"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Din dersi”nden kaçmak mı?

Faruk ÇAKIR
30 Nisan 2026, Perşembe
Eğitim konusundaki sıkıntılar gündemi meşgul ederken, Diyanet İşleri eski Başkanlarından Ali Erbaş’ın “din dersi” konusundaki açıklamaları dertlerin üzerine adeta “tuz ve biber” ekmiş oldu.

Prof. Dr. Erbaş’ın bir TV programında söyledikleri özetle şöyleydi: 

“(Diyanet İşleri Başkanlığı’nın) İl temsilcilerinin verdiği raporlar var. Meselâ bundan 10 ya da 12-13 sene önce başladı bu seçmeli dersler. Kur’ân-ı Kerim seçmeli ders olarak konuldu. ‘Peygamber Efendimizin Hayatı’ seçmeli ders olarak konuldu. Diyelim ki ilk konulduğu sıralarda %30’lar, %25’ler kadar bir okulun öğrencisi seçiyorken, şu anda (derslerin seçilme nispetinin) yüzde 5’lere düştüğünü görüyoruz. (Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak) Seçmeli dersler dönem başlamadan bir ay öncesinden itibaren seçilmeye başlanır. Biz o dönemde Türkiye’nin 90 bin camisinde ‘Muhterem kardeşlerim, seçmeli derslerin seçilme süreci başlamıştır. Lütfen çocuklarınıza Kur’ân-ı Kerîm derslerini, Peygamber Efendimizin Hayatı derslerini seçtirin. Seçilmesine destek olun, yönlendirin’ diye hutbe hazırlattık. Türkiye genelinde yaklaşık 4 bine yakın vaizimizle, Cuma günleri bütün cemaatimizi uyarırız.” (t24.com.tr, 25 Nisan 2026)

Esasında bu sadece “acı itiraf” değil, “çok acı bir itiraf”tır. Gerçekten büyük ekseriyetin Müslüman olduğun beyan eden ülkede velilerin ya da çocukların mensup oldukları dini öğrenmek için verilen dersi seçmemeleri ne ile ve nasıl izah edilebilir? Cuma günleri hutbelerde bu yönde çağrılar yapıldığına biz de şahidiz. Aynı zamanda velilerin ve öğrencilerin bu dersleri seçme noktasında isteksiz davrandıkları da bir gerçek. O halde başta Diyanet camiası olmak üzere bütün STK’lar ve eğitimciler bu mesele üzerinde enine boyuna düşünmek mecburiyetindedirler.

Ne hikmetse dinî meseleler “devlet eliyle” yürütülmeye çalışıldığında ihlas kaçıyor. Öyle olmasını arzu etmeyiz, ama durum böyle. Çoğu kişi hatırlayacaktır ki, 28 Şubat sürecinde küçük yaşta çocukların camilerde Kur’ân öğrenmesi yasaktı, ama aileler ve çocuklar camilere koşuyordu. O dönemde mahallemizdeki cami cıvıl cıvıldı ve çocuklar hem Kur’ân okumayı öğreniyor, hem de dinî bilgileri ezberliyorlardı. Aradan zaman geçti ve Kur’ân okumayı öğrenme dersleri seçmeli olarak okullarda okutulmaya başlayınca camilerden çocuk sesleri azaldı. Bu defa camiye giden çocukları oradaki hocalar, (yaz tatili haricinde, okullar açıkken) “Artık bizim ders vermemize ihtiyaç kalmadı. Okullarda öğreneceksiniz” dediler ve fiilen Kur’ân dersleri tatil edildi. Neticede okullarda öğretilen Kur’ân dersleri camilerde öğretilen gibi olmadı ve çocuklar bu noktada bilgisiz kaldılar.

Tabiî ki “Ne yapılmalı?” sorusuna isabetli ve doğru cevaplar vermek durumundayız. Bunun için de mesele enine boyuna konuşulmalı, tartışılmalı ve ortaya çıkan neticeye göre hareket edilmeli. Bir defa “din dersi” ve benzeri dersler not konusu olmamalı. İşin içine not girdiğinde artık ihlas mı bozuluyor, samimiyet mi kaçıyor belli değil. Ayrıca din dersi ve Kur’ân dersi tamamen gönüllülük üzerine ve isteğe bağlı olmak durumunda. Burada dersi verenin samimiyeti ve ihlası öne çıkar. Öyle hocalar var ki öğrenciler ondan ders dinlemek için koşar. Tabiî ki tersi durumlar da yaşanıyor. O halde en önce hocaları ve öğreticileri eğitmek icap eder. 

Bu çok acı itirafın gerçekleri görmemize ve ona göre hareket etmemize vesile olmasını temenni ediyoruz...

Okunma Sayısı: 1095
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Arda Yıldız

    1.05.2026 14:13:34

    Aynen Özcan hocama katılıyorum. Din derslerinin seçilmesi dinden uzaklaşmayla alakalı değil. Öğrencilerin önündeki sınav kaygısı ile alakalı. Zaten öğrencinin kendisine kalsa en başta beden dersini sonra din derslerini seçer.

  • öğretmen ozcan

    30.04.2026 15:11:01

    Son zamanlarda veliler din derslerini sınav sürecinde önemsiz olarak gördükleri için bu tür dersler yük olarak addediliyor.

  • öğretmen ozcan

    30.04.2026 15:09:19

    Değerli Faruk bey birkaç konuyla ilgili görüşlerimi belirtmek isterim. İmam hatip okulları dışında ilk defa Kur'an dersi mekteplerde verilmeye başlayınca bu orijinal durum halk tarafından nazara dikkat alındı ve rağbet gördü. Üstelik ilk zamanlarda seçmeli derslerin notları da yoktu mesele eğer not ise. Daha sonraki zamanlarda İmam Hatip okulları sayısı arttı ve oralarda bu dersler zaten zorunlu. Yazın camilerde verilen Kur'an dersleri için cami görevlilerine ek ders ödenmeye başlandı. Özellikle Kur'an dersi sınıf mevcudunun yüksek olduğu bir ortamda öğretmek mümkün değil. Yönetmelikte sınıfların ikiye bölünmesi var iken fiiliyatta idareler tarafından uygulanmıyor. Peygamberimizin hayatı dersi ise Din kültüründe tekrar edildiği için öğrenciler aynı bilgileri tekrarlıyoruz kabirinden maalesef derse gereken ilgiyi ve motivasyonu gösteremiyor müfredat çakışması yüzünden.

  • Osman Yıldırım

    30.04.2026 15:03:23

    Son 20 25 yıla kadar din adına siyaset yapanlara yanaşmayan Nurcular bu geleneği ve bu gerçeği gözardı ederek her seçim döneminde Erdoğan dindar diye din istismarcılarıns destek açıklamasında bulundu dolar ve oy vererek destek oldular,oysaki ustad " Din umumun mal ı mukaddesidir tahsis kabul etmez" diyerek dimi siyasetlerine alet edenlere mesafeli durmuştur,fakat ne hikmetse bu gerçek gözardı ederek dindar dindarım yanında olur düz mantığı ile 25 yıldır Nurcuların büyük bir kısmı bu din istismarcilarına destek vermektedir ve bunların işlediği tüm günahlara da ortak olmuşlardır,ve gelinen noktada dindar nesil yetiştirme de hayal olduğu gibi mevcut dini hassasiyetler de erozyona uğramıştır. Devletlerin dini Adalettir diyor hz.Ali, adaletin olmadığı veya yerlerde sürüldüğü günümüz Türkiyesinde din ve dindarlığında zarar görmesi kaçınılmazdır.

  • ERDOĞAN KAPLAN

    30.04.2026 13:32:35

    Selamün Aleyküm sayın yazar siz istediğiniz kadar din dersi verilsin deyin yinede Türkiyemizde okullarda din dersi öğrenmek isteyenlerin oranı yüzde üçü beşi geçmez ÖNCE İMAN DERS ÖNCE İMAN DERSİ ÖNCE İMAN DERSİ koysunlar risale-i nuru okullara ahlaklı genç nasıl yetişirmiş görsünler tutturmuşlar bozuk plak gibi din dersi verilsin birde bunu devlet eliyle veriyorsa hepten facia bizde nur talebeleri olarak diyoruzki ÖNCE İMAN selamün aleyküm

  • Arda Yıldız

    30.04.2026 10:30:01

    Seçmeli dersin nasıl seçildiğini bilmeyenler böyle yorum yapıyor. Öğrencilerin seçmesiyle alakası yok. Norm kadro durumuna göre seçiliyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı