"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hakları

Cevher İLHAN
18 Ağustos 2020, Salı
Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum Kesimi ve Amerikan şirketlerinin başını çektiği, Yunanistan ve İsrail’in yer aldığı çokuluslu konsorsiyumun petrol sondaj ve işletme çalışmalarına, KKTC yetkililerinin uyarılarını takmayan İsrail savaş jetleri ve helikopterlerinin, “Rumların izni”yle hava sahasına girerek Mersin kıyılarındaki tâcizine, uzun süre Piri Reis üzerinde uçmasına karşı siyasi iktidar “buna kesinlikle izin verilmeyeceği” demeçlerinin ötesine geçemedi.

Keza İsrail ve Yunanistan başbakanlarıyla Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı’nın Rum Kesimi’nde İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan arasında 1880 km’lik “ortak boru hattıyla bölgedeki doğalgazı İtalya üzerinden Avrupa’ya taşıma projesi”yle Türkiye ve KKTC’ye karşı “enerji bloku” oluşturulmasına; ve Mısır’la Rum yönetiminin tek taraflı “Münhasır Ekonomik Bölge”deki doğalgazı denizaltından boru hattı ile Mısır’daki doğalgaz sıvılaştırma terminaline taşıma oldubittileri kınamalarla geçiştirildi. (DHA, 8.5.18; gazeteler,19.9.2018)

LİBYA İLE “DENİZ YETKİ ANLAŞMASI” BOŞA ÇIKIYOR

Yine ABD ve İsrail desteğiyle Akdeniz ve Ege’de bir nevi kuşatma altına alınan Türkiye’nin “enerji köprüsü” rolünün engellenip enerji denkleminde devre dışı bırakılmasına âdeta seyirci kalındı. 

Türkiye’nin Libya ile Kasım 2019’da Libya ile “Deniz Yetki Alanlarının sınırlandırılmasına İlişkin Mutâbakat Muhtırası”nın imzalandı. Ama Dışişleri Bakanının “Libya’da askeri değil, siyasi çözüm gerekli” dediği süreçte Türkiye’nin Libya iç savaşına asker sevki ile, doğrudan “müdahil” olması, bu anlaşmayı hükümsüz kalmakla karşı karşıya getiriyor. Zira mevzubahis “deniz yetki alanı” Mısır’ın güdümündeki “Doğu Libya”nın uhdesinde kalıyor.

Ve Doğu Akdeniz’in enerji kaynaklarına göz diken emperyallerin hegemonya ve çıkar hesapları uğruna ateşleyip alevlendirdikleri Libya iç savaşı fitnesinde, başkent Trablus’u kuşatan General Hafter’in son aşamada “geri çektirilip” sahildeki petrol bölgesi Sirte ile güneydeki çöl kenti Cufra hattında Libya’yı ikiye bölen Tobruk merkezli “doğu Libya”yı ülkeden koparma senaryosunun sahnelenmesi, Türkiye’nin Libya ile yaptığı “Deniz Yetki Anlaşması”nı boşa çıkarıyor. 

KIYIDAŞ BÖLGE ÜLKELERİYLE İŞBİRLİĞİ…

Güney Kıbrıs üzerinden İsrail ve Yunanistan’ın başını çektiği Konsorsuyuma ABD’den İsrail’e, Fransa’dan Japonya’ya birçok ülkenin şirketleri katılırken, Ankara’nın Libya’daki çatışmalara müdahalesiyle Hafter’e arka çıkan Mısır’ın yanısıra Birleşik Arap Emirlikleri, Körfez ve bölge ülkeleriyle gerginliğin tırmandırılması, Türkiye’yi bütünüyle zora sokmuş durumda.

Özetle, Türkiye’nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki haklarının ve “mavi vatan”ın korunmasını esas alan Libya ile “Deniz Yetki Alanlarının sınırlandırılmasına İlişkin Mutâbakat”ın hayata geçirilmesi için, Ankara’nın Rum Kesimini ve Yunanistan’ı cüretlendirip şımartarak “mavi vatan”ı kaybettiren ufuksuz politikaları bırakması; Akdeniz’e kıyıdaş Müslüman ülkelerle ilişkileri geliştirmesi gerekiyor. 

Aksi halde, Kıbrıs ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını ve hukukunu koruyamaz…

Okunma Sayısı: 1093
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı