"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

ABDULMALİK (Rafael) LABONTE: Peygamberimizin (asm) ve sahabilerin hayatı beni çok etkiliyor

22 Ağustos 2012, Çarşamba
PEYGAMBERİMİZİN (ASM) VE SAHABİLERİN HAYATI BENİ ÇOK ETKİLİYOR. ONLAR, ALLAH’A GÜVENİP DİMDİK DURDULAR. ÇOK BÜYÜK İMTİHANLARDAN GEÇTİLER. ÇOK BÜYÜK SIKINTILARA MARUZ KALDILAR. AMA HEP DAYANDILAR, HEP SABRETTİLER.
 ABDULMALİK (Rafael) LABONTE: Peygamberimizin (asm) ve sahabilerin hayatı beni çok etkiliyor

Adım Abdülmalik. İslâmiyetten önce Rafael ismini kullanıyordum. Şahsî özelliklerimden başlayacak olursak, çok hassas, ama bir insanım. Güvenilir bir insan olduğumu söyleyebilirim. Her zaman ön plânda olmak isteyen birisi değilimdir. Her şeye çok sakin yaklaşırım. Aile ilişkilerine de çok önem veririm. Ailemle her zaman sıcak bir ilişkim olması için uğraşırım. Onlarla bugüne kadar hiç kavga etmemişizdir. Arkadaşlarla ilişkilerim çok güzeldir, genel olarak çok iyi anlaşırız. Okul hayatımda; ne çok çalışkan ne de tembeldim, daima orta kademede bir öğrenciydim. Daha fazla çaba gösterseydim daha başarılı olurdum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim; öğretmenlerimle hep iyi bir uyum içerisindeydim. Küçüklüğümden beri futbolla ilgileniyorum. Futbol kulübünde oynuyorum. İlk olarak yaşadığım şehir Troisdorfda oynamaya başladım. Sonra Siegburga geçtim ve son olarak bir sezondan beri Uckerath da oynuyorum.

MÜSLÜMAN OLDUĞUM GÜNÜ HİÇ UNUTMAYACAĞIM

İslâmiyet hakkında çok bilgiye sahip değildim. Gerçi Müslümanlarla birlikte büyümüştüm, fakat onlar dinlerini yaşayan Müslümanlardan değillerdi… Sonra İslâmiyetle ilgilenmeye başlayınca bu konu benim için daha ilgi çekici bir hâl aldı. Sonunda her şeyi göze alarak Müslüman oldum, Allah’a şükür...
Sebebini bilmiyorum, ama medya İslâm’ı çok kötü tanıtıyor. Bence bu durum insanları olumsuz yönde etkiliyor, Batı’da bir çok insan İslâm’a kötü gözle bakıyor. Maalesef, ailem de öyleydi. Meselâ, bir Faslı veya bir Türkün kavga ettiğini görünce bunu hemen İslâm’a bağlıyorlardı. Halbuki, o insanlara kavga etmelerini din emretmiyor ki…
Ben Müslüman olmadan önce Protestan bir Hıristiyandım. Dindar bir insan değildim, arada bir İncil okuyup, kiliseye giderdim. Ailem de dindar değildi. Bizim yetiştiğimiz ortam buydu…
Müslüman arkadaşlarımdan İncil’in aslının bozulmuş olduğunu öğrendim. İslâm ile ilgilenmemi istediler ve tek doğru yolun İslâm olduğunu bana çok güzel bir biçimde izah ettiler. Müslüman olunca bir çok alışkanlığımdan vazgeçmem gerekecekti. Müslüman arkadaşlarım da dinlerini dört dörtlük yaşayan insanlar değillerdi. Zamanla hayatımda bir boşluk hissetmeye başladım, yaşadığım hayattan memnun değildim. Hayatın anlamını araştırmaya başladım. Hıristiyanlık kafama takılan sorulara cevap vermeyince internetten araştırmaya başladım. Bu araştırmalarımda Pierre Fogel’in videolarını izledim. Artık sorularıma cevap bulmaya başlamıştım. Hayatın anlamını yavaş yavaş öğreniyordum. Daha sonra Müslüman bir arkadaşıma gittim ve ona Müslüman olmak istediğimi söyledim. Onun çok dindar bir abisi vardı, onunla konuştum. Bana sorduğum her şeyi anlattı, ikna oldum. Bir gün sonra, yani 9 Şubat 2009 tarihinde şehadet getirdim ve Müslüman oldum, elhamdülillah. O gün, hayatımın en anlamlı günüdür. Ömrüm boyunca o günü unutmayacağım…

BENİ, İSLÂMİYETTEKİ TEK ALLAH İNANCI ETKİLEDİ
Hatta çok iyi hatırlıyorum, Müslüman olmaya gittiğimde Kelime-i Şehadet sözcüğünü ezberlemiştim. İnternette başka Almanların Müslüman oluşlarını gösteren videoları izledim. Kelime-i Şehadet getirdiklerini gördüm ve ezberledim. Beni İslâmiyette en çok etkileyen: tek bir Allah’a iman edilmesi ve sadece Allaha kulluk edilmesi idi. Diğer dinlerde Allah’a eş değerde tutulan varlıklar var. Meselâ Hıristiyan dininde İsa ve Kutsal Ruh, Allah’la aynı seviyede. Piere Fogel, beni bu anlamda çok etkiledi. O da eski dindar bir Hıristiyandı. O Kur’ân ile İncil arasında kıyaslamalar yapıyordu. İncil’de birçok çelişki olduğunu ve bunun Allah’ın sözü olamayacağını ispat ediyordu.

HAYATIMDAKİ BOŞLUĞU İSLÂM DOLDURDU
Bu adımı kesinlikle atmak istiyordum. Şehadet getirdikten sonra kendimi çok özgür ve rahat hissettim. Bu yolun tek doğru yol olduğuna emindim. Hayatımdaki boşluk bu şekilde kayboldu. Öncesinde hayatımda bir şeyler eksikti, o eksikliği İslâm doldurdu.

NAMAZ KILARKEN ÇOK GÜZEL ŞEYLER HİSSETİM
Şahadet getirirken yanımda bulunan imam bana “güzel bir his dünyasına sahip olduğumu” söyledi. Ondan sonra yatsı namazını cemaatle kıldım. Nasıl kılacağımı tam olarak bilmesem de, cemaate uydum ve namazımı kıldım. Elhamdülillah çok güzel bir duyguydu.
Şahadet getirdikten hemen sonra cemaatle kıldığımız namazın anlamını hemen kavrayamamıştım. Çünkü daha ne yaptığımı tam bilmiyordum. Ama duâları ezberlemeye başlayıp, namaz kılmayı öğrenince, Müslüman kardeşlerimle birlikte namaz kılarken çok güzel şeyler hissettim. Ve Elhamdülillah, ilk günkü heyecanımdan hiçbirşey kaybetmeden aynı hisleri her namazımda yaşıyorum.
Namaz kılabilmem için süreleri ezberlemem gerekiyordu. Bir Müslüman kardeşim en önemli sûre olan Fatiha’yı ve iki sûreyi daha ezberlemem için kâğıda yazdı. Ben onları ezberledim ve sonra ona okudum. Telâffuzumu düzelttikten sonra onları “mp3 çalar”a yükledim ve çokça dinledim. Bu şekilde tam olarak ezberlemiş oldum, şükürler olsun. Kur’ân-ı Kerim’i ilk defa Müslüman olduktan sonra dinledim. Bir namaz sonrası imamın son derece içten okuduğu âyetler benim çok hoşuma gitmişti.

ÇEVRENİN TEPKİLERİ
Müslüman olmayı düşündüğümü ilk zamanlar aileme söylememiştim. Babam bir gün odamda İslâm hakkında kitaplar bulmuş ve çok sinirlenmişti. Uzun bir süre benimle konuşmadı. Ama fikrimden dönmedim ve Müslüman oldum. Etrafımdaki diğer insanlar da babam gibi negatif karşıladılar.
Babam benimle yaklaşık 2 ay hiç konuşmadı. Elhamdülillah, şu an her şey yoluna girdi ve ilişkilerimiz düzeldi. Kardeşlerime gelince onların umurunda bile değildi. Sadece önceden bir şey söylemediğim için biraz kızdılar. Futbol kulübümüzde dinine çok bağlı bir Hıristiyan arkadaşım var. O bunu garip karşıladı ve bir anlam veremedi.
Pozitif tepkilere gelirsek, Müslüman arkadaşlarım çok sevindiler ve beni kucakladılar. Doğru yolu bulduğum için beni tebrik ettiler.
Tepkilere karşı çok sabırlı davrandım. Babamın neden kızdığını anlayabiliyordum. Babam İslâm hakkında medyadan sadece kötü şeyler duymuştu. İki ay babamla konuşmadıktan sonra bunun böyle devam edemeyeceğimi anladım ve ilk adımı attım. Ben ona bunun öyle olmadığını anlattım ve araştırma yapıp “kendi fikri”ni oluşturmasını istedim. Babam da beni anlamaya başladı ve benim İslâm’la birlikte daha iyi bir insan olduğumu gördü şu an her şey yolunda.
Futbol takımımdaki arkadaşlara da çok sabırlı davrandım ve onlara doğru yolu göstermeye çalıştım. Âyetlerle kıyaslamalar yaparak anlattım. İnşallah onlar da bir gün doğru yolu bulurlar.

MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRA HAYATIMDA ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ
Müslüman olduktan sonra hayatımda çok şey değişti. Daha sabırlı, daha anlayışlı hâle geldiğimi gördüm. İslâm dininde sabır göstermek çok önemlidir. Karşılaştığım zorluklara karşı sabrederek Allah’ın sevgisini kazanmaya, Cenneti de hak etmeye çalışıyorum.
Dış görünüşüm eskiden benim için çok önemliydi, artık ona gerektiği kadar önem veriyorum. Camiye gidip namaz kılmak, bana her şeyden fazla mutluluk veriyor.
Bir Müslüman olarak ibadete çok önem veriyorum. Bence ibadet etmek çok önemlidir. Hadis-i şerifleri okuyorum ve Peygamber Efendimizin (asm) neler yaptığını, nasıl yaşadığını görüyorum. Meselâ, Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutuyormuş. Bunu öğrendikten sonra, geçen hafta aynısını ben de yaptım. Allah’ın yardımıyla bu bana zorluk vermedi. Peygamberimizin (asm) hayatını, sünnetini öğrenip hayatımı ona göre tanzim etmeye çalışıyorum. Onun (asm) yaşadığı gibi yaşamayı istiyorum.
Ben Müslüman olduktan sonra, aslında Müslüman olan, ama İslâm’ı yaşamayan pek çok arkadaşım dinini yaşamaya başladı. Ama bir kaçı alışkanlıklarından vazgeçemedi. O arkadaşlardan, bana bir hayır gelmeyeceğinden şimdilik uzak duruyorum. Onlar gerçek bir arkadaş gibi davranmadılar… Diğer arkadaşlarım benden etkilenerek mi ibadet etmeye başladılar, bilmiyorum; fakat öyle oldu ise, buna çok sevinir ve çok şükrederim. Görüyorum ki, onlar benim gerçek dostlarım.

İSLÂM’IN DOĞRU VE GERÇEK BİR DİN DİN OLDUĞUNU ANLATMALIYIZ
Aslında Müslümanlar olarak bizlerin diğer Almanlarla ilgili yapmamız gereken çok önemli işler var. Medya yüzünden İslâm dinine negatif bakan insanlarla konuşmalıyız, İslâm hakkındaki gerçekleri onlara bıkmadan, usanmadan anlatmalıyız. Onlara bir Kur’ân hediye edebiliriz veya onlarla birlikte camiye gidebiliriz. Meselâ, Cuma namazı buna uygundur. Benim daha öğrenmem gereken çok şey var. Ama birisi bana bir şey sorduğunda, ona bildiğim kadarıyla anlatmaya çalışıyorum. İslâm’ın doğru yol ve gerçek din olduğunu kim isterse ona çekinmeden anlatıyorum. Bu benim en başta gelen vazifelerimden bir tanesi.

MEDYANIN İSLÂM ALEYHİNDE YAPTIĞI YAYINLAR
Dediğim gibi medyanın yaptığı yayınlar yüzünden, bazı insanlar İslâm dini ya da Müslümanlar hakkında iyi düşünmüyorlar. Meselâ, bir Müslüman olarak sadece sakalın varsa terörist olarak görülebilirsin.
Oysa İslâm’ın terörle hiçbir ilgisi yok, teröre kesinlikle karşıdır. Meselâ, İslâm dinine göre suçsuz insanlara zarar vermek büyük günahtır. Ama insanlar bunu medyanın İslâm ve Müslümanlar aleyhinde yaptığı yayınlar yüzünden bilmiyorlar. Maalesef İslâm’a ön yargı ile bakıyorlar.
Medyanın bu tavrının, İslâm’ın doğru şekilde tanınması ve yayılması önündeki engellerden bir tanesi olduğunu düşünüyorum.

HACCA GİTMEYİ İSTERİM
Hacca maalesef gidemedim. Hacca gitmeyi, Müslüman kardeşlerimle birlikte olmayı çok isterim. Zaten Hacca gitmek farzdır. Oradan çok büyük beklentilerim var. Her ülkeden Müslümanlar oraya geliyorlar. Onlarla beraber olmak tanışmak çok güzel olmalı.

PEYGAMBERİMİZİN (ASM) VE SAHABİLERİN HAYATI BENİ ÇOK ETKİLİYOR
Peygamberimizin (asm) ve Sahabilerin hayatı beni çok etkiliyor. Onlar, Allah’a güvenip dimdik durdular. Çok büyük imtihanlardan geçtiler. Çok büyük sıkıntılara maruz kaldılar. Ama hep dayandılar, hep sabrettiler.
Peygamberimiz Efendimiz (asm) son derece adil bir insandı. Herhangi bir konuda, bir Müslüman, Müslüman olmayan birisi karşısında haksız durumda olsa, o hep adaletin ve doğruluğun yanında olurdu. Peygamber Efendimizin (asm) ve arkadaşlarının; adil ve doğru sözlü olmaları, Allah’a olan sonsuz güven duymaları, dünya tarihine geçmesi gereken çok etkileyici vasıflarıdır.

MÜSLÜMANLAR, DİNİNİ YAŞAMAYA ÖZEN GÖSTERMELİ
Batı’da yaşayan insanlar İslâm’ın sadece yasaklarını görüyorlar. İçki, zina, faiz, kumar gibi... insana kazandırdığı diğer güzelliklerin farkında değiller. Kendi hayat tarzlarını, kendi kültürlerini iyi görüyorlar. Ölümden sonraki hayatı düşünmüyorlar, ölümü unutuyorlar.
Dinini yaşayan Müslümanların kimseye zararı yok, faydası var. Ama dinini yaşamayan Müslümanların zararı çok. Kavgalara karıştıkları, kötü işler yaptıkları için diğer insanlar İslâm dinine ön yargıyla bakıyorlar. Müslümanlar dini yaşamaya özen göstermeli. Onlar dinini yaşamaya başlasalar, o zaman değişim inanılmaz seviyede olur. Olumsuz bakışlar, ortadan kalkar, hatta olumluya dönüşür.
Son olarak dinini yaşamayan kardeşlerimi uyarmak istiyorum. Onlar Allah’a kulluk etmemiz gerektiğini unutmasınlar. Allah’a yönelsinler, çünkü Allah onları seviyor. Hiçbir zaman ölümü unutmamalıyız. Çünkü her an ölebiliriz. Kimsenin ölmeme hususunda garantisi yok. Kesinlikle namaz kılmalıyız. Allah’a yönelmeliyiz ki, onun Cennetine girebilelim.

MUSTAFA ABLAK
Senarist - Yönetmen
Okunma Sayısı: 1582
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı