Yapılan resmî açıklamaya göre Adalet Bakanlığı bünyesinde 7 yeni daire başkanlığı kurulmuş. Atılan bu yeni adımın amacı da şöyle ilân edilmiş durumda: “Hedefimiz, daha hızlı, daha etkin ve daha güven veren bir adalet sistemi inşa etmektir.”
Yine ilân edilen yeni bilgiye göre “Faili meçhul cinayetler”de yeni bir dönem açılıyormuş ve Adalet Bakanlığı 75 ilde 693 maktülün adının geçtiği 638 faili meçhul dosyayı yeniden ele alacakmış. (trthaber.com, 25 Nisan 2026)
Bu ve benzeri haberler elbette sevindiricidir. Ancak beraberinde başka sorular da getirir. Bu bilgiler açıklanmadan önce umumî anlamda Türkiye’de bir “hukuk problemi” olmadığı söylenmiyor muydu? Bakanlar ve idareciler hemen her gün ülkemizde hukukun çok iyi işlediğini ve aksi iddiaların temelsiz olduğunu ifade ediyorlardı. Peki, 7 yeni daire başkanlığının kurulması ve hele hele şimdiye kadar “faili meçhul kalmış” 638 dosyanın varlığı tek başına hukuk sahasında yaşanan sıkıntıları göstermiş olmaz mı?
Tekrarlamakta fayda var: Atılan adım doğrudur. Keşke hiçbir cinayet işlenmese ya da işleyenler en kısa zamanda hak ettiği cezayı alsa. Keşke hiçbir cinayet dosyası “faili meçhul” kalmasa. Ancak bu açıklamalardan anlaşılıyor ki toplamda 693 maktulü/katledilen insanı ve yakınlarını ilgilendiren 638 cinayet dosyası çözüm kavuşturulmamış ve failleri “meçhul” kalmış. Bu tablo önümüzde varken, nasıl oldu da düne kadar idareciler “Her şey yolunda, hukuk iyi işliyor” demeye devam etti?
İlgili habere göre Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı,” faili meçhul soruşturma dosyalarını yakından incelemeye almış ve ilk etapta 75 ilde toplam 638 dosya ve 693 maktul için inceleme başlatılmış.
Bu çalışmalar neticesi kaç “faili meçhul” dosyanın aydınlatılacağını elbette bilemeyiz. Bir dosya bile aydınlatılmış olsa yine kârdır. Bununla birlikte adaletin geç tecelli etmesi de başlı başına bir adaletsizlik olduğuna göre cinayet dosyalarının bunca zaman aydınlatılamamış olması sistemdeki arızayı ortaya koymuş olur.
Atılan adım ne kadar doğru ise geç kalınması o ölçüde yanlıştır. Ayrıca bunca “faili meçhul dosya” varken meselenin yeteri kadar gündeme gelmemiş olması, idarecilerin de “her şey yolunda” anlamına gelen beyanları yanlış olmuştur.
Temennimiz ve duamız aydınlatılmamış hiçbir dosyanın kalmaması. Bunu bir yolu da adaletin adil ve hızlı işlemesidir. İdarecilerin unutmaması gereken esas konu budur. Adalet, adalet yine adalet...