"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şahs-ı manevî -3

12 Eylül 2021, Pazar
Risale-i Nur Şakirdlerinin, Risale-i Nur’un dairesinin şahs-ı manevisinin hesabına çalışmaları: “Risale-i Nur şakirtleri, ene’yi, nahnü’ye tebdil ettikleri, yani enaniyeti bırakıp, Risale-i Nur dairesinin şahs-ı manevisinin hesabına çalışması, ben yerine biz demeleri ve ehl-i tarikatın fenâ fi’ş-şeyh, fenâ fi’r-resul ve nefs-i emmareyi öldürmek gibi riyadan kurtaran vasıtaların bu zamanda birisi de fenâ fi’l-ihvan, yani şahsiyetini kardeşlerinin şahs-ı maneviyesi içinde eritip öyle davrandığı için, inşaallah, ehl-i hakikatin riyadan kurtulmaları gibi, bu sırla onlar da kurtulurlar.” 13

Hafız Ali’nin Kastamonu Lâhikası’nda Al-i İmran Sûresi’nin 18. âyetinin tefsirini yaparken Âyetin sonundaki “Azizül Hakim” isimleriyle ikinci derecede aynı isimlerin Riseleti’n- Nur’un şahs-ı manevisine işaret ettiğini söylüyor: “İkinci Kelime-i Tevhidden sonra isimleriyle Cenab-ı Hak (Celle Celâlühü) Zâtını tavsif buyurup, ikinci derecede aynı isimlerin mazharı olan Risaletü’n-Nur şahs-ı manevisine işaret etmesi, Kur’ân-ı Azimüşşanın şe’nine yakışır bir keyfiyettir.” 14

Üstad Hazretleri Emirdağ Lâhikası’nda Ehl-i Vukuf Raporuna hafif bir itiraz diye yazdığı mektubun dördüncü bölümünde “Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi namına konuşuyorum” ifadesinin medar-ı ithama karşı şu cevabı vermiş: “Hürmetten, teveccüh-ü nastan kaçmak için, halklarla görüşmemek için zaruret olmadan kendine düstur yapmış. Ve bütün dostların medihlerini kendi şahsına almayarak, ya Nurcular’ın heyetine, ya Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsine havale etmiş.” 15

Emirdağ Lâhikası’ndaki bir vasiyetnamesinde Risale-i Nur’un şahs-ı manevisinin sermayesiyle ilgili Üstad Hazretleri şunları söylüyor: “Hem benim şahsımın, hem Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinin sermayesini, kendilerini Risale-i Nur’un hizmetine vakfedenlerin tayınlarına vermek, hususan nafakasını çıkaramayanlara vermek lâzımdır.” 16 

Üstad Hazretleri’ne Ahrarlar kongresinde Diyanet Reisliğinde bir görev verilmesiyle ilgili teklife karşı şunları söylemiş: “Medresetü’z-Zehranın Nur Talebelerini, bu meselede bana kabul ettirmekte vasıta yapmalarına karşı derim: O toplantıda bu teklifi yapan meb’uslara ve dindar arkadaşlarına çok teşekkür ve çok selâm ve muvaffakiyetlerine çok duâ ederiz. Fakat ben ziyade zayıf ve şiddetli hasta ve ihtiyar ve kabir kapısında ve perişan olduğumdan, o kudsî vazifeyi yapmaya iktidarım olmamasından, benim yerimde Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsi, benim bedelime Nur şakirtlerinin has ve hâlis ve İslâmiyetin hakikî fedakârlıklarının şahsiyet-i mâneviyesi, o kudsî vazifeyi şimdiye kadar gayr-ı resmî perde altında yaptıkları gibi, inşaallah resmî bir surette dahi yapabilecekler. Onlara havale ederiz...” 17

Nur Talebelerinin Üstad Hazretleri’ne Hüsn-ü zan ile müfritane methetmelerinden dolayı kendisini itham edenlere karşı şu cevabı vermiş: “Ben âciz, zaif, gurbette, menfî, yarım ümmî, aleyhimde propaganda ile halkı benden ürkütmek hâleti içinde Kur’ân’ın ilâçlarından ve îmânî ve kudsî hakîkatlerinden dertlerime tam derman olarak kendime bulduğum zaman, bu millete ve bu vatan evlâtlarına dahi tam bir ilâç olacağına kanaat getirdiğim için, o kıymettar hakîkatleri kaleme aldım.” 18

Şahs-ı maneviye göre kıymet almak: “Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı maneviye göre olur. Maddî ve ferdî ve fani şahsın ehemmiyeti nazara alınmamalı.” 19

Şahs-ı manevinin ehemmiyeti: “Tesanüdümüzden hasıl olan bir şahs-ı manevinin fevkalâde ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize yeter.” 20

Risale-i Nur’un Şahs-ı maneviden gelen şifa duâsının önemi: “Evet, Risale-i Nur’un şahs-ı mane- visinden gelen şifa duâsı, öyle yüz bin doktora mukabil gelir diye biz de tasdik ettik. 

Bu hastalığın Leyle-i Kadir’de Risale-i Nur’un Talebeleri, hususan masumların ettikleri şifa duâları öyle bir derece harika bir surette tesirini gösterdi ki, Üstadımıza sıhhat halinden daha ileri bir surette birden bir vaziyet verildi, Leyle-i Kadre lâyık bir tarzda çalışmaya başladı.” 21

Dipnotlar:

13- Bediüzzaman Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, 141.

14- Bediüzzaman Said Nursî, A.g.e, 44.

15- B. Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, 361.

16- B. Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, 417.

17- B. Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, 426.

18- B. Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, 500.

19- B. Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, 9.

20- B. Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, 61.

21- B. Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, 69

Okunma Sayısı: 985
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı