"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Geri adım atmayan bir duruş

Harun SÖZLER
01 Mayıs 2026, Cuma
Hakikat tektir. Değişmez, eskimez; fakat insanın ona bakışı sabit değildir.

Her çağın idrakine göre anlatılsa da bazen anlatıldığı hâlde anlaşılmaz. Anlaşılmadığında ise ilk tepki çoğu zaman tenkittir. Verilen tepkiler; ilimden ziyade kalbin derinliği ve taşıdığı değerlerle ölçülür.

Bunun misallerinden biri de Risale-i Nur’dur. Bu çağın anlayışına göre yazılmış, daha önce benzeri görülmemiş ilmî izahlarla hakikati ortaya koyan bir eserdir. Hakk’ın nurunu bâtılın üzerine aksettiren bir aynadır. Bu aynadan süzülen şavk, kime temas ederse ekseriyetle onun kalbinde dört ayrı tavrı izhar eder: Tenkit, takdir, hayranlık ve tabiyet.

Tenkidin iki gerekçesi vardır: ya bilmemekten ya da bildiği hâlde farklı amaçlara hizmet etmekten kaynaklanır. Araştırmadan reddetmek, anlamadan yargılamak modern insanın en hızlı refleksidir. Ahirzamanın aceleciliği ve kendini “aydın” zanneden zümrelerin kibri, hakikati tartmayı değil, onu susturmayı tercih eder.

Sathî bilgiyle derin hakikatlere hüküm vermek araştırmanın değil, bir savunmanın ürünüdür. Ne var ki tenkit, insafla beslenip sahih bir araştırmaya dönüştüğünde zamanla yerini takdire bırakır.

İnkâr edilemeyen izahlar bu defa takdir edilir. Artık “yanlış” denilemez; bunun yerine “doğru ama…” ile başlayan cümleler kurulur. Bu, takdirin zorunlu tezahür dilidir. Birçok âlim ve münevverin yazdığı yazılar, bu aşamanın bir yansımasıdır. Kabul vardır; fakat mesafe korunur. Takdir, bir ilerleme gibi görünse de çoğu zaman ince bir perdedir. Reddedilemeyen şey ya görmezden gelinir ya da takdir yerini yavaş yavaş hayranlığa bırakır.

İşte burada ince ve tehlikeli bir kırılma başlar.

İnsan, hakikatin yolcusu olmak yerine onun seyircisi olur. Anlatır, över, tavsiye eder; fakat tatbik etmez. Risale-i Nur’un birçok okuyucusunda oluşan derin hürmet ve tazim duygusu, eğer amele dönüşmezse bu merhalede kalır. Oysa hakikat, uzaktan alkışlanacak bir söz değil; içine girilecek bir hayattır. Hayranlıktan ziyade tabiyet ister.

Tabiyet noktasında ise insanı iki kapı karşılar: Biri kurtuluşun ve dava kardeşliğinin, diğeri ise sapmanın başlangıcıdır.

Hakikî tabiyet, şahıslara değil; doğrudan doğruya İslâm’ın kendisine olur. Ölçü şahıslar değil, esaslardır. Kararlar tek bir iradeden değil, istişare ile verilir. Bu düstur, Said Nursî Hazretlerinin kat’î ikazlarıyla açıkça görülür: Şahıs değil, eser; kişi değil, hakikat öne çıkar. Böylece İslâm davası insanların gölgesine girmez; ölçü bir isme değil, bir esasa bağlanır.

Bugün Risale-i Nurları tenkit edenlerin çoğu, o eserlerin müellifini ve eserlerini anlamak bir yana, neyle karşı karşıya olduklarının dahi farkında değildir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri 15'li yaşlarında medrese ilimlerinde icazet almıştır. Bu günümüzdeki doktora ve yüksek lisansn seviyesine eşdeğerdir. Üstelik onlarca temel eseri ezbere bilen, okuduğunu bir defada kavrayan ve ilmî münazaralarda devrin büyük âlimlerini hayrette bırakan bir dahidir. Bu sebeple kendisine “Bediüzzaman” denilmiş; yani zamanın en iyisi...

Fakat mesele yalnız ilim değildir.

Sürgünlerle, mahkemelerle ve hapislerle geçen bir ömürde dahi davasından geri adım atmayan bir duruş…

Ümmetin imanını muhafaza etmek için verilen bir mücadele…

Şimdi insan kendine şu soruyu sormalıdır: Bu eserleri anlamadan tenkit edenler, neyi tenkit ettiklerinin ne kadar farkındadır?

Okunma Sayısı: 176
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı