"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dinin siyasi propagandada istimali...

Cevher İLHAN
29 Mayıs 2019, Çarşamba
Vakıa şu ki son yıllardaki seçim ve referandum süreçlerinde ve en son 31 Mart mahalli seçimler öncesinde bazı iktidar milletvekillerince “referandumda evet çıkacağına dair hadis-i şerif var” sözleri sarf edildi.

Siyasi iktidara meftun bazı fetvacılarca “referandumda hayır oyu verecek olanların şeytan olduğu” söylenildi, “referandumda hayır diyenler haçlı zihniyetidir” ithamında bulunuldu.

“AKP’nin seçim kazanması göklerden inen bir karardır” pervâsızlığı işlenirken, diğer yandan “Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir” garip yakıştırmaları yapıldı. Hatta bir bakan yardımcısı, bir düğünde evlilik cüzdanını geline verirken “Erdoğan’ın sünnetinin gereğidir” diye konuştu.

Keza bir büyük ilde büyükşehir adayının bir kooperatifi ziyareti sırasında kooperatif başkanınca “AKP’ye oy vermeyeni Allah çarpar!” çarpıklığına tevessül edildi. (gazeteler, 5.2.19) Yine iktidar partisinin bir ilçe başkanı “vatan hâinlerinin yanında yer almaktansa, hırsız bizim hırsızımız, biz yanında yer alırız” deme garabetini sergiledi. (gazeteler, 8.2.19)

Önemli bakanlıklarda bulunmuş bir AKP milletvekili, partisinin il belediye başkanı adayı için oy isterken, “Vereceğiniz destek yarın ruz-i mahşerde (kıyamet gününde) yine sizin berat (kurtuluş) belgelerinizden biri olacak” dedi.  (gazeteler, 26.1.19)

Bir diğer iktidar partisi milletvekili, seçim bürosu açılışında “Erdoğan’ı desteklemek imanın şartıdır” diyerek “Yarın mahşerde Allah’ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emâneti bize verdiğinizden dolayı size inşallah hiçbir hesâp sormayacak!” taahhüdünde bulundu. (gazeteler, 3.3.19)

Özellikle “iktidar cephesi”nde yığınla istismar ve istimalle -buraya alamadığımız- bir kısmı İslâm itikadına tamamen ters birçok lâfla ipe sapa gelmez çarpık benzetmeler yapıldı.

İFTAR PROGRAMLARINDA “SEÇİM ÇALIŞMASI”!

Ne var ki düşülen vartada 23 Haziran öncesinde de sosyal patlama raddesine getiren, dalga dalga âileyi, gençleri ve çocukları saran, cemiyeti felç eden ahlâkî çöküntü felâketine karşı maddî ve mânevî tedbirler almak yerine hâlâ dinî değerler üzerinden tırmandırılan politik polemiklerle ötekileştirme, kamplaşma ve kutuplaşmayla milletin birlik ve bütünlüğü tahrip ediliyor.

Siyasetten müberra olması gereken Müslümanların ortak ibâdet mekânı camiler siyasi parti propagandası alanı olarak istimal ediliyor. O denli ki zaman zaman bazı yerlerde vatandaşlar vaaz ve hutbelerde açıkça dayatılan siyasi propagandalara tepkiyle camiyi terk etmek durumunda kalıyorlar.

Ama sıraladığımız örneklere ilaveten bir camide Cumhurbaşkanı’nın mitingine çağrı yapan imama “Burası siyaset yeri değil’’ diye ikaz eden cemaate ‘’İnadına geleceksiniz!’’ tehditlerinin savrulmasına benzer çarpıklıklar devam ediyor. “Seçim çalışmaları” kapsamında siyasetçilerin camilerde anons edilerek karşılanıp cemaate “tanıtıldığı”, AKP’li adaylara duâ edildiği garabetler sürüyor.

İftar programları, “seçim propagandası”nın bir parçası ve aracı haline getirilmiş. Serâpa siyasi rakiplerine salvolarla tam bir siyaset arenasına dönüştürüyor. “Ramazan vesilesi”yle ziyaret edilen İstanbul’daki -Güneydoğulu seçmenlere- etkili olabileceği düşünülen bazı hocalara-melelere “hayır yaparsınız!” diye ceplerine on milyonlarca lira paranın konulduğu kaydediliyor.

“DİNİ İNHİSAR ZİHNİYETİ”YLE…

Bu arada, her fırsatta en üst düzeyde dinî hassasiyetleri fütursuzca kullanan iktidar mahfilleri, muhalefet sözcülerinin “Allah’ın izniyle” diye söze başlamalarından, dinî değerleri önemsemelerinden, camiye - Cumaya gitmelerinden, Kur’ân okumalarından, duâ etmelerinden, “din eğitimi” vaadlerinden ve “dinî değerlere sahip çıkma” mesajlarından “rahatsız” oluyor.

Özetle başkalarının dine sahip çıkmasından memnuniyet duyup teşvik etmek yerine, siyasî rekabet damarıyla siyasî rakiplerinin dine sahip çıkmasından gocunuluyor. Âdeta “dinî söylemlerde bulunmak, dine sahip çıkmak bir tek bize hastır!” çarpıklığı tezâhür ediyor.

Hûlâsa, Bediüzzaman’ın târifiyle, “umumun mâl-ı mukaddesi olan din”in “inhisar zihniyeti”yle, siyasi rant hesâbına “dahilde menfî bir surette hoyratça siyasi propagandada istimaliyle dinî değerler zedeleniyor, milletin birlik ve bütünlüğü tahrip ediliyor. (Sünûhat, 65-67)

Birkaç oy uğruna yazık değil mi?

Okunma Sayısı: 1089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hasan YİGİTKAN

    29.5.2019 13:46:12

    Cevher abi Allah senden razı Olsun bunları yazmak bir cihattır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı