"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman amfide

Emine Ç. Sultan
03 Aralık 2019, Salı
Bu yazıyı okuyan çoğu kişi gibi, ben de bilfiil öğrencilik yapıyorum.

On yedinci yılına girdiğim eğitim-öğretim hayatım boyunca pek çok sınav sistemi ve onlarca öğretmen gördüm. Çok iyi hocalarım olduğu gibi, âhirette dava etmeyi düşündüğüm hocalarım da var. Ben bir dil-edebiyat öğrencisiyim ve dil nasıl öğretilmemeli üzerine, üniversite eğitimimizi çok güzel örnek gösterebilirim. Yaşadığım olumlu ve olumsuz tecrübelerde farklı çözüm arayışlarına da gittim. Derdimi biraz daha anlatabileceğimi düşündüğüm hocalarıma hitaben, gördüğüm eksiklikleri ve birtakım çözüm tekliflerini yazmışlığım da var. Fakat çok fazla bir geri dönüşü olmadı bu yaptıklarımın. Ne zaman bir üst mercie başvurmayı düşünsem ve bunu arkadaşlarımla paylaşsam “Sakin ol”, “Boş ver” gibi telkinler önümü kesti. Çok kötü bir sistemin içerisinde sanki o sistem iyiymiş gibi davranmanın ya da “Aman ben mezun olayım da, ne olursa olsun” fikrinin hâkim olduğunu gördüm maalesef. Bu konuda konuşmaya başlarsam anlatacak daha çok şeyim var, ama mezun olmayı bekliyorum. 

Evet, konuyu nereye getirecektim? Üniversite dersleri! Bazen derste düşünüyorum, öğretmen olmaması gereken bu kişi yerine hakikî bir eğitimci olsaydı ya karşımızda. Özellikle Hukuk Fakültesi’nin o yüzlerce kişilik amfilerinde bunu hayâl etmek daha eğlenceli oluyor. Konuşan öğretmenin sesini hayâlen kısıp “Acaba Medresetü’z-Zehra’da eğitim almak nasıl olurdu?” diye hayâl etmek. Düşünsenize Bediüzzaman fakülte derslerinize giriyor ve amfinin önünde yüzlerce kişiye hakikat dersi veriyor. Öyle bir ders ki; ne dünyadan kopuk, ne âhiretten. Sonra diğer bütün büyük zatlar, evliyalar, sahabeler, hatta peygamberlerin dersinize girdiğini hayâl edin. Harika! İmam-ı Rabbanî’den ders almak, Gavs-ı Âzam’dan “Kum Biiznillah”1 sırrını öğrenmek, adalet dersini Hz. Ömer’den, ahlâkı Hz. Osman’dan, ilmi Hz. Ali’den, sadâkati Hz. Ebubekir’den almak. Düşünsenize peygamberlerin öğretim görevlisi olduğu bir üniversiteyi! Hz. Davud’dan mûsikîyi, Hz. İbrahim’den kardeşliği, Hz. Süleyman’dan saltanatı, Hz. Nuh’tan gemi inşa tekniklerini dinlemek… Allah’ım harika olurdu. Geçmiş muhteşem insanlarla dolu! Ve şu muhteşem bir gerçek ki; geçmiş bizim için kocaman bir mezar değil, yok olmuş ve bitmiş değil. Aksine “baştan başa güzel, yeşil bahçelerle nuranî insanların taht-ı riyasetinde ibadet ve hizmet ve sohbet ve zikir meclisleri”,1 Madem bu mübarek zatlar ölmediler, hakikatte diridirler; onlardan ders almak mümkün. Hz. Hızır’ı biliyorsunuz zaten. Celâleddin Sûyutî var mesela; uyanık iken çok defa sohbet-i Nebeviye’ye, Peygamberimiz (asm) ile görüşmeye mazhar olmuş.2 Sonra Bediüzzaman, Rüyada Bir Hitabe’de selef-i salihinden ve a’sârın mebuslarından her asrın mebusları içinde bulunur bir mecliste “felâket ve helâket asrının adamı” olarak asrımızı temsil etmiş, görüşmüş, yani onlarla. Demek ki o yol açık. Çalışırsak biz de bu meclisin bir dersine girebiliriz belki. Yahut bu zatların yazdığı kitaplar birer üniversitedir, hangisine girsek güzel bir ders alabiliriz.

Dipnotlar:

1) Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2017, s. 349

2) Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2017, s. 553

Not: Genç Yorum Kasım sayısından alınmıştır.

Okunma Sayısı: 520
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı