İsrail’in Filistin’de yaptığı zulüm ve haksızlıkları saymakla bitiremeyiz.
İsrail yıllardan beri kanun ve nizam tanımayan bir anlayışla her adımda keyfilik yaptı ve yapıyor. Zaten bu keyfiliklerini kendi idarecileri de gizlemiyor ve bir bakıma “Biz uluslararası kuralları tanımayız, BM’yi tanımayız. Her istediğimiz yaparız, bunu yapmak da bizim doğuştan hakkımız” diyorlar.
Böyle diyorlar, ama git gide şartlar aleyhinde ittifak ediyor ya da etmek üzere. Düşünün ki İsrail basını bile Tel Aviv yönetiminin son dönemdeki politikaları ile ABD’deki imajına zarar verdiğini yazmış. İsrail merkezli Walla News haber sitesi, İsrail’in ABD’deki imajının Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın ardından derinden zarar gördüğünü ve Tel Aviv’e verilen desteğin hızla azaldığını belirtmiş. Habere göre, uzun yıllar boyunca ABD dış politikasının en istikrarlı unsurlarından biri olarak kabul edilen Washington-Tel Aviv ilişkileri, son haftalarda yaşanan bölgesel gelişmeler ve üst düzey Amerikalı yetkililerin açıklamalarıyla birlikte “radikal bir değişime” şahit olmuş. Söz konusu radikal değişimi açıkça ortaya koyan verilere göre, Amerikalıların yaklaşık yüzde 60’ının İsrail’e olumsuz baktığı, 18-29 yaş arası gençlerin ise yaklaşık yüzde 75’inin Filistinlilere İsrail’den daha fazla sempati duyduğu aktarılmış. Bu oranların daha önce görülmemiş düzeyde olduğu ve geçmişte ABD’de İsrail lehine güçlü bir siyasî fikir birliğinin bulunduğu da hatırlatılmış. (aa.com.tr, 22 Nisan 2026)
Dikkat etmek gerekir ki uygulanan politikalar bakımından Amerika ile İsrail “et ile tırnak” gibi görülür. Dolayısı ile Amerika’da bile kanaatlerin İsrail aleyhine dönmesi çok önemli bir gelişmedir. Yine hatırlanacağı üzere İspanya ve başka bazı Avrupa ülkelerinde de hava İsrail aleyhine dönmüş vaziyette. Dolayısı ile Gazze’de yaşanan zulmün dünya nezdinde böyle bir yansıması olmuş oldu.
Dünyadaki umumî havanın Filistinlilere zulmüyle meşhur olmuş İsrail aleyhine dönmesi uzun dönemde Ortadoğu devletlerinin lehine olan bir gelişmedir. Bu kamuoyunu para ile pul ile yapmak pek mümkün olmazdı. Ama geçen zaman en iyi bir müfessir olduğunu gösterdi ve İsrail artık zulmüyle tanınan ve zulmüyle kınanan bir ülke haline geldi.
En başta olması gereken buydu, ancak başta Amerika olmak üzere bazı Avrupa devletleri İsrail’i kınamaktan hep uzak durdular. Ne zaman ki bu ülkelerin kamuoyu İsrail aleyhinde birleşti o zaman idareciler de mecburen uyandı. Tahmin ediyoruz ki bu kamuoyu baskısı uzun dönende İsrail’i tamamen haksız duruma düşürecek ve var olan bazı desteklerin de kesilmesini netice verecek.
İsrail’in asıl kaybı dünya kamuoyunun kendi aleyhlerine dönmesidir. Benzer şekilde Filistin’in kazancı da “hür dünya”nın İsrail aleyhinde ittifak etmesi ile mümkündür. Hal ve gidiş bunu gösteriyor. İnşallah hür dünya İsrail’e olan her türlü desteği sona erdirir ve Ortadoğu’ya ve dolayısı ile dünyaya da barış gelir...