İman ve hürriyet aşığı, Osmanlı son Meclis-i Mebusanında Trabzon milletvekili olan Ali Şükrü Bey’in sahibi olduğu Tan Gazetesi, Bediüzzaman Said Nursî’nin “Medresetüzzehra” teklif ya da projesine yer vermişti. Tan Gazetesindeki ilgili makale, 28 Şubat 1923 tarihinde neşredilmişti.

İşte o makalenin Latin harflerine aktarılmış hâli:
“MEDRESETÜZZEHRA
Pek mühim ve feyiznâk bir teşebbüs
Van’da muazzam bir Medrese inşâsı içün Büyük Milet Meclisi Riyâset-i Celîlesi’ne 167 imzâ ile bir takrir verilmişdir.
Esâsen Harb-i Umûmî’den evvel bu Medresenin inşâsı içün onyedibin altun tahsis edilmiş, Vâlî Tahsin Bey Efendi’nin ve aşâirin teşebbüs ve himmetleriyle Medrese’nin temelleri atılmışdı.
Kürdistân’ın hamiyyetli ve dindâr aşâiri, zekâtlarının bir kısmını da bu Medreseye tahsîs edeceklerini taahhüd etmişlerdi. Eğer Harb-i Umûmî bu feyznâk teşebbüs-i azîme hâil olmasaydı, bu Medrese-i âliyye şimdi bütün şark vilâyetlerimize nurlar, feyzler saçacakdı. Lâkin Harb-i Umûmî maatteessüf her hayırlı teşebbüslere olduğu gibi bu Medresenin inşâsına da mâni‘ olmuş ve Kürdistân’ı böyle bir müessese-i irfândan mahrum bırakmışdır.
O zaman Medresetüzzehra’nın te’sîsinde en mühim âmil olan Kürdistân ulemâ-yi benâmından Bedîüzzamân Sa‘îd Efendi Hazretleriydi. Müşârü’n-ileyh Mısır’daki (Câmiü’l-Ezher)’e bir nazîre olmak üzere Kürdistân’da bir (Medresetüzzehra) te’sîsini gāye-i emel edinmişlerdi. Ve bu gāye-i ulviyyenin tahakkuku içün o havâlîdeki bütün aşâirle görüşmüş, onların muâvenet ve müzâheretlerini de te’mîne muvaffak olmuşdu. O sırada Van’da vâlî bulunan Tahsin Bey Efendi de bu hususda müşârü’n-ileyh Sa‘îd Efendi ile berâber pek çok çalışmışlardı.
Şimdi Ankara’da bulunan müşârü’n-ileyh Sa‘îd Efendi, Kürdistân’ın böyle bir müessese-i irfâna olan ihtiyâc-ı şedîdini meb’ûslara arz ve îzâh etmiş ve bunun üzerine ba‘zı meb’ûs arkadaşlarımızın delâletiyle 167 zât takrîre vaz‘-ı imzâ ederek Riyâset-i Celîle’ye takdim etmişlerdir. Hiç şübhe yokdur ki, bu emr-i azîmin husûlüne bütün meb’ûslar müzâheret edeceklerdir.

Kürdistân’da böyle bir müessese-i âliyyenin te’sîs ve küşâdı her nokta-i nazardan gāyet mühim ve fâidelidir. Zîrâ bu gün o havâlî dünden ziyâde ehemmiyyet kesb eylemişdir. Bir tarafdan dâhildeki cehâlet düşmanı, diğer tarafdan etrâftaki hâricî düşmanlar alabildiğine o güzel memleketlerimizi ezip yutmak istiyor. Bunlara karşı mukāvemet edecek ancak ilm ü irfândır, seceyâ-ı âliyye-i Dîniyyemizin tenemmüv ve tarsînidir. Bunların te’mîni ise böyle bir müessese-i âliyyenin vücûduna mütevakkıfdır.
Muhterem Kürd kardeşlerimizin yüzlerini cenûba çevirmek içün bin türlü hiylelere teşebbüs eden İngilizler emîn olsunlar ki, asîl ve dindâr Kürdler hiçbir zaman İngilizler’in bu tuzaklarına düşmeyecekler, Şarkın kapusunda her türlü hıyle ve fesadlara karşı koyacak böyle bir din ve irfân kal’ası vücûda getirecekler ve ilel-ebed Türk kardeşleriyle bir bünyân-ı marsûs hâlinde birlikde yaşayacaklardır.
İnşaallah bu Medresenin küşâdıyle az zaman sonra Van Gölü havzası mühim bir merkez-i dîn ve irfân olacakdır. Zîrâ Medresetüzzehra’nın temelleri Van Gölü kenârında (Argıt) denilen öyle güzel bir mahalde atılmışdır ki, bu mevqiin savâhilinde bulunan birçok kasabalarla münâsebeti vardır. Bu sâyede Medresetüzzehra bütün o kasabalara ilm ve ifân nurları saçacak, çok geçmeksizin Van Denizi bir bahr-i irfân olacakdır. Böyle bir müessese-i âliyyenin te’sîs ve küşâdı içün Büyük Millet Meclisi a‘zâ-yi kirâmının gösterdiği tehâlük cidden şâyân-ı şükrândır. Hem-ân Allah muvaffakıyyetler buyursun.”