"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Büyükelçilerin çağrısı” neden krize dönüştürüldü?

Cevher İLHAN
26 Ekim 2021, Salı
Ankara’daki on ülke büyükelçisinin, Türkiye’nin imza atıp Anayasasında uyacağını taahhüd ettiği “temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalar” kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyma çağrısı Cumhurbaşkanı’nın tepkisiyle tam bir krize dönüştü.

Dışişleri Bakanlığı’nın büyükelçileri/maslahatgüzarları bakanlığa çağırıp AİHM kararına rağmen iş adamı Kavala’nın serbest bırakılmamasına dair yaptıkları paylaşımın “hadsiz” ve “kabul edilemez olduğunu” ilettiği sert kınamasıyla kalmayan Cumhurbaşkanı’nın Angola, Togo ve Nijerya’nın yer aldığı Afrika gezisi dönüşü “On tane büyükelçi bu açıklamayı niye yapar? Söyledim Dışişleri Bakanımıza, bizim bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz. Türkiye’ye böyle bir ders vermek haddinize mi sizin? Kimsiniz siz?”çıkışıyla uluslararası diplomatik anlaşma ve kurallara göre persona non grata (istenmeyen adam) ilan edilme prosedürünün başlatılacağı sinyalini vermesi krizi daha da büyüterek içinden çıkılmaz hale getirdi. (gazeteler, 19-21.10.21)

Açıkça “tâlimatlandırdığı” Dışişleri’ni tam bir kargaşaya soktuğu, günlerdir suskun kalan Bakan’la diplomatların tetiklenen krize canhıraşâne bir ara formül bulmaya uğraştıkları belirtiliyor.

BU DENLİ TEHEVVÜRLÜ TEPKİ NEDEN?

Bu arada AB mercileri, Türkiye ile spekülasyona girmek istemediklerini, sadece söz verdiği AİHM kararlarına uyulmasının hatırlatıldığını belirtirken, ABD, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda’nın yanısıra Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç’in yer aldığı çoğu AB ülkelerinin Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini vurgulamaları çarpıcı. 

 “AİHM kararlarına uyma” taleplerini ileten diplomatik misyon şeflerinin hükûmetlerinin bilgisi olmadan bu paylaşımı yapmayacakları ifade edilirken, büyükelçileri sınır dışı etmenin vahim sonuçlarına dair tartışmalar devam ediyor. 

Ekonomistler, çoğu Türkiye’nin girmek istediği AB’ye dahil ve NATO üyesi olan ve dış ticaretinin yüzde doksanını yaptığı ülkelerle tırmanacak krizde, gıdadan enerjiye her şeye kat kat yansıyan zam sağanağında TL’nin değerinin hızla düşmesiyle doların 9.85 liraya, Euro’nun 11’33’ya patladığı ekonomik çöküş vartasında Türkiye’yi derin bâdirelere sürükleyeceğini uyarıyorlar. 

Diplomatlar, devletler arası diplomasinin esaslarından biri olan mütekabiliyet kuralıyla sözkonusu ülkelerin de Türkiye büyükelçilerini sınır etmeleriyle krizin ekonomiden dış politikaya bütün alanlarda daha da vahim boyutlara ulaşacağına dikkat çekiyorlar.

Peki, Cumhurbaşkanı neden bile bile doğrudan müdahaleyle işi içte ve dışta daha da zora sokan ve Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğini askıya almasına sebebiyet varabilecek bu krizi alevlendirdi?

Gerçekten, Irak’ı işgal eden Amerikan Conileri Mehmetçiğin başına çuval geçirdiğinde, en azından bir nota verilmesi taleplerine karşı “Ne notası, müzik notası mı?” diye en ufak bir cevap vermeyen, İdlib’de 36 askerin şehit edilmesine, Trump’ın “ekonominizi mahvederim!” tehdit tweetlerine, “akıllı ol, aptallık yapma!” mektubuna sessiz kalan AKP iktidarı neden 10 ülkeden gelen “yargı bağımsızlığı” çağrılarına bu denli tehevvürle tepki gösteriyor?

NİÇİN ATEŞLENİP ALEVLENDİRİLDİ?

Görünen o ki bütün anketlerde AKP’nin hızla erimesine, “millet ittifakı”nın yükselmesine, “tek kişilik ucûbe sistem”e karşı “parlamenter demokratik sistem”de işbirliğindeki muhalefetin yüzde 60’lara varmasına karşı yine gündem saptırılmak isteniyor. 

Her seçim ve referandum öncesinde olduğu gibi yine “Ey Amerika!” - “Ey Almanya!” restlerine benzer restlerle yine iç kamuoyuna “mesaj” vermek peşine düşülmüş. Ekonomiden eğitime, sağlıktan tarıma ve duvara toslayan dış politikaya içteki yıkımın üstü örtülmeye uğraşılıyor. 

Ayyuka çıkan yolsuzlukların, hırsızlıkların, rüşvetin, gasbın, zimmetin, talanın, üst düzeye ulaşan uyuşturucu ticareti ve kaçakçılığının, dolar garantili “yandaş şirketler”e on milyarları peşkeşin, yüz milyarları yurtdışındaki “vergi cennetleri”ne kaçırmanın, kara para aklamanın konuşulmaması için.

Belli ki “Fransa, İngiltere, Almanya ve şahsım olarak görüştük” ikrarıyla, Dışişleri Bakanı ile hiçbir yetkilinin alınmadığı başbaşa görüşmeler sonrası yapılan eleştirilere “Ne gerek var, Dışişleri Bakanını ben atıyorum!” cevabıyla açığa çıkan, Dışişleri’nin ve diplomasinin dışlandığı kırılmada yine “ben yaptım oldubittisi”yle siyasi rant uğruna dış politika iç politikaya âlet ediliyor. 

Süreç nasıl sonuçlansa sonuçlansın, on ülkeye “kafa tutmak”la alevlendirilen kriz artık sürüncemede bırakılsa da büyük bedellere mal olarak Türkiye’ye faturası çok ağır olacak...

Okunma Sayısı: 1171
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İmdat Su

    26.10.2021 11:10:24

    Her ne kadar yazılarınıza her zaman yorum yapmasam da köşenizi her gün okuyorum. Hakkın hatırını âli tutuyorsunuz.

  • Said Yüksekdağ

    26.10.2021 10:49:41

    Güzel tespitler..

  • H.ibrahim Karahan

    26.10.2021 04:14:07

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı