"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medeniyetler beşiği: İznik

Cenk ÇALIK
29 Ağustos 2021, Pazar
İznik, kültür ve medeniyetlerin birleştiği bir merkez kabul edilir. Gezilecek yerleri anlattıklarımızla sınırlı değil. Sansarak Kanyonu, Türkiye’nin 5. büyük gölü ve yeşil çevresiyle ziyaretçilerini bekliyor.

GEZİ YAZISI: CENK ÇALIK

M.Ö. 4000 yılına kadar uzanan geçmişiyle tarihteki sevdanın adıdır İznik. Çakırca, Karadin, Yüğücek ve Çiçekli höyükleri tarihte ilk toplu yerleşmelerin M. Ö. 2500 yılında başladığını gösterir. İlk kez Bithynia (M. Ö. 278-250) İmparatorluğuna başşehirlik yapan İznik, bu devirde adına altın sikkelerin bastırılmasıyla “altın şehir” ünvanını almıştır.

Anadolu’nun baş şehri: İznik

Süleyman Şah 1071 Malazgirt Savaşı’nda Bizans İmparatorluk ordusunu yenmesinden sonra Anadolu içlerine hızla ilerlemiş ve 1075 yılında İznik önlerine kadar ulaşmıştır. Türkiye Selçuklu Devleti’nin temelleri atılmıştır. Böylece İznik Anadolu’da ilk Türk başşehri olmuştur. Selçuklular bu kadim şehri o kadar sevmişlerdir ki zarar görmesine razı olamadılar. Bu sebeple 22 yıllık başşehirlerini, 1097 yılında Bizans Kumandanı Manuel Butumites’e teslim ederek Konya’ya çekildiler.

Bizans başşehri: İznik

1204’te IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul Latinlerin eline geçer. Bizans hâkimiyetinin ortadan kalkması üzerine aynı tarihte I. Theodoros Laskaris İznik Bizans Devleti’ni kurar ve dört yıl sonra imparatorluk tacını giyer. İznik böylece, 1261 yılında İstanbul’un geri alınışına kadar (57 yıl boyunca) Bizans’ın devlet ve kilise merkezi olur ve aynı zamanda kültür ve sanat merkezi haline getirilir. 1331 yılında Orhan Gazi tarafından fethedilerek kalıcı olarak Türklerin eline geçer ve zaferin sembolü olarak Ayasofya camiye çevrilir. Anadolu Selçukluları gibi Osmanlılar da bu şehri çok sever ve dört bir yanı eserlerle ihya edilir.

Şehrin kalbi: Ayasofya Camii

En son Roma Bizans döneminde düzenlenen şehir, Yunan Haçı şeklinde planlanmıştır. Şehre dört ayrı kapıdan girilmekte, dört ayrı yöreden gelen yollar merkezde Ayasofya Camii’nin bulunduğu yerde birleşmektedir. Dışarıdan bakıldığında küçük görünen yapı içeriye girdiğinizde büyüklüğüyle göz kamaştırır. Dikdörtgen planlı olup, 3 nefli bazilikadır. Bugünkü şeklini kazanmasında Mimar Sinan’ın etkisi büyüktür. Duvarlarının geniş kemerli hale getirilmesi bütüncül bir ibadet mekânının elde edilmesine sebep olmuştur.

İlk Osmanlı Camii: Hacı Özbek

Hacı Özbek Camii sade ve küçüktür. Ancak Osmanlının ilk camisi olması sebebiyle tarihi önemi vardır. 1333 yılında inşa edilen Cami 7,89x7,97 m boyutlu kare bir mekâna sahiptir.

Yeşil Cami

Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa tarafından Mimar Hacı Musa’ya 1378’de yaptırılmaya başlanan eser, ölümünden sonra oğlu Ali Paşa tarafından devam edilerek 14 yıl sonra 1392’ de tamamlanmıştır. Minaresine ve giriş kapısındaki mukarnaslara bakıldığında Selçuklu izleri taşıdığı hemen fark edilir. Osmanlı-Selçuklu karışımı gibidir. Klâsik Osmanlı mimarisine giden yolda önemli bir köşe taşı olduğu söylenebilir. İçten ve dıştan mermer bloklarla kaplı duvarlar, doğu ve batı yönünde iki kanat pencere sıraları ile açılır. Camiye adını veren yeşil, firuze, sarı ve mor renkli çinilerle süslenen minaresi, alt kenarındaki geniş kuşakta, birbirini kesen büyük sekizgenlerin düğüm ve yıldız motifleriyle eski Türk ve Selçuklu örnekleriyle bağlanmaktadır.

Çivisiz sanat

1871 yılında Batum’dan gelen göçmenlerin 1884 yılında Trabzon’dan gelen özel ahşap ustalarına yaptırdığı cami, çivi kullanılmadan yapıldığından ‘Çivisiz Cami’ olarak bilinmektedir. Birbirine geçmeli çentik yöntemi uygulanarak, büyük bölümü 93 meşe ağacından meydana gelen ahşap cami, ihtişamıyla yıllara meydan okuyor.

Ayasofya Camii’ne 50 metre uzaklıkta Mahmut Çelebi Camii’ni göreceksiniz. 1402’de Mahmut Çelebi tarafından yapılan ve caminin önünde haziresi de bulunan cami enfes hatlarıyla dikkat çeker. Yakup Çelebi Camii de I. Murad Hüdavendigâr’ın oğlu Yakub Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Zaviye, imaret, müze deposu ve son olarak cami olarak hizmet verir. İlk dönem sade Osmanlı mimarisi ve yemyeşil bahçesiyle ön plana çıkar.

İznik Surları

4970 metre uzunluğa sahip, 4 kapısı ve 114 burcuyla insanı yüzyıllar öncesine götürür. Göl kapısı günümüze ulaşamamıştır. İstanbul, Yenişehir ve Lefke kapıları bütün görkemiyle ziyaretçilerini bekler. İstanbul’a açılan kapı olması sebebiyle en önemli ve en işlek kapısı ‘İstanbul kapıdır’. 3 ayrı kapıdan geçilerek şehre girilir. Orta kapının her iki yanındaki boşluklar dikkat çeker.

Aziz Neophitos Kilisesi

2014 yılında en iyi 10 arkeolojik keşiften biri olarak gösterilen 1600 yıllık bazilika, İznik Gölü’nden 20 metre açıklıkta yer alır. Yaklaşık 30x19 m boyutlarında, 600 m²’lik kapalı bir alanı kaplamaktadır. Bazilika, tahminen ortadaki daha geniş ve yüksek 3 nefe sahiptir. Yapıda 18 tane mezar bulunmuştur. Yakın bir zamanda sualtı müzesi olarak hizmet vermesi düşünülen bazilikanın dünya çapında cazibe merkezi olacağını söyleyebiliriz.

Roma Tiyatrosu

10.000 kişilik olduğu tahmin edilen yapı, tonozların yükseltilme tekniğiyle inşa edilmiştir. Sahne kısmında salgın hastalıklar zamanında gömülen insanların cesetlerine rastlanılması yaşanılan dramların bir göstergesidir. Roma İmparatoru Traianus ( 97-117) zamanında eyalet Valisi Pilinius Cscillius Secunds ( 62-113) tarafından yaptırılmıştır. Tiyatro düz bir alana kurulduğundan oturma kademeleri Roma tiyatro mimarisinde görüldüğü gibi 19 galeri taşımaktadır. 

Nilüfer Hatun

Sultan I. Murad’ın annesi Nilüfer Hatun’un anısına 1388 yılında inşa ettirilen İlk Osmanlı imarethanesi bugün İznik Arkeoloji Müzesi olarak kullanılır. Türkiye’nin sayılı müzelerinden olan yapı sahip olduğu eser çeşitliliği ve sayısıyla ziyaretçilerin görkemli bir tarih yolculuğu yapmasına vesile olur.

İlk Osmanlı Medresesi

Orhan Gazi’nin büyük oğlu Süleyman Paşa tarafından 1349’da yaptırılmıştır. Medrese, sütunlar üzerine kubbeli on bir hücre ve tromplar üzerine büyük kubbeli yapıdan oluşmaktadır. Eyvansız ve asimetrik planı, sağda ve solda, arkada bir koridorla köşelere bağlanan hücre revakları ve hücrelerin sıralanışı, her hücrede bulunan dikdörtgen ve yuvarlak pencereler ve değişik nispetleri ile Selçuklulardan farklı yeni bir medrese mimarisinin doğuşunu haber vermektedir. İlk Osmanlı medresesi olan Süleyman Paşa Medresesi, günümüzde çini satış dükkânları olarak kullanılır. Bu medrese dışındaki altı medrese maalesef günümüze ulaşamamıştır.

Çini Fırınları

İznik Çini Fırınları; Milet İşi, Haliç İşi, Şam İşi, Rodos İşi gibi isimlerle tanımlanmaya çalışılan Osmanlı seramik ve çinilerinin asıl ve önemli üretim merkezidir. En önemli fırın II. Murad Hamamı’nın yanında olanıdır. Çini fırınlarının çokluğu hamamlarında fazla olmasına sebep olmuştur. XIV. XV. ve XVI. yüzyıllarda bir sanat merkezi olan İznik, ürettiği ve dünyaca ün kazanan çini ve seramikleriyle tanınır. Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii gibi en abidevî eserlerde İznik çinilerini görmek mümkündür.

Hamamlar

Çini müzesi olarak kullanılan I. Murad Hamamı, mimarî ve süsleme özellikleri yönünden değerlendirildiğinde 14. yy. ikinci yarısıyla 16. yy. ilk yarısı arasında yapılmış olduğu kabul edilir. Hamam bahçesinde çini satış dükkânlarının bulunması ve son yıllarda keşfedilen Roma antik yoluyla da kendisine çekicilik katmıştır. II. Murad Hamamı; Hacı Hamza Hamamı veya Belediye Hamamı adlarıyla da anılan Çifte Hamam’ı yaptıran kişi ve kesin yapım tarihi bilinmemektedir.-15. yy. sonuyla 16. yy. başında yapıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde aktif olarak hizmet vermektedir.

Türbeler

Eşrefzade Türbesi: İznik’te yaşamış ve burada ölmüş olan Kadiriyye Tarikatı’nın Eşrefiyye kolunun kurucusu ünlü mutasavvıf Eşrefoğlu Rumî’nin (ö. 874/1469-70) mezarını bulunduran türbe, şehrin en popüler ziyaret mekânlarından birisidir.

Halk arasında ‘Bayraklı Dede’ olarak bilinen ve İslâm ordularının Anadolu’yu geçerek Bizans’ı düşürmek için 717-740 yılları arasında yapılan savaşta şehit olan Abdülvahap adlı sancaktarın türbesidir. İznik fethedilince, şehre egemen olan tepede bugünkü türbesi yapılmıştır. Şehri kuşbakışı görmek isteyenler için de ayrıca bir cazibe merkezidir.

Kırgızlar Türbesi’nin içinde yedi büyük ve bir de çocuk lahdi vardır. Kıvrık dallı Rumiler yanında natüralist süslemeler, iki kulplu meyve dolu vazo, yılan sarılmış sütun ve şamdan gibi şekiller, Selçuklu üslûbu ile natüralist şekillerin karıştığı erken Osmanlı dönemi olan XIV. yy’a işaret etmektedir.

Çandarlı Halil Hayreddin Paşa Türbesi, iki farklı kısımdan meydana gelmiştir. Bu eski bina, 6x6 metrekare, ortası açık kubbeli bir yapı olup, burada Vezir-i Azam Halil Hayreddin Paşa ile oğlu Ali Paşa yatmaktadır. Baş ve ayak taşları, kitabeli mermer lahitler türbenin hemen hemen tamamını doldurur. Mezar taşlarının yazıları ve işçiliği emsalsizdir.

Çandarlı Halil Hayreddin Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın türbesinin uzunluğu 12 m, eni 9,5 m.’dir. Türbenin içinde yer alan mermerden yapılmış kitabeli sanduka, baş ve ayak taşları son derece görkemlidir.

Şeyh Kutbeddin, Sarı Saltuk, Davud-i Kayseri ve Huysuzlar Türbeleri diğer önemli türbelerdendir.

İznik’in gezilecek yerleri elbette ki bunlarla sınırlı değil. İnikli Köyü’ndeki tarihî evler, Sansarak Kanyonu, Türkiye’nin 5. büyük gölü, tropik bitkiler dışında her türlü sebze ve meyvenin yetiştirildiği bereketli toprakları, yeşil tabiatıyla ziyaretçilerini bekliyor.

Şu an için UNESCO Geçici Kültür Mirası Listesi’nde yer alan İznik’in, yakın bir zamanda kalıcı kültür listesine girmesi muhtemeldir. Önemli bir husus da İznik’in bu listeye birkaç eseriyle değil, İznik olarak girmesi. Çok az şehre nasip olacak tarihî ve kültürel varlığının zenginliği, henüz toprak ve su altında keşfedilmeyi bekleyen değerleriyle her geçen gün yıldızının biraz daha parladığını müşahede ediyoruz.

Gün batımını İznik’te izlemek ayrı bir keyiftir. Bilhassa ekinoks zamanlarında şehir dışından çok sayıda turist günbatımını izlemek için İzniği tercih etmektedir. Zira dünya üzerindeki belirli göllerde nadiren görülebilen bir olay yaşanır. Bu zamanlarda güneş suyun içine batar gibi bir izlenim veriyor.

Gölde başta yayın ve sazan balıkları olmak üzere çok sayıda su ürünlerine ev sahipliği yapar. Birbirinden lezzetli alternatifleri denemenizi tavsiye ederiz.

Neye ilginiz varsa bu kadim şehir beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır. Tarih, inanç, kültür, eko turizm gibi çok sayıda alternatif sizleri bekliyor.

O halde bavulunuzu, umudunuzu, hayallerinizi, merakınızı, neşenizi yanınıza alın. İznik için yola çıkın!.

Okunma Sayısı: 1404
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali TAM

    29.8.2021 23:47:33

    Iznik Müslümanlarin eli el emegi akli ve hayaliyle kat kat güzellesmis ama IZNIK KONSÜLÜNÜN yapildigi MS 325 senesinde Allah'a ogul isnad etmelerinden ötürü neredeyse semalar yarilacakti diye güya Hristiyan RUHBANLARININ TEK ILAH inancindan BABA ve OGLU iki tanricilik inancini sectikleri NICEA KONSÜLÜ dedikleri yer de burasidir. Ruhban ARIAN yapmayin etmeyin Hz. Isa AS bir insandir bir peygamberdir Allah cocuk edinmemistir demesine ragmen KONSÜL Arian hakkinda ÖLÜM KARARI vermistir. BU KAINATI VELVELEYE VEREN DEHSETLI BABA-OGUL kararindan 25 sene sonra bu kez KONSTANTINOPEL/ ISTANBUL'da toplanan KONSÜL daha da ileri gidip TESLIS AKIDESINI UYDURMUSTUR. Yani KUTSAL RUHun BABA ve OGUL Iznik Konsülü mahsulüne eklenmesi ve TESLIS AKIDESI ISTANBULDA UYDURULMUS OLUYORDU. Müslümanlarin buralari FETHETMESIYLE COGRAFYA olarak tasi topragi KIRKLANAN PAKLANAN beldeler oluyor buralar...

  • Ahmet Cemil Çökren

    29.8.2021 14:58:40

    Allah razı olsun. İstifadeye medar oldu. Gezdiğiniz diğer yerler içinde yazarsanız seviniriz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı