Bilindiği gibi -Mart 2011’de- “NATO’nun Libya’da ne işi var” tepkisini veren dönemin Başbakanı, üç hafta sonra “Libya’nın Libyalıların olması için NATO müdahale etmelidir” diye çarkla ülkenin enerji kaynaklarına göz diken küresel emperyalistlerin yanında yer aldı.
Ne var ki “demokratikleştirme ve özgürleştirme” bahaneli operasyonlarla Libya’ya barış ve birliğin gelmesi bir yana, ikiye bölünen ülke iç savaşla tam bir kargaşaya itildi.
Keza işgalcilerin bölgedeki baş işbirlikçileri terör örgütü PKK’nın “Suriye kolu” PYD/YPG’yi 50 bin tır, yüzlerce kargo uçağı dolusu silâh ve mühimmatla silâhlandıran “ABD - İngiltere ve İsrail’in stratejisi”yle Suriye’ye barış ve birliğin” gelmediği ortada.
Bu arada Türkiye’nin 2.5 milyar dolar ödediği 6 adet F 35 uçağını teslim etmeyip “ortak program”dan çıkaran, F 16’ları onarmayan, söz verdiği Kaan uçağının motorunu vermeyen; Halk Bank - Zarrap davasıyla Türkiye’nin başına milyarlık cezâları sallandıran, “Amerika’nın hasımlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele (CATSAA)” kapsamında ağır ekonomik yaptırımları dayatan Trump’ın tehditleri devam ediyor…
“ECNEBİ PLÂNI”YLA MI SURİYE KURTULACAK?
En vahimi, AKP iktidarında, “tek kişilik hükûmet’ otoriter rejimi”nde 3 Temmuz 2004’te Süleymaniye’de Amerikan conilerinin Mehmetçiğin başına çuval geçirme küstahlığına karşı en az bir “kınama” notasının verilmesi çağrılarına dönemin Başbakanı olarak Cumhurbaşkanı’nın “Ne notası, müzik notası mı?” diye kaçındığı “çuvalcı” Amerikalı işgal komutanı daha sonra Türkiye’de törenle karşılanıp madalyası takılmasındaki gibi iktidardakilerin zâlimlerin ifna projelerinden vazgeçtikleri zehâbına kapılmaları.
Bediüzzaman’ın tesbitiyle, “Tehditlerle, korkularla, hîlelerle efkâr-ı amme belli bir mecrâya çevrilerek muhâkeme-i akliye az bir zamanda kapatılmış”; ecnebilerin zâlimlerin projelerinden “çözüm” ve “çâre” beklenmeleri. (İşârâtü’l İ’câz, s. 155.)
Sormak lâzım; Siyonistlerin hizmetçisi Evanjeliklerin yeryüzünü fesada sürükleme kumpasında kullandıkları Trump’ın “plânı”yla mı “Suriye kurtulacak?”
“Ben bu makamda olduğum sürece asla serbest bırakılmayacak!” vaadini verdiği Amerikalı rahip Bronsun’u “ekonominizi mahvederim!” tehditli tweetiyle apar topar serbest bırakıp ülkesine yollayan Cumhurbaşkanı’na “akıllı ol, aptal olma, -terörist başının ‘manevî oğlum’ dediği evlâtlığı- general Kobani ile görüş!” tahkirli mektubunu yollayan; imzaladığı “Türkiye Cumhurbaşkanı ile âilesinin Amerika ve yurtdışındaki mal varlığının araştırılması” şantajını savuran Trump’ın “perspektifi”yle mi “Suriye’ye refah ve barış” gelecek?
“İŞGAL PROJELERİ”NDEN HAYIR ÇIKMIYOR...
Görünen o ki dönemin Başbakanı olarak “Irak’ı işgale giden kadın ve erkek Amerikan askerlerinin sağ-salim ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum” temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı’nın “büyük Ortadoğu projesi’nde (BOP) bir görevimiz var, biz BOP’un eşbaşkanıyız!” açıklamalarıyla yer aldığını açıkça ikrar ettiği ABD ile küresel işgal ortaklarının işgal ve sömürü projeleri”nden hayır çıkmıyor.
Siyasî iktidarlarlarına destek hesâbına bile bile gerçekleri çarpıtan “iktidara iliştirilmiş yorumcular”ın çarpıtmalarıyla “Suriye’ye refah ve barış” gelmiyor.
Neticede, Bediüzzaman’ın “birinci talebesi” Zübeyir Gündüzalp’ın Kasım 1950’de Ankara Üniversitesinde verdiği konferanstaki ikazla, “Ecnebilerin döndürükleri haince dolaplarından irtikâp ettikleri hunharâne ve vahşiyâne zulümlerinden, tatbik ettikleri şeytânî ve menfur plânlarından ve iğfalâtlarından; iblisâne, sinsi metodlarla kardeşi kardeşle çarpıştıran, İslâm’ın bünyesinde derin rahneler açan ve büyük tahribâtlar yapan, fitne, fesad ve tefrika tohumları saçan” ecnebilerin plânları” “barış ve birlik” getirmiyor. (Sözler, s. 722.)
Önce bu gerçeğin kabul edilmesi gerekiyor…