"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Barış koridoru”ndan “koridor devlet”e…

Cevher İLHAN
26 Eylül 2019, Perşembe
Suriye krizinde Ankara tam bir çıkmazda.

Zira Cumhurbaşkanı’nın “güvenli bölge” için Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusunda 30 -35 km derinlikte Türkiye’nin kontrolünü, PYD/YPG militanlarının bölgeyi terkini ve silâhlardan arındırılmasını şart koştuğu ve Eylül’ün son haftasına kadar tanıdığı süre dolmak üzere. 

“Sınır boylarında bütün hazırlıklarımız tamamlandı. Eylül’ün sonuna kadar bir adım atılmazsa tek başımıza o adımı atacağız” diyen Cumhurbaşkanı, New York’ta BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında da “Niyetimiz, 480 km boyunca 30 km derinliğinde bir ‘barış koridoru’ oluşturmaktır” demiş. 

Ve hâlen Türkiye’de bulunan dört milyona yakın Suriyeliden bir ila iki milyon mültecinin bu bölgeye yerleştirileceğini söylemiş. Fırat’ın batısından ve başka bölgelerden gelen sığınmacıların kendilerine ait olmayan topraklara, köylere, şehirlere zorla yerleştirilip ikamet ettirilmesinin daha vahim çatışma ve kargaşayı tetikleyeceğini hesâba katmadan.

Bu arada “güvenli bölge”nin silâhlardan arındırılması ve Türkiye’nin denetimine verilmesi bir yana, hâlâ Türk askerinin Fırat’ın doğusunda PYD/YPG’nin kontrol ettiği kent merkezlerine girmesine yine Amerikalılarca “izin” verilmiyor. Hâlâ -Cumhurbaşkanı’nın 50 bin TIR silâh - mühimmat desteği ihbarıyla- bölgede ABD’nin on binlerce TIR’la verdiği silâh, mühimmat duruyor. Ve en son 200 TIR filosuyla yapılan sevkiyatta olduğu gibi Pentagon silâh - mühimmat göndermeye devam ediyor. 

SURİYE’NİN KUZEYİNİ TERÖR BATAKLIĞI HALİNE GETİRİR 

Şu çarpıklığa bakın ki, Amerikalı yetkililer ve subayları bu örgütün askerleriyle boy boy fotoğraf verip paylaşırken, maç yapıp oyun oynarken, Fırat’ın batısında Rusya ile devriye gezen TSK Fırat’ın doğusunda ABD ile devriye geziyor. 

Bir diğer çarpıklık, Türkiye sınırına yakın alanlarda TSK ile “devriye gezen” ABD, daha aşağılarda Ankara’nın “terör örgütü” saydığı PYD/YPG militanlarıyla devriye geziyor!

Cumhurbaşkanı’nın BM’ye seslendiği günde Akçakale’nin karşısındaki Tel Abyad’da sınıra yakın evlerin tepesine PYD/YPG bayraklarının yerine bu örgütün domine edip etkili olduğu, aslında aynı işlevi gören Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bayrağı çekiliyor.

Özetle, dün Irak’ta olanlar bugün Suriye’de tekrarlanıyor. Uzmanların ifâdesiyle “Çekiç Güç’te ABD’nin Türkiye’nin Kuzey Irak’a ancak sadece piyade tüfeği olan üç piyade tugayı sokabileceği ve PKK ateş etmedikçe ateş etmeyecekleri” benzeri garabetler dayatılıyor. 

Gerçek şu ki, bölgeye konuşlanıp askeri üs kuran ABD, Suriye’yi bölmenin peşinde. Tıpkı Çekiç Güç’le Irak’ın kuzeyinin Irak’tan koparılmasında olduğu gibi, ABD ile “müşterek askeri harekât merkezi”yle Suriye’nin kuzeyi de koparılmak isteniyor. 

Bölgeye yerleşip silâhlarını konuşlandıran ABD, yarın Türkiye’ye “giremezsiniz!” dese ve Türkiye’yi tamamen dışlasa şaşmamak lazım. 

Çarpıcı olan, Ankara’nın Şam’la birlikte “terör örgütü” diye tanımladığı başta PYD/YPG olmak üzere terör örgütlerini tasfiye yerine, hâlâ binlerce kilometre öteden gelen küresel emperyal güçlerle işbirliğinden medet umması. “Barış koridoru” perdesinde aslında ABD’nin “Suriye’yi bölme plânı”nın senaryosu olan “güvenli - tampon bölge”de ısrar etmesi. 

Dahası, hâlen bir kısmı BM gözetiminde PKK kamplarının bulunduğu, terör yuvalarının yer aldığı Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi gibi Suriye’nin kuzeyinin de terörize edilip Türkiye’ye ve bütün bölgeye yönelik terör yuvası ve bataklığı haline getirilmesine Ankara’dakilerin peşinen râzı olması! 

ADANA VE ASTANA MUTÂBAKATLARINA RAĞMEN…

Kısacası, “güvenli bölge”de amaçlar ve stratejiler farklı. ABD Suriye’yi bölmek istiyor ve Ankara göz göre göre “barış koridoru” paravanında Suriye’den sonra Türkiye’yi de bölüp parçalama hedefindeki “koridor devlet” oyununa geliyor!

Sormak lâzım; ABD’nin himâyesinde PYD/YPG’nin güdümündeki SDG’nin hâkim olduğu bir “barış koridoru”, Türkiye’nin yanıbaşında Suriye’yi bölüp parçalama fitnesini ateşleyen “koridor devlet”e zemin hazırlamaz mı?

Gerçekten, üç garantör ülke olarak İran ve Rusya ile imzalanan ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini teminat altına alan “Astana mutâbakatı”na ve iki ülkenin birlikte terörle mücadelesinin karşılıklı olarak taahhüd edildiği “Adana mutâbakatı”na rağmen Ankara neden hâlâ Suriye ile işbirliğine yanaşmaz ve Suriye’yi bölüp parçalamaya çalışan ABD ile “güvenli bölge” benzeri sonu meçhul ve muhataralı projelerin peşine düşer?

Anlamak mümkün değil…

Okunma Sayısı: 1032
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı