“Yeni Asya, Kur’ân’ın bu zamana dersi olarak telif edilen Risale-i Nur Külliyatı’nda ifade edilen ve milletimizin, hatta bütün insanlığın ihtiyaç duyduğu hayat prensiplerini “matbuat lisanıyla konuşturmak” gayesiyle yayın hayatına atıldı.”
Merhum Mehmet Kutlular, geçmiş yıllardaki kuruluş yıl dönümü mesajlarından birinde buifadeleri kullanmıştı. Bu gaye doğrultusunda yoluna devam eden gazetemizin kuruluşunun 57. yıldönümünde, Kutlular’ın hizmet hatıralarını istifadenize sunuyoruz.
GAZETEYE İHTİYACIMIZ VAR
Gazeteye olan ihtiyacın anlaşılması üzerine himmet ve gayretlerde bu yöne doğru bir akış görülmeye başladı.
Böyle bir durumun diğer hizmetlerde herhangi bir aksamaya meydan vermemesini, yine Zübeyir Ağabeyin dirayet, feraset, basiret ve müdebbiriyeti sağlamış oldu. Yani, ne Risale-i Nur ve kitap neşriyatında, ne de dershane hizmetlerinde herhangi bir aksama meydana gelmedi. Çünkü her hizmet ayrı koldan yürütülüyordu.
Risale-i Nur Talebeleri tarafından çıkarılmamasına rağmen, o dönemlerde, Babıâli’de Sabah ve Mehmet Şevket Eygi’nin Bugün isimli gazeteleri, günlük gazete ihtiyacını karşılamak üzere alınıyor, okunuyordu. Hatta abone buluyor, onlara sahip çıkıyorlardı. Bu durum, Zübeyir Ağabeyin ifadesiyle, mealen, şöyle bir cemaatî sıkıntı meydana getiriyordu: “Kardeşlerimiz, o gazetelerin içindeki yazıları, neşriyatı okuyorlar. Bunlar Üstadın mesleğine, meşrebine zıt olan şeyler. Siyasetinden tutun da, hizmet tarzına kadar gazeteyi okuyunca, onun belirli yazarları da var, gazetenin şahs-ı manevîsi var, bir tesiri var. Bir güven veriyor. Ve kardeşimiz, ‘Benden daha iyi biliyorlar’ diye düşünüyor. Böylece o tarzı benimsiyorlar.”

KENDİ GAZETEMİZİ OKUYALIM
Bu durumun hizmetimize sekte vurduğunu, bünyemizde birtakım sıkıntılar meydana getirdiğini yaşayarak görüyordu. Dolayısıyla Zübeyir Ağabey şunu söylüyordu: “Kardeşim, biz haftada bir çıkıyoruz. Bunlar her gün çıkıyor. Dolayısıyla onların yaptığı bu olumsuz etkiyi gideremiyoruz.” Alternatif sunmadan tenkidi yeğlemezdi. Meselâ biz kardeşlere, “‘Kardeşim, bu gazeteleri okumayın!’ desek; onlar, ‘Ne okuyacağız, ihtiyacımız var?’ diye cevap verecekler. O zaman bizim günlük bir gazete çıkarmamız lâzım ki, ‘Kardeşim! Bak o gazeteyi okuyacağına, bizim çıkardığımız bu gazeteyi oku’ diyebilelim.”
NEŞRİYAT HİZMETİMİZE MUSTAFA POLAT İLE BAŞLADIK
Biz, “gazete neşriyatı hizmeti”mize İstanbul’da Mustafa Polat’la başladık. Mustafa Polat’ı Erzurum’dan getirttik. Mustafa Polat cesur, hareketli ve hakikaten idealist bir arkadaşımızdı. Erzurum ona biraz küçük geliyordu. Biz de aramızda konuştuk. Mustafa Polat'a İstanbul'da bir iş bulacaktık.
...Resmî olarak bir âdi komandit şirket kuruldu. Mustafa Polat'la Mehmet Kutlular iki ortağı yapıldı. Mustafa Polat Genel Yayın Müdürü, Mehmet Kutlular da idarî ve malî işlerden sorumlu kişi tayin edildi.

GAZETE GÜNLÜK LAHİKA MEKTUBUMUZDUR
Zübeyir Ağabeyin gazete neşriyatı noktasında bana ölçü teşkil eden bir değerlendirmesini de aktarmak isterim: “Bu gazete bizim için âdeta günlük bir lâhika mektubudur. Sadece Risale-i Nur’un imanî meselelerini okumak, bizim ittihadımızı yeteri kadar temin etmez. Üstadın hayat-ı içtimaiye, hayat-ı siyasiye ve mesleği noktasındaki ölçülerinde de ittifak etmedikçe ve onları Üstada göre anlamadıkça; o ittihat ve ittifakımız tam olmaz. Dolayısıyla bunu da sağlayacak gazetedir.”
“YENİ ASYA” İSMİNİN TESBİTİ
Günlük gazetenin isim tesbiti Zübeyir Ağabey zamanında oldu. Yani o henüz hayatta idi.
Bu isim, teklif edilen birçok ismin arasından seçildi. Tercih noktasında, Üstad Hazretleri’nin âlem-i İslâmda Asya Kıt’ası’nın geniş ve büyük olması yönüyle, “Asya’nın bahtının miftahı meşveret ve şûrâdır” sözünü esas alarak, benzeri işaretler birer sebep olarak addedildi.
Bir diğer husus iddiasız ve mutedil görünen bir isimdi. Ayrıca yayın hayatına geçiş gününden bir önceki gün Asya’yı, Avrupa’ya bağlayan Boğaz Köprüsü’nün temeli atılmıştı. Bu tevafuk da “Yeni Asya” isminin tercihinde rol oynamıştı. Hatta ilk manşetimiz ve Mustafa Polat’ın başyazısının konusu bu haberi duyuruyor ve yorumluyordu. Böylece Yeni Asya 21 Şubat 1970’de yayın hayatına başlamış oldu.

ZÜBEYİR AĞABEY VE YAYIN POLİTİKASI
Zübeyir Ağabey gazeteye çok önem veriyordu. Gazeteyi ve yayın politikasını yakından takip ediyor, şekillendiriyordu. “Hayır böyle değil, şöyle olacak” diye talimatlar veriyordu. Gazete ile ilgili her meseleyi de yakından takip ediyordu. Gazeteye az gelse de, meseleleri telefonla hallediyordu. Süleymaniye’de birlikte kaldığımız için, bu gibi konular problem teşkil etmiyordu; sık sık görüşme imkânımız vardı.
ÜSTADIN MUTEDİL VE HİKMETLİ TARZINI DEVAM ETTİRDİ
Yayıncılık meselelerinde Zübeyir Ağabey, hep Üstadın mutedil ve hikmetli tarzını devam ettirdi ve öyle olunmasını istedi. Aşırılıktan, mümkün mertebe kaçınıyorduk, hâlâ da öyleyiz.
Zübeyir Ağabey siyasî meselelerde de kat’iyen yuvarlak lâflar kullanmazdı. Hatta 1960 İhtilâlinden sonra 61’de partiler kuruluyordu, Adalet Partisi kurulmuştu. O zaman Menderes’in oğlu da dahil, bir kısım eski Demok-ratlar Yeni Türkiye Partisi’ndeydiler. Baskıyla mı, inanarak mı; bilmiyorum. Ayrıca Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi de vardı. Halkın zihni karıştırılmaya çalışılıyordu.
Bir grup, “Demokrat Parti’nin, demokrat misyonun ömrü bitmiştir,” ikinci bir grup da, “Hayır bitmemiştir” diyorlardı.
Bunu diyenler, misyonun Yeni Türkiye Partisi’nde devam ettiğini, Menderes’in oğlu gibi bir takım demokratların da, zaten orada bulunduğunu söylüyorlardı.
Zübeyir Ağabey, “Hayır kardeşim” diyerek, o meseleyi kendisine göre Risalelerden ve Üstaddan deliller getirerek, “Demokrat Parti bitmemiştir, misyonu devam etmektedir. Bu misyon da Adalet Partisi’ndedir” diye kesin ve açık bir şekilde düşüncesini ortaya koyuyor ve sahip çıkıyordu.
Zübeyir Ağabeyde yuvarlak ifade, kesinlikle olmazdı. Hele söz konusu Risale-i Nur, Üstad ve mesleği olduğu zaman... Net, kesin söyler ve tavrını ortaya koyardı. Yanlış anlaşılacakmış, karşıdakiler kırılacakmış, darılacakmış gibi endişelere onun yapısında, bence yer yoktu.

MÜSBET HAREKETTE ISRAR
Zübeyir Ağabey, gazete çıkarmadaki bir gayesi de, “Gerçek İslâm, Said Nursî’nin tarzındadır; o da işte budur” deyip, geniş kitlelere ve devlete “müsbet hareket” modelini anlatmak istemesiydi. Şevket Eygi ve sahibi olduğu Bugün gazetesinin tutumu, bu konuda iyi bir örnek teşkil ettiği için bir parça bahsetmek isterim: İnsanları kışkırtmalara açık toplu eylemlere teşvik ederdi, Şevket Eygi. Bunun en açık örneği “toplu sabah namazları” idi. Müslümanları toplu namazlarla ve toplu hareketlerle radikalize ediyordu. Bu tutumu Üstad Hazretleri’nin sosyal ve siyasî olaylar karşısında takındığı “müsbet hareket” yöntemine zıttı.
Şevket Eygi’nin uygulamaları hakkında -ki vurma-kırmaya ve gövde gösterisine dönük tarafları vardı- “Kardeşim bu İslâm’a zarar verir. Ordu da dahil, ‘İşte bakın Müslümanlar böyle radikal’ diye bir imaj meydana getirir” diyordu.
Zübeyir Ağabey, “toplu namaz”lar ve benzeri radikal hareketlerin tahrik amaçlı olduğunu biliyordu. Bilhassa orduyu ve din karşıtı cepheyi fazla tahrik ettiğini, hatta bir takım müdahaleleri beraberinde getireceği endişesini taşıyordu. Bunların, kışkırtmaya müsait hareketler olduğunu söylüyordu. Bu tip radikal meselelere Zübeyir Ağabey şiddetle karşıydı.
http://yeniasya.com.tr/dizi/gazeteye-ihtiyacimiz-var_470350
https://www.yeniasya.com.tr/dizi/birligimizi-gazete-saglar_470529
https://www.yeniasya.com.tr/dizi/gazete-bizim-icin-gunluk-lahika-mektubumuzdur_469642
https://www.yeniasya.com.tr/dizi/zubeyir-agabey-ustadin-tarzini-yayinda-da-surdurdu_470668
https://www.yeniasya.com.tr/dizi/gazete-musbet-hareketin-bir-ornegidir_470625