Gazetemizin değerli yazarı, sevgili kardeşimiz M. Lâtif Salihoğlu’nu senelerdir tanırız ve hukukumuz vardır.
Önce, onun Risale-i Nurlarla müşerref olması ve gazetede işe başlaması ile alâkalı, Batman’ın ilk Nur talebelerinden ve yakın zamanda vefat eden Hacı Mirza Demir ağabeyin büyük oğlu Mustafa (Receb) kardeşimizin, Lâtif’in vefat haberini söyleyince bana gönderdiği not ile başlayayım.
“LATİF SALİHOĞLU İLE...
1972-73 yıllarında Batman Lisesinde tanıştık. Saz çalardı.
Kozluk ilçesindendi. Yakın ilişki kurduk ve Nurlarla ilgilendi. Sazı bırakıp Sözler’le tanıştı.
Güzel bir Batman gençliğimiz ve beraberliğimiz vardı. Batman Gençlik Teşkilatını kurduk. Haftalık seminerlerle gençliğe ahlâkî ve manevî değerler hizmetini verdik. Daha sonra örgüt mensubu ağabeyi ile ters düştü. Ona zarar verme teşebbüsünde bile bulundular. Batman Cengiz Topel İlkokulu’nda birlikte vekil öğretmenlik yaptık. Soyadı Taş idi. Salihoğlu olarak değiştirdi. İstanbul’a gitti. 1978 yılında ben Yeni Asya Yayınevine bakıyor ve yazarlık yapıyordum. O da bir firmada çalışıyordu. Ailem beni Batman’a isteyince, onu kendi yerime tavsiye ettim. Gazetedeki hikâyesi böylece başlamış oldu. Allah rahmet eylesin mekânı Cennet olsun arkadaşımın.”
***
Evet, Lâtif kardeşimizle çok hatıralarımız var. Mu’tedil, muhterem bir kardeşimizdi. Gazete binasına her gittiğimde ziyâret eder, görüşürdük. Çeşitli toplantı ve programlarda bir araya gelirdik.
En son bir iki hatırayla yâ’d edeyim: Geçtiğimiz senelerde, Bursa’dan, Orhan Kaşlıoğlu ile İzmit’te bir programa iştirak etmiştik. O da oradaydı. Bizim Bursa’ya döneceğimizi duyunca “Osman abi, ben de Gemlik’e gideceğim, beni de alabilir misiniz?” dedi. Alacağımızı söyledik. Yolda, çeşitli mevzuularda sohbet ettik. Dedim ki; “Ya Lâtif kardeş, sen bir makalede, İslâm deccali olan Süfyan’ın, 5. Şua’da geçen ‘Şarkın en cesur ve kuvvetli ve kesretli kavmi ve İslâmiyetin en kahraman ordusu olan Türk milleti, o rivayet zamanında Horasan taraflarında bulunup daha Anadolu’yu vatan yapmadığından, o zamandaki meskenini zikretmekle, Süfyanî Deccal onların içinde zuhur edeceğine işaret eder.’ kısmından istihracla, Yahudilerin, Orta Asya’dan göç edip, Anadolu’ya gelen Türk’lerin içinde diye anlatmıştın. Göç eden Türk kavmi, Yahudileri niye içlerine alsın ki? Tamam oradaki göç eden Türklerin içinden çıkacak ama orada değil. Ben bunu yazmıştım. Onlar İspanya’dan getirildi” diye izah etmiştim.
Hatıralar çok. Uzamasın diye kısa kesiyorum. Bir kaç aydır, hastahane köşelerinde çok çekti. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun kardeşimin.