"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Latif-Salih Ağabey

Mustafa Yalçın
02 Ekim 2026, Cuma
Kaderin sevkiyatı var elbette, dere tepe aşmış, sele suya karışmış, çalkalanan hayatta sağlam aidiyet bulduğu Yeni Asya havuzunda, dile kolay 50 küsur yıl yosun tutmuş, milim yerinden oynamamış.

Latif Salihoğlu ağabey öncelikle bir muallim idi, geniş dairede matbuat lisanı ile Risale-i Nur’lara hizmeti tercih edip, hayatını vakfettiği davası uğruna ömür geçirdi. 

Siyasî çalkantılar, dahili bölünmeler, harici entrikaların birçoğuna canlı şahitlik etti. Risale-i Nur’daki düsturlar mücahedesinde kalarak istikametini muhafaza ettiği gibi, camiamız dahilinde olanlara kavlileyyin ile izahlar getirirdi. 

En çok kızdığı husus, “Hainlere müsamaha ile bakamıyorum” kardeşim derdi. İnsan cahil olabilir, idrakten aciz olabilir veya duymamış olabilir. “Her şeyi bildiği halde Risale-i Nur’la mübarezeye girmişse o haindir” der, celallenirdi. 

Sızıntı ile her yere girerler, bütünüyle hayırlı faaliyetleri akîm bırakırlar, bunlar ile karşılaştığınızda; Kutlular ağabey derdi ki “İki sille bir tokat... Yanınızda uzaklaştırın, bunlar iflah olmaz kardeşim” ifadesini aktarırken bazen ayağa kalkar, ter basardı. 

Ömrü vefa etmeden, birçok ilde seminerlere, panellere, konferanslara, kongrelere katılarak vazifesini hakkıyla ifâ etti. Doğu illerinde özellikle “ittihad-ı Nuriye” faaliyetlerinde bulunarak kaynaşmaya vesile oldu. 

Hep der idi: “İttihad-ı İslamiye, ittihad-ı Nuriye’den geçer” mesaimizi bu hususta tanzim etmeliyiz. 

Temizlik hassasiyeti, nizam-intizam, simetri gibi titizlikle üzerinde durduğu hususlar idi. 

Kaldığı Medrese-i Nuriyelerde her yeri en ince detayları ile temizler, yemekleri elleri ile hazırlar ikram ederken olmaz ise olmazı “Hibiscus Şerbeti” ve tarifini detaylandırarak anlatırdı. 

Şekerin zararlarından bahisle, çayın şekersiz içilmesindeki alışkanlığın oluşmasında Latif ağabeyin üzerimizde emeği çoktur. 

 Namazda sarık sarma sünnetinin ihyasında, çantasında sarık taşıyarak, hediye ile birlikte mahiyetini anlatarak uygulamalı göstermesi, fiilî olarak yaşantısından bizlere inikâs eder. 

“Ahir ömrünü; Yeni Asya’da kaldığın yerden devam etmek ister misin?”  dediğimde, “Bizim yetişmiş genç kadroya ihtiyacımız var. Buna  zemin hazırlanır ise fisebilillah genç kadro yetiştirilmesi faaliyetinde bulunmak isterim ve büyük haz alırım.” demişti.

Netice de; payitahta geldi, Eyüpsultan Hazretlerine komşu oldu. Gazetede çalışma odasına kadar temizledi, bir sonraki menzilinde komşuları olan Nur Talebeleri ağabeyleri tek tek ziyarette bulundu, üzerindeki gülleri okşadı, bütün hazırlıkları tamamladı, bakiye-yi kusuratını hastanelerde  keffâretü’z-zünûb, olarak yaşayıp ahirete intikâl etti.  

Ne mutlu ömrünü davası uğruna tavizsiz geçiren kardeşime. 

Şuna inanıyorum ki; Münker ve Nekir,  Hz. Üstadımıza “Buyur taleben geldi” deyip teslim ederek, Peygamber Efendimize (asm) doğru berzah âleminde giderken vazifeşinaslığından dolayı hoşamedi ile karşılanacaktır. 

Aziz, sebatkâr, müstakim, metin, sarsılmaz, cevval ağabeyim. 

Ruhun şad olsun.

Biz seni iyi bilir ve şahidiz. Bütün haklarımız helal olsun. Amin.

Okunma Sayısı: 207
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı