"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyüme hikâye, Türkiye küçülüyor…

Cevher İLHAN
02 Ekim 2021, Cumartesi
TESBİT

Bilindiği gibi daha önce Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Türkiye yılın ilk üç ayını kapsayan ilk çeyreğinde yüzde 7 büyümeyle G-7 ülkeleri arasında Çin’in ardından en çok büyüyen ülke olmuş” iddiası üzerine ekonomistler, Türkiye’nin son sekiz senedir aralıksız küçüldüğünü, enflasyon, işsizlik, faiz ve döviz sürekli tırmanma ile gerçek dışı olduğunu bildirmişlerdi.

Sadece bir yıl içinde bir milyon vatandaşın işini kaybettiği, istihdamın hızla düşerek her dört gençten en az ikisinin işsiz kaldığı, işgücünün en az yüzde 16 küçüldüğü, TL’nin yüzde 30 değer kaybettiği, yüz binlerce esnafın kepenk kapattığı icra dairelerindeki dosya sayısının 25 milyonu aştığı ve Türkiye ekonomisinin iflasın eşiğinde bulunduğu vartada TÜİK’in “büyüme rakamları”nın altı boş bir propagandadan ibaret olduğunu açıklamışlardı.

Ne var ki tam bir algı yönetimiyle “tâlimat”la gelen “suni büyüme”nin tam bir algı yönetimi olduğu en son açılanan “Orta Vadeli Program”la resmen ortaya çıktı.

Ekonomistlerin tesbitiyle, büyüme için bu yıl gerçekleşme tahmini yüzde 9 olurken, ekonominin 2022’de yüzde 5, 2023 ve 2024 yıllarında ise yüzde 5,5 büyüyeceği öngörülmesi gerçeğin ikrarı oldu.

Zira 2008’de 12 bin 600 dolara çıkan kişi başına milli gelirin 2023 hedefimiz artık 25 bin dolar olarak ilân edilirken, “Orta Vadeli Program”da 2023 hedefi 10 bin 700 dolar olarak belirlenmesi, Türkiye’nin son on beş yılda büyümediğinin, tam tersine küçüldüğünün açıkça ifadesi oluyor.

Aynı çarpıklıkla, işsizlik, enflasyon, döviz, bütçe açığı, ithalat ve ihracat tahminlerinde de ciddi sapmaların olduğu görülüyor.

Aslında “Türkiye’nin devlet bütçesindeki faiz ödemesi 2003-2015 arasında 50 milyar lira iken, bu yıl 180 milyar, gelecek sene 240 milyar ve 2023’te 290 milyar olması; ortalama 50 milyar lira faiz ödemesi varken bu sene 180 milyar, gelecek sene 240, sonraki sene 290 milyar faiz ödeyeceğini ilanı bunun açık göstergesi.

Özetle, Cumhurbaşkanı’nın 30 Mart 2015’te yaptığı bir açıklamada, “Hedefimiz 2023 yılında 2 trilyon dolar milli gelire ulaşmak” sözleriyle, en son 2024 için 1 trilyon dolarlık olarak açıkladığı “hedef”le peşinen 1 trilyon dolarlık küçülme “hedefleniyor”; yani altı yıl sonra yüzde 50 sapma gösteriyor. Türkiye, büyümede 2023’te 2013’ün gerisine düşüyor; o da “hedefler” tutturulsa…

Neticede, esnafın, çiftçinin küçüldüğü, yatırımdan, üretimden ve istihdamdan yoksun ortamda ekonomistlerin değerlendirmesiyle “büyüme hikâye, aksine Türkiye küçülüyor” değerlendirmesi, Cumhurbaşkanlığı’nın “Orta Vadeli Programı”nda da açıkça itiraf ediliyor.

GARABET

“İklim Anlaşması” çarkı

BM Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı’nın yıllardır muhalefetin bütün ısrarlarına rağmen siyasi Meclis’e getirilemeyen Paris İklim Anlaşması’nın Meclis’e getirilip onaylanacağını duyurması dikkat çekti.

Öncelikle “tek kişilik yönetim”in bu ani çarkının arka plânı merak edilirken, sözkonusu açıklamayla eş zamanlı olarak Dışişleri Bakanlığı’nın BM’ye “Türkiye’nin ‘gelişmiş ülkeler’ kategorisinden “gelişmekte olan ülkeler’ kategorisine düşürülmesi” talebinin iletilmesi, Ankara’nın “gelişmekte olan ülkeler”e ayrılan “fon”dan yaralanması olarak yorumlandı.

Aslında bu garabet, bir yandan en üst düzeyde “şöyle büyüdük, böyle büyüdük” diye “Türkiye’nin uçtuğu” havası atılırken, diğer yandan yirmi yıldır Türkiye’nin gelişmediğinin ikrarı olarak kayıtlara geçti.

Bir diğer garabet, sözkonusu kategorideki ülkelerin “sera gazı salınımı”ndan muaf olmalarıydı. Bu çarpık vaziyet ise “iklim anlaşması”na uyulacağı söylenirken bile iklimi tahribe devam edileceğinin ifadesiydi.

Ve bütün bunlar tartışılırken, en son Paris İklim Anlaşması’nın imzalanmasıyla Fransa’dan üç milyar Euoru destek kredisinin alınacağı bir başka garabet oldu…

Böylece, kamuoyunda “ne oldu da çark edildi?” sorusu kısmen de olsa cevabını buldu…

İLGİNÇ

“Çanakkale geçilecek!”

Son günlerin bir diğer tartışması “Çanakkale Boğazı Köprüsü”nün mâliyeti ve geçiş ücreti. 18 Mart 2022’de açılacağı söylenen köprünün geçiş ücretinin, her fırsatta “yerli” ve “milli” olduğunu iddia eden AKP iktidarı tarafından şimdiden -tek yön- Türk Lirası olarak değil de döviz cinsinden “15 Euro + KDV” bugünkü kurla 150 lira olarak ilân edilmesi nazarlardan kaçmadı.

Buna göre arabalı feribotla halen 52.5 liraya geçilen Çanakkale Köprüsü’nden en az üç kat fazla para ödenerek geçilecek; yılda toplam 190 milyon Euro ödeme yapılacak; Kamu Özel İşbirliği kapsamında “yandaş müteahhitler”e verilen ve 2030’lara kadar milyarlarca dolar ödemenin yapılacağı dolar/döviz garantili -geçenin ve geçmeyenin ödediği- diğer köprü, tünel ve otoyollarda olduğu gibi.

Çanakkale’deki arabalı feribottan yılda bayramlar dahil en fazla yıllık 3.5 milyon araç geçerken, Çanakkale Köprüsü için yılda 16,4 milyon araç garantisi verilmesi bir diğer çarpıklık oldu.

Kısacası, dünyayla kıyaslandığında Çanakkale Köprüsü için 7.5 kat daha fazla ödenecek. Bu yüzden “köprü”ye “yeni kara delik” deniyor.

Okunma Sayısı: 1268
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    2.10.2021 18:45:32

    Çanakkale, bu fiyata elbette geçilmez.

  • Ali TAM

    2.10.2021 14:29:14

    (...Çanakkale Köprüsü için 7.5 kat daha fazla ödenecek.) Ey Yolcu Çanakkale bu fiyatla geçilmez Not: Karikatüristimiz Sn. Öydabak bunu bir zahmet resmetsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı