buyruluyor.

Sadaka sadece mal ile değil ilim ile de olur. Risale i Nur ise ilimlerin şahı ve padişahıdır ve izharında perde olunmamalıdır.

Hizmetin tesiri açısından da gölge olmamak mühimdir. Kelâm emir ve nehiy ise mütekellimin derecesine göre irade ve kudreti de tazammun eder. O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder.5

Mütekellim Hz. Üstad’dır. “Hakikat meşrebinde sohbet etmek ve görüşmek isteyen adam, hangi risaleyi açsa benimle değil, hâdim-i Kur’an olan üstadıyla görüşür ve hakaik-i imaniyeden zevkle bir ders alabilir.” 6

Şahsın dükkanındaki cümleler sünuhat olmadığından tesiri kaybolur. Okunan hakikatten matlup olan istifaza da elde edilememiş sayılır. Müstemiin malumatı artar ama marifeti noksan kalabilir.

Salisen: Dellalara vesilelikten fazla makam vermemek adına şu yapılmalı

Bir adam İbni Hacer’e nazar ettiği vakit, Kur’ânı anlamak ve Kur’ânın ne dediğini öğrenmek maksadıyla nazar etmeli. Yoksa İbni Hacer’in ne dediğini anlamak maksadıyla değil.7

Yani, ‘Kuran bana ne diyor’ nazarıyla bakılmalı.

Rabian: Dellalık vazifesi itibariyle çıkan güzellikleri de makam itibariyle kabul etmek gerektir.

Nerde bende güzellik denilse küfran-ı nimet ve umum şakirdlerin hüsn-ü zanlarına karşı bir ihanet, aynen kabul ise gurur olacağı için şöyle söylenmeli.

Sözler güzeldirler, hakikattirler fakat benim değildirler, Kur’an-ı Kerîm’in hakaikinden telemmu etmiş şuâlardır. 8

Dipnotlar:

1-Mektubat, s.807

2-Sözler,s.536

3- Mektubat,s.536

4-Mektubat,s.535

5-Sözler,s.697

6-Kastamonu L,s.47

7-Eski Said Dönemi,s.482

8-Mektubat,s.627

Okunma Sayısı: 1678
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Murat Çalışkan

    26.7.2022 10:44:47

    İnsaallah bir kitap okumuş kadar istifade ettim. Tebrik ederim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı